YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/2167
KARAR NO : 2006/6883
KARAR TARİHİ : 01.05.2006
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tesbit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
K A R A R
Davacı, davalı ile kardeş olduklarını birlikte ortak işlettikleri bakkal dükkanındaki davalıya ait mülkiyet hakkını 1.000.000.000 TL bedelle satın alıp karşılığında verdiği senetleri ödediğini ancak davalının tapu devri sırasında 5.000.000.000 TL bedelli bono vermesi halinde tapuyu devredeceğini söylemesi karşısında kendisininde teminat olmak üzere bonoyu verdiğini bononun karşılığının olmadığını ve davalının sebepsiz zenginleşmek istediğini ileri sürerek bonodan dolayı borçlu olmadığının tesbitini ve % 40 tazminatın tahsilini istemiştir.
Davalı, duruşmada davaya konu bononun düzenlendiği sırada daha önce bahsi geçen 1997 tarihli sözleşmenin zımnen geçersiz sayıldığını, yeni bir sözleşme yapılmış olduğunu, senet karşılığında gayrimenkullerin devredildiğini savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davacının tapu devri karşılığı daha önce verdiği senetleri ödeyip geri aldığı, resmi akit tablosunda bedelin alındığının yazılı olduğu, davalının hile ile senedi aldığı, parayı almadığını davalının ispatlaması gerektiği, bonoda malen kaydının bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Taraflar arasında düzenlenen 2.3.1997 tarihli harici sözleşme ile davalının dükkan, bağ ve evdeki 1/2 hissesini davacıya 1.000.000.000 TL bedelle satıp karşılığında muhtelif tarihli senetler aldığı, akabinde 2104 parsel numaralı taşınmazdaki 1/2 hissesini 25.11.2004 tarihinde tapuda davacıya devir ettiği uyuşmazlık konusu değildir. Davacı, tapu devri esnasında zorunlu olarak dava konusu bonoyu davalıya verdiğini iddia etmekle, davalıda bono verilmekle yeni bir sözleşme yapıldığını savunmaktadır.
Hemen berlirtmek gerekirki taraflar kardeş olsa dahi, aralarındaki hukuki ilişkiyi senede bağladıkları için olayda tanık dinlenemez ve tanık beyanlarına da itibar edilemez. Davacı, dava dilekcesinde bonoyu teminat olarak verdiğini belirtmiş, duruşmada ise tapuyu alabilmek için zorunlu olarak bonoyu verdiğini ileri sürmüştür. Davaya konu bono 25.11.2004 tanzim, 31.12.2004 vadeli 5.000.000.000 TL bedelli olup, malın kaydını içermektedir. Davacı bononun teminat bonosu olduğunu dava dilekçcesinde ileri sürmüşsede bunu kanıtlayamamıştır. Tapu devir tarihi ile bononun tanzim tarihi aynı olduğu için davacı, bononun teminat bonosu olduğunu ve bononun bedele dahil olmadığını kanıtlamak zorundadır. 2.3.1997 tarihli harici satış sözleşmesi düzenlenip 1.000.000.000 TL satış bedeli kararlaştırılmış ise de, davacı yeni bir bono vermiş olmakla satış bedelinin bono miktarı kadar artırıldığının kararlaştırıldığının kabulü gerekir. Davacının bu durumun aksini yazılı delille ispatlaması gerekir. Mahkemece değinilen bu yön gözetilerek, davacıdan bu hususutaki yasal delilleri ile davalının karşı delilleri sorulup alınmalı hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmelidir. Açıklanan bu hususlar gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırıdır. Bozmayı gerektirir.
2-Bozma nedenine göre davalının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle; temyiz olunan hükmün davalı yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bent uyarınca davalının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 1.5.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.