YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/3178
KARAR NO : 2006/6189
KARAR TARİHİ : 19.04.2006
MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptaline davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı borçlu …’ın aldığı otomobil kredisini ödenmediğini, bakiye borç için yapılan icra takibine itiraz edildiğini ileri sürerek, itirazın iptali ile %40 inkar tazminatının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne,davalı …’ın 01.01.2000 tarihi itibariyle talepte dikkate alınarak … 24.İ cra Müdürlüğü’nün 2000/11533 sayılı takibi yönünden borcunun 5 000 000 000 TL asıl alacak, 938 666 000 TL işlemiş faiz ile BSMV ve masraflar dahil olmak üzere toplam 6 005 579 000 TL üzerinden takibin devamına,asıl alacak üzerinden takip tarihinden itibaren %76.8 faize hükmedilmiş; karar taraflarca temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının tüm, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-İ.İ.K nun 67 … maddesinin 2 nci fıkrası hükmünce, icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının icra hakimliğine başvurmadan, alacağını mahkemede dava ederek, haklı çıkması yasal koşullardandır. Burada borçlunun kötü niyetli itiraz etmiş bulunması da yasal koşullardan değildir. İcra inkar tazminatı, aleyhinde yapılan icra kovuşturmasına itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır.
Bunlardan ayrı; alacağın likit ve belli olması gerekir. Daha geniş bir açıklama ile Borçlu tarafından alacağın … miktarı belli sabit veya belirlenmek için bütün unsurlar bilinmekte veya bilinmesi gerekmekte böylece borçlu tarafından tahkik ve tayin edilmesi mümkün nitelikte olması yeterlidir.
Borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tesbit edebilir durumda ise alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur.Öte yandan alacağın muhakkak bir belgeye bağlı olmasıda şart değildir.
Açıklanan yasal kuralların ışığında takip konusu alacak değerlendirildiğinde icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekir. Mahkemece yanlış değerlendirme sonucu bu istemin reddine karar verilmesi usule ve yasaya aykırıdır. Bozma nedenidir.Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden kararın davacı yararına düzeltilerek onanması usulün 438/7 maddesi gereğidir.
SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle davalının tüm temyiz itirazlarının reddine,2.bent gereğince temyiz edilen kararın “hüküm” başlıklı bölümünün 1.fıkrasının sonucuna “asıl alacak olan 5.000.000.000 TL üzerinden % 40 inkar tazminatının davalıdan alınıp davacıya ödenmesine” sözlerinin yazılmasına, kararın değiştirilen bu şekliyle ONANMASINA, peşin harcın istek halinde taraflara iadesine, 19.4.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.