Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2006/2749 E. 2006/6219 K. 20.04.2006 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/2749
KARAR NO : 2006/6219
KARAR TARİHİ : 20.04.2006

MSB vekili avukat …. ile … San. ve Tic.A.Ş.vekili avukat … … aralarındaki dava hakkında … 4. Asliye Ticaret Mahkemesinden verilen 16.5.2003 tarih ve 803-596 sayılı hükmün Dairenin 15.6.2005 tarih ve 5178-10092 sayılı ilamıyla onanmasına karar verilmişti. Süresi içinde davacı avukatı tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşuldu.
KARAR
Davacı, Kara Kuvvetleri Komutanlığının Olağanüstü Hal Bölgesinde konaklanan birliklerin ihtiyacı için ihale yaptığını, ihaleyi davalının kazandığını, 285 sayılı KHK gereğince satın alınacak malzemenin KDV.den muaf olmasının belirtilmesine, ihale evrakında ve ihale … belgesinde bu hususa açıkça yer verilmesine rağmen davalı şirket yanlışlıkla 312.562.500.000 Tl. ödeme yapıldığını taleplerine rağmen iade edilmediğini öne sürerek 312.562.500.000 Tl.nın tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, aldığı KDVyi Vergi Dairesine yatırdığını, sebepsiz zenginleşmediğini bildirerek, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davalının davacıdan aldığı KDV.yi Vergi Dairesine ödediği gerekçe gösterilerek davanın reddine karar verilmiş; hüküm, her iki tarafça temyiz edilmiş,Dairemizce 15.6.2005 tarihinde onanması üzerine davacı karar düzeltme talebinde bulunmuştur.
1-Toplanan delillerden ve dosya kapsamından davacı idarenin Olağanüstü Hal Bölgesindeki askeri birliklerin ihtiyacı için 250.000 adet K.210 yağmurluk panço kamuflaşlı malzemeleri ihale yolu ile davalıdan satın aldığı, ihale şartnamesi ihale … belgesi ve ihale komisyon kararında açıkça alımın 285 sayılı KHK.kapsamında ve KDV den muaf olarak yapıldığının belirtilmiş olmasına rağmen davalının taahhüt ettiği malzemeleri teslim ettikten sonra sözleşme bedeli dışında ödenen hakedişler tutarı üzerinden hesaplanan 182.812.500.000 TL. ve 129.750.000.000 Tl. olmak üzere toplam 312.562.500.000 Tl. tutarındaki KDV.nin de ödendiği anlaşılmaktadır.
3065 sayılı KDV kanununun 8. maddesinin 2. fıkrası “ Vergiye tabi bir işlem söz konusu olmadığı veya KDV. Fatura veya benzeri vesikalarda KDV. yi gösterenler bu vergiyi ödemekle yükümlüdürler. Bu şekilde ödenen vergilerin indirim hakkına sahip olmayanlara iadesi konusunda … ve Gümrük Bakanlığı yetkilidir” hükmünü getirmiştir.
Az yukarıda da tahsilatlı olarak açıklandığı gibi somut olayda satış işlemi KDV. Ne tabi olmadığı ve dolayısıyla davalı şirketin düzenlediği faturalarında da bu vergileri göstermemesi gerektiği halde bunları gösterip, KDV.leri eklediğine ve bedellerini de davacıdan tahsil ettiğine göre, anılan yasa hükmü karşısında davalı bu vergiyi Vergi Dairesine ödemekle yükümlüdür. Yasa gereği ödemekle yükümlü olduğu vergiyi gerçekten de … olması halinde, davalının her hangi bir sebepsiz zenginleşmesinin olmayacağı, dolayısıyla davacının da yaptığı ödemenin hataya dayandığını ileri sürerek sebepsiz zenginleşme hukuki nedenine dayanarak talepte bulunamayacağı açıktır. Nitekim HGK. nun 22.12.2004 tarih ve 2004/13-707 esas ve 2004/734 karar sayılı ilam da bu yöndedir.
Hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacıdan tahsil edilen KDV bedelini Vergi Dairesine ödenip ödenmediği açıkça tespit edilememiştir. Dosyada KDV.nin Vergi Dairesine ödendiğini gösterir belgeye rastlanılmamıştır. Hal böyle olunca davaya konu edilen KDV bedellerinin ilgili Vergi Dairesine ödenip ödenmediği konusunda taraflardan delilleri sorulup toplanmak , Vergi dairesine yazı yazılıp gerekli inceleme ve araştırma yapılmak bundan sonra konusunda uzman bilirkişi veya kurulundan taraf, hakim ve Yargıtay denetimine elverişli rapor alınmak, talep edilen bu paraların ( bu malın KDV.nin) tamamının Vergi Dairesine yatırıldığının tesbiti halinde şimdiki gibi davanın reddine, tamamının veya belli bir kısmının vergi dairesine ödenmediğinin tespiti halinde ise ödenmeyen miktar kadar davalı sebepsiz olarak zenginleşmiş olacağından bu miktar yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerekir. Mahkemenin bu hususları gözardı ederek eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi bozmayı gerektirir. Karar bu nedenle bozulması gerekirken, zuhulen onandığı be defaki inceleme sırasında anlaşılmıştır. Davacının karar düzeltme talebinin kabulüyle, Dairemizin 15.6.2005 tarihli onama kararının kaldırılması, mahkeme kararının açıklanan gerekçe ile bozulması gerekir.
SONUÇ: Davacının açıklanan gerekçe ile karar düzletme talebinin kabulüne, Dairemizin 15.6.2005 tarih, 2005/5178-10092 karar sayılı onama ilamının kaldırılmasına, mahkemenin 16.5.2003 tarihli kararının BOZULMASINA, 20.4.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.