YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/8510
KARAR NO : 2008/4081
KARAR TARİHİ : 25.03.2008
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın esas davanın ve karşı davanın kısmen kabulüne karşı davasının reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı avukatınca duruşmalı davalı avukatınca duruşmasız olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vekili avukat … gelmiş, davalı adına gelen olmadığından onun yokluğunda duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacılar, asıl ve birleşen davalarında avukat olan davalının kendilerine vekaleten dava dışı … Büyükşehir Belediyesine karşı tezyidi bedel davası açıp kazandığını, kararı icra takibine koyduğunu, 3.10.1996-9.1.1998 tarihleri arasında toplam 46.800.000.000.000 TL tahsil etmiş olmasına rağmen hisselerine düşen miktarın tamamını ödemediğini, davacılardan … ve …’dan davalının vekalet ücreti alacağı olan 97.000.000 TL düşdükten sonra ödenmeyen bakiye alacak ve işlemiş faiz yönünden icra takibi başlattıkalarını, davalının takibe itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptaline, %40 tazminatın tahsiline karar verilmesini istemişlerdir.
Davalı, tahsil ettiği paraların bir kısmını vekalet ücretine mahsuben aldığını, davacılardan … ile dava dışı kardeşi Muzaffer’in vekalet ücretine karşılık olarak kendine verdikleri 18.000.000.000.000 TL meblağlı 2 adet bonoyu da iade ettiğini davacıların alacaklarının kalmadığını kendisinin alacaklı olduğunu savunarak davanın reddini dilemiş; karşı davasında da kötü niyetli hareket eden her bir davalıdan 10.000.000.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
Mahkemece, 10.4.2000 ve 4.10.2000 tarihli bilirkişi raporu esas alınmak suretiyle davanın kısmen kabulüne, karşı
2006/8510-2008/4081
davanın reddine karar verilmiş; tarafların temyizi üzerine Dairemizce, davaya Baro Hakem Heyeti’nin bakması gerektiği gerekçesiyle bozulmuş; Baro Hakem Heyetinin davacıların davasının kısmen kabulüne, karşı davanın reddine ilişkin kararı, tarafların temyizi ürezine yine dairemizce görev yönünden bozulmuş, görevli mahkemece yapılan yargılama sonucunda bu kez davalının vekalet ücreti alacağı yönünden 5043 sayılı yasa ile değişik Avukatlık Kanunu’nun 164. maddesi kapsamında inceleme yapan 5.9.2005 ve 23.1.2006 tarihli bilirkişi raporları esas alınmak suretiyle davacılardan … yönünden 5.047.45 YTL asıl alacak ve 2.274.56 YTL üzerinden, … yönünden 5.283.81 YTL asıl alacak ve 2.814.13 YTL işlemiş faiz üzerinden, … yönünden 5.283.81 YTL asıl alacak ve 2.397.80 YTL işlemiş faiz üzerinden itirazın iptaline, inkar tazminaıt talebinin reddine, manevi tazminata yönelik karşı davanın da reddine karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre her iki tarafın aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-… 13.Asliye Hukuk Mahkemesince 26.6.2001 tarihinde verilen ilk kararda hükme esas alınan ve Bilirkişi … Mülküs tarafından hazırlanan 4.10.2000 tarihli rapor ve 10.5.2001 tarihli ek raporda davalının davacılar vekili olarak takip ettiği … 5 İcra Müdürlüğünün 1996/2904 esas sayılı dosyası yönünden vekalet ücreti hesabı yapılmadığı gibi anılan rapolarda davalının … 25.Asliye Hukuk Mahkemesinin 1995/1 esas sayılı dosyasıyla karşı tarafa yükletilen vekalet ücreti alacağını tahsilettiği belirtilerek bu yönde hesaplamaya dahil edilmemiş, anılan mahkeme hükmünü temyiz eden davalı açıklanan bu yönleri temyiz sebebi yapmamış, böylece davacılar lehine usuli kazınılmış hak doğmuştur. Kaldı ki Avukatlık Kanunu’nun 171/1 maddesi ve Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 2.maddesi hükmünce avukat işi sonuna kadar takip etmek zorundadır. Ve işi sonlandırdığı taktirde vekalet ücretine hak kazanır. Toplanan delillerden ve dosya kapsamından davalı avukatın anılan icra dosyası yönünden işi sonlandırmadığı gibi … Baro Disiplin Kurulu’nun 4.2.2000 tarih ve 2000/10 sayılı kararında da belirtildiği icra dosyasından tahsil ettiği paraları davacılara intikal ettirmemekten dolayı para cezasına mahkum edilmiştir. Hal böyle olunca anılan icra dosyası yönünden davalı lehine vekalet ücreti hesabı yapılamayacağı gibi, … 25.Asliye Hukuk Mahkemesinin 1995/1-158 sayılı kararı ile karşı tarafa yükletilen vekalet ücretini de zaten tahsil etmiş bulunduğundan hesaplamada bu yön de dikkate alınamaz. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda açıklanan bu ilkelere
2006/8510-2008/4081
uyulmadığı gibi davalı avukatın davacılara vekaleten … 25.Asliye Hukuk mahkemesinde 2.10.1995 tarihinde açtığı dava yönünden de 5043 sayılı yasada değişik Avukatlık Kanunun 164 maddesi ve aynı yasanın geçici 21. maddesi gözetilmek suretiyle hesaplama yapılmıştır. Oysa ki Anayasa Mahkemesi, 8.2.2008 tarihinde Avukatlık Kanununa eklenen geçici 21. maddeyi iptal etmiştir. Bu durumda avukatlık ücretinden kaynaklanan uyuşmazlıklara, sözleşmelerin kuruldukları tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Yasası Hükümlerinin uygulanması gerekir. Davalı avukat, davacılara vekaleten görev üstlenerek 2.10.1995 tarihinde … 25.Asliye Hukuk Mahkemesinde dava dışı … Büyükşehir Belediyesi’ne karşı tezyidi bedel davası açtığına göre açtığı bu dava tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan Avukatlık Kanunun 2.5.2001 tarihinde yürürlüğe giren 4667 sayılı yasayla yapılan değişiklikten önceki 163/son maddesi gereği, yine o tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre anılan dava dosyası yönünden davalının avukatlık ücretini belirlenmesi, belirlenen miktar davacıların davalıya gönderdikleri 2.4.1998 tarihli ihtarnamelerinde kabul ettikleri miktardan az ise kabul ettikleri miktara, aksi taktirde bulunan miktara itibar edilmeli, hak ettiği miktar düşüldükten sonra bakiye davacılara iade etmesi gereken miktar yönünden itirazın iptaline karar verilmelidir. Bu yönler gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm tesisi, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
3-Davacılar, davalıya karşı icra takibinde bulunurlarken asıl alacaklarına işlemiş faizi ekledikten sonra toplam alacak mitarına da tekrar faiz uygulanmak suretiyle faize faiz yürütmüşlerdir. Oysaki BK 104/50 maddesi hükmünce faize faiz uygulanmaz. Mahkemenin bu yönü gözardı ederek yazılı şekilde hüküm tesis etmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle tarafların diğer temyiz itirazlarının reddine, ikinci bette açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davacılar yararına, üçüncü bentte açıklanan nedenlede davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde taraflara iadesine, 550 YTL duruşma avukatlık parasının davalıdan alınak davacılara ödenmesine, 25.3.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.