Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2006/3870 E. 2006/9438 K. 09.06.2006 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/3870
KARAR NO : 2006/9438
KARAR TARİHİ : 09.06.2006

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

K A R A R

Davacı, davalının 411 nolu parseldeki 1/2 hissesini 21.000 YTL ödeyerek satın aldığını, satış işleminin davalı tarafından diğer hissedarına bildirildiğinin belirtildiğini ancak diğer hissedarın şüfa hakkını kullanarak 2.665 YTL karşılığı hisseyi devraldığını, satış bedelinin tahsili için girişilen icra takibine de haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek, 29.210,66 YTL’nin tahsiline, icra inkar tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
Davalı, davacının şüfa davasında hükmedilen bedeli aldığını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece taşınmazdaki davalıya ait hisse bedelinin gerçekte 21.000 YTL olarak ödenmesine rağmen tarafların anlaşmak suretiyle tapuda 2.500,00 YTL gösterilmek suretiyle satış işleminin gerçekleştirildiği, bilahare diğer hisse sahibinin açtığı şüfa davası sonucu taşınmazın geri alındığı, bu durumda davacı zararından davalının sorumlu olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Davacı, 411 nolu parseldeki 1/2 davalı hissesini 21.000 YTL’na satın aldığını, ancak tapudaki resmi senette satım bedelinin 2.500 YTL olarak gösterildiğini, taşınmazın diğer hissedarı dava dışı …’in açtığı dava sonunda 2.665 YTL ödeyerek taşınmazı geri aldığını ileri sürerek, toplam 29.210,66 YTL’nin ödetilmesi için eldeki davayı açmıştır. … Köyü 3 pafta 411 parseldeki 1/2 davalı hissesinin 18.9.2003 tarihinde 2.500 YTL bedel ile davalı tarafından satışın yapıldığı, taşınmazın diğer hissedarının açtığı şüfa davasında ise davalının taşınmazı gerçekte 21.000 YTL’ye sattığını beyan ettiği ve dava dışı … …’in açtığı şüfa davası neticesinde, 2.665 YTL karşılığında satışın iptal edildiği dosya kapsamından anlaşılmaktadır.

Davalı şüfa davasındaki mahkeme içi ikrarında satış bedeli olarak 21.000 YTL aldığını kabul etmiş olup, davanın gerçekte 21.000 YTL ödeyerek satın aldığı taşınmazın yaptığı masraflarla birlikte 2.665 YTL karşılığı elinden çıkması karşısında bir zarar uğradığı açıktır. Ne varki, davacının bu zararına davalının sebebiyet verip vermediği(uygun illiyet bağı) veya davalının bir sebepsiz zenginleşmesinin olup olmadığı üzerinde durulmalıdır. Davacı dava dilekçesinde davalının sorumluluğunu açıklarken, taşınmazın gerçekte 21.000 YTL’ye satışı hususunun davalı tarafından diğer hissedara bildirildiğinin beyan edildiği, oysa böyle bir bildirimin yapılmadığının anlaşıldığını ileri sürmüştür. Oysa, dosya kapsamında davalının böyle bir taahhütte bulunduğuna dair bilgi ve belge olmadığı, dolayısıyla davacının bu iddiasını kanıtlayamadığı anlaşılmaktadır. Somut olayda davalının bir sebepsiz zenginleşmesinin bulunup bulunmadığı meselesine gelince: satıma konu taşınmaz bedelinin gerçekte 21.000 YTL olduğu iddia ve davalının da şüfa davasındaki ikrarından anlaşılmakta olup, davalı satış bedeli olarak taşınmazın … değerini aldığına ve edimlerini yerine getirmek suretiyle taşınmazı davacıya devir ve teslim ettiğine göre, davalının bir sebepsiz zenginleşmesinden söz etmek olanaksızdır. O halde davalıya sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre başvurulması da mümkün değildir.
Gerçekleşen davacı zararının nereden kaynaklandığı irdelendiğinde, bunun tamamen taşınmaz bedelinin resmi senette düşük gösterilmek suretiyle satıştan doğan vergilerden kaçınmaya yönelik davranıştan kaynaklandığı görülmektedir. Davacı da bu surette satımdan dolayı az vergi ödemiştir. Taşınmaz değerinin resmi kayıtlarda az gösterilmesinden dolayı menfaat temin eden davacının neticede bu eyleminden dolayı kendi kusuru ile zarar gördüğü açıktır. Hukukn temel ilkelerine göre hiç kimse kendi kusurundan lehine sonuç çıkaramaz. Böyle olunca, doavacı kendi kusuru ile sebebiyet verdiği zarara katlanmak zorunda olup, mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
2-Öte yandan takip konusu 29.201,66 YTL alacağın 21.000 YTL’si ana para olup, takip tarihinden itibaren ana paraya faiz yürütülmesi gerekirken BK’nun 104.maddesine aykırı olarak faize faiz olacak şekilde 29.201,66 YTL üzerinden faiz yürütülmesi de doğru olmadığı gibi, davacının şüfa davasında lehine hüküm altına alınan satış bedelinin mahsup edilmesi de isabetsiz olup, bozma nedenidir.

SONUÇ: Yukarıda (1) ve (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 9.6.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.