Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2006/9392 E. 2006/13212 K. 09.10.2006 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/9392
KARAR NO : 2006/13212
KARAR TARİHİ : 09.10.2006

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali-alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı ile bitişik parsel malikleri olduklarını, taşınmazından geçit hakkı tesisi için 1999 yılında davalıya 7000 Mark verdiğini, geçit hakkının tescili için daha önce Sulh Hukuk Mahkemesinde açtığı davanın reddedildiğini, ödediği paranın da iade edilmediğini ileri sürerek, ödediği bedelin ve yaptığı masrafların tahsili için başlatmış olduğu icra takibine yapılan itirazın iptaline, %40 inkar tazminatının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, 1999 yılında geçit hakkı tesis edilmesi için davacı ile 1.500.000.000 TL üzerinden anlaşmaya vardıklarını, parayı peyderpey aldığından, tamamını alıp almadığını hatırlamadığını ancak yabancı para üzerinden anlaşma yapılmadığını, Mark üzerinden para verilmediğini savunarak, davanın reddini dilemiştir
Mahkemece, 7000 Mark karşılığı 5.726,00 YTL ve Sulh Hukuk Mahkemesinde yapılan masraf miktarı 290,40 YTL’nin toplamı olan 6.016,00 YTL üzerinden itirazın iptaline, inkar tazminatının tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında bulunan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir
2-Davacı, taşınmaz üzerinde geçit hakkı tesisi için davalıya 7000 Mark verdiğini belirterek, bu miktar ile yaptığı masrafların tahsili için başlatmış olduğu icra takibine yapılan itirazın iptalini istemiştir. Davalı, davacı ile bu konudaki akdi ilişkiyi kabul etmekle birlikte, yabancı para üzerinden değil, 1.500.000.000 TL üzerinden anlaşma yaptıklarını savunmuştur. Bu durumda davacının, iddiasında olduğu gibi 7000 Mark üzerinden davalıya ödeme yaptığını yasal delillerle kanıtlaması gereklidir. Davalının açık muvafakatı olmadığından, taraflar arasında HUMK’nun 293/1. maddesinde sayılan akrabalık ilişkisi de bulunmadığından, HUMK.nun 288. maddesi gereğince miktar itibariyle olayda tanık dinlenemez. Davacı, 7000 Mark üzerinden davalıya ödeme yaptığını yasal delillerle ispat edememiştir. O halde davalıya, savunmasında bildirdiği gibi 1.500.000.000 TL ödendiği kabul edilerek, anılan miktarın denkleştirici adalet kuralları gereğince dava tarihi itibariyle ulaştığı alım gücü karşılığı üzerinden hüküm kurulması gerekirken, mahkemece olayda tanık dinlenemeyeceği gözardı edilerek, tanık beyanlarına göre 7000 Mark ödendiğinin kabulü ile yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
3-Daha önce, aynı nedenle davacı tarafından Sulh Hukuk Mahkemesinde açılan davada görevsizlik kararı verilmiş olup, o dava için yapılmış olan masrafların davalıdan istenemeyeceği gözardı edilerek, 290,40 YTL’lik Sulh Hukuk Mahkemesinde yapılan masraf nedeniyle de itirazın iptaline karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
4-Vekalet ücretine sadece kabul edilen dava miktarı üzerinden hükmedilmesi gerekirken, davada kabul edilen miktar ile inkar tazminatı toplamı üzerinden davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmiş olması da ayrıca usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: 1. bentte açıklanan nedenlerle davalının diğer temyiz itirazlarının reddine, 2., 3. ve 4. bentler gereğince temyiz edilen hükmün temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 9.10.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.