Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2006/404 E. 2006/2913 K. 03.03.2006 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/404
KARAR NO : 2006/2913
KARAR TARİHİ : 03.03.2006

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın zamanaşımı yönünden reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

K A R A R
Davacı kardeşi olan davalıdan 30.000 … … alacaklı olduğunu, bu hususta 24.6.1993 tarihli belgenin düzenlendiğini, paranın vadesinde ödenmemesi durumunda dava dışı …’e ait … satılarak ödenmesinin kararlaştırıldığını, uzun yılardır bu evde oturduğunu, ancak davalının borcunu ödemediği gibi kendine devredilmesi gereken evden de tahliyeyi sağladığını ileri sürerek, 39.500.000.000 liranın faizi ile tahsilini istemiştir.
Davalı, alacağın zamanaşımına uğradığını, borcunu fazlası ile ödediğini savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, alacağın 24.6.1993 tarihinde istenebilir hale geldiği, bu tarihten itibaren 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesi ile davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında düzenlenen 24.6.1993 tarihli belgede aynen; “…’e 1990, 1991, 1992,1993 bütün parası ve hakları ödenmiştir. Geri kalan parası 30.000 gülden borç 1.10.1993 da ödenmediği takdirde …’daki …’e ait ev satılıp Gulden olarak parası ödenecek” ibareleri yazılmış olup, bu belgedeki imza davalı tarafından inkar edilmemiştir. Davacı dava dilekçesi ve yargılama sırasındaki açıklamalarında, davalının bu borcuna karşılık kayden dava dışı kardeşleri … adına, ancak gerçekte davalının olan 3731 ada 66 parseldeki … kendisine verildiğini, uzun yıllardır bu evde oturmakta olduğunu, sonradan yurt dışından gelen davalının önce tapunun adına devrini sağladıktan sonra açtığı dava sonucu kendini tahliye ettirdiğini, borcunu da ödemeye yanaşmadığını bildirmiş ve davacı tanıkları da bu olguları doğrulamışlardır. Gerçekten de söz konusu taşınmazın tapu kaydının tarafların kardeşi olan … adına kayıtlı iken 23.8.2004 tarihinde satıştan davalı adına tescil edildiği, sonra da, davalının 17.4.2004 tarihinde açtığı meni müdahale davası sonunda evi kullanan davacının taşınmazdan tahliye edildiği ve bu kararın 16.1.2006 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır. 24.6.1993 tarihli belge ile kabul edilen borcun ifası uğruna 66 parseldeki ev davacıya teslim ve kullandırıldığına göre davacının bu ev üzerinde kullanımı ve zilyetliği sürdüğü süren zamanaşımının işlediğinden söz edilemez. Kaldı ki, bir an için aksi düşünülse bile, 24.6.1993 tarihli belgede, borcun 1.10.1993 tarihinde ödenmemesi halinde, davalıya ait … satışı koşuluna bağlandığı anlaşılmakta olup, esasen mülkiyeti davalıya ait olduğu halde nam-ı müstear olarak dava dışı … adına tapuya tescil edilen evi davalı 23.8.2004 tarihinde üzerine tescil ettirmiş olup, davalının ifa olanağı ancak bu tarihte başlamıştır. İfanın imkansız olduğu döneme ilişkin zamanaşımının başlamasından da söz edilemez. Öte yandan davalının borcunu ifa edeceği güvenini vererek uzun yıllar evini davacıya kullandırması ve oyalaması karşısında somut olaya özgü olarak zamanaşımı defi’in de bulunması Hukuk Genel kurulunun 12.5.1965 gün ve E.5, K.2003 sayılı kararında da benimsendiği gibi hakkın kötüye kullanılması olur ki bu da hukuken himaye edilemez. Böyle olunca, mahkemece işin esasına girilerek hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken, aksi düşünce ile yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 3.3.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.