Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2006/9665 E. 2006/13216 K. 09.10.2006 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/9665
KARAR NO : 2006/13216
KARAR TARİHİ : 09.10.2006

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, 2003 yılında davalıya satmış olduğu 6310 kg biberlerin satış bedeli olan 1.703.700.000 TL’nin ödenmediğini, alacağının tahsili için başlatmış olduğu icra takibine de itiraz edildiğini ileri sürerek, itirazın iptaline, % 40 icra-inkar tazminatının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacı ile hiçbir alış-verişinin olmadığını, biber almadığını savunarak , davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne ilişkin verilen ilk hüküm, davalının temyizi üzerine Dairemizce bozulmuş, mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne, itirazın iptaline, inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, davalıya biber sattığını ve bedelinin ödenmediğini ileri sürerek bu davayı açmış ve delil olarak da 24.9.2003 tarihli … Meyve Ticareti Ltd.Şt. antetli isim ve imza bulunmayan kantar fişine dayanmıştır. Hükmüne uyulan Dairemize ait bozma ilamında da belirtildiği gibi kantar fişinin davalı elinden çıktığına ilişkin delil bulunmadığına göre, bu belgenin yazılı delil başlangıcı olarak kabulüne olanak yoktur. HUMK 293/4 maddesi hükmüne dayanılarak tanık dinlenebilmesi için, teamül unsurunun gerçekleşmesi, bir çevrede her hangi bir hukuki işlemin devamlı olarak senede bağlanmamasının adet haline gelmesi, bu hususun zaman içinde herkesçe uyulmak suretiyle istikrarlı bir nitelik kazanmış olması ve ayrıca kamu oyunda da bu teamüle inanılmış olması gerekmektedir. Mahkemece yapılan araştırmaya ve bilirkişi raporuna dayanılarak teamülün varlığı kabul edilmiş ise de, somut olaya özgü olarak yapılan araştırmanın yeterli olduğu söylenemez. Şöyle ki somut olayda davalının davacının köylüsü olup, sebze alım satım işini bu işe tahsis edilmiş sebze halinde değil üretici olan davacının köyünde gerçekleştirdiği dosya kapsamında anlaşılmaktadır. Dolayısıyla … merkez sebze meyve alım satımına ilişkin teamüllerle birlikte , somut olaydaki özellik dikkate alınarak, üreticiden doğrudan yapılan alımlarla ilgili teamül kurallarının oluşup oluşmadığı üzerinde de durulup araştırılması gerekir. Böyle olunca mahkemece, üreticinin toptan sebze meyve halinde ürün teslim ve bedelinin alınmasına ilişkin teamül yanında, üreticiden kaynağında böyle bir alım-satım ilişkisine göre teamül araştırması yapılması, aynı veya komşu köylerden seçilecek mahalli bilirkişiler dinlenerek gerektiğinde davacının dava dilekçesinde yemin hakkına dayandığı anlaşıldığından davacıya yemin hakkıda hatırlatılarak sonuca gidilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, temyiz edilen kararın temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 9.10.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.