Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2006/1890 E. 2006/6055 K. 17.04.2006 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/1890
KARAR NO : 2006/6055
KARAR TARİHİ : 17.04.2006

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
K A R A R

Davacı, davalının oğlu ile evlendikten kısa süre sonra 3.8.2004 tarihinde vefat ettiğini, polis olan murisin silah ruhsatının alınması için davalı kayınpederi tarafından vekalet verilmesinin istendiğini, ancak hile ve kandırma ile genel vekaletname aldığını ve muris adına yatan paralar tahsil edilip, kendisine hiç bir ödeme yapılmadığını ileri sürerek, 50.000 YTL.nin faizi ile ödetilmesini istemiştir.
Davalı, davacının kendi isteği ile vekalet verdiğini, kanuni haklarının kendisine ödendiğini savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş, hüküm taraflarca temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre , tarafların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Taraflar arasındaki uyuşmazlık vekalet sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Vekilin mesuliyeti umumi surette işçinin mesuliyetine ait hükümlere tabidir. Vekil müvekkiline karşı vekaleti iyi bir surette önemle ve sadakatle ifa ile mükellef olduğu gibi yaptığı işin hesabınıda vermeye vekil olarak almış olduğu şeyleri müvekkiline tediyeye mecburdur. (BK390-392 md) Davacı, murisi adına bankaya yatırılan paranın vekili olan davalı tarafından bankadan çekilmesine rağmen payının kendisine verilmediğini ileri sürerek tahsilini istemiştir. Böylece davacı davasının vekalet görevinin kötüye kullanılması, özellikle de vekilin … ve sadakatle … görme ve hesap verme yükümlülüğüne aykırı davranılması hukuksal nedenine dayandırıldığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda davalı, tarafların murisi adına olan hesabından bankadan tahsil ettiği paradan davacı hissesine düşen miktarı davacıya ödediğini veya onun talimatı doğrultusunda ödemelerde bulunduğunu kanıtlamakla yükümlüdür. Oysa mahkemece davacının davalıya yemin teklifine hakkı olduğu hatırlatılarak davalının yapmış olduğu yemin, sonucuna göre hüküm kurulmuştur. Hemen belirtilmelidir ki ispat külfeti davalı tarafta olduğuna göre mahkemenin hatırlatması üzerine davalının eda ettiği yemin, davalı yararına hukuksal sonuç doğurmaz. Buna göre davalı vekilin muris adına bankadan ne kadar para çektiği araştırılarak davacı hissesine düşen bedeli ödemesi gerektiğinden bu bedeli davacıya ödediğine ilişkin ispat yükünün davalıda olduğu gözetilerek, davalı vekilin hesap verme yükümlülüğüne ilişkin tüm delilleri istenerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir. Mahkemece ispat yükü yanlış değerlendirilerek yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
3-Kabule göre, davalı kendisini vekille temsil ettirmiş olup, davanın da kısmen kabulüne karar verildiğine göre, reddedilen tutar üzerinden davalı lehine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 12.maddesi gereğince, nisbi vekalet ücretine karar verilmelidir. Davalı lehine maktu vekalet ücretine karar verilmiş olması da usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
SONUÇ: Yukarıda 1.bentte açıklanan nedenlerle tarafların diğer temyiz itirazlarının reddine, temyiz olunan kararın 2.bent gereğince davacı yararına, 3. bent gereğince davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 17.4.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.