YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/9741
KARAR NO : 2006/14580
KARAR TARİHİ : 07.11.2006
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
K A R A R
Davacı, davalı ile araçlarını karşılıklı olarak takas ettiklerini, kendisinin sözleşmeden … tüm yükümlülüklerini yerine getirmiş olmasına rağmen davalının kendine ait aracın devrini gerçekleştirmediğini, aracı iade ettiğini, sözleşmeden … alacağın tahsili amacıyla davalıya karşı takip başlattığını davalının takibe itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptaline % 40 tazminatın tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, sözleşmede satış bedeli olarak gösterilen 17 500 000 000 TL dan 597 000 000 TL yıpranma bedeli düşülmek suretiyle 16 903 000 000 TL üzerinden itirazın iptaline, inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiş; hüküm taraflarca temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının tüm, davacının sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-İİK’nun 67. maddesinin 2. fıkrası hükmünce icra inkar tazminatına hükmedebilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının icra hakimliğine başvurmadan alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Burada borçlunun kötüniyetli itiraz etmiş bulunmasıda yasal koşullardan değildir. İcra inkar tazminatı aleyhinde yapılan icra kovuşturmasına itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Bunlardan ayrı alacağın likit ve belli olması gerekir. Daha geniş bir açıklama ile borçlu tarafından alacağın … miktarı belli sabit veya belirlenmek için bütün unsurlar bilinmekte veya bilinmesi gerekmekte böylece borçlu tarafından tahkik ve tayin edilmesi mümkün nitelikte olması yeterlidir. Borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunun tespit edebilir durumda ise alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Öte yandan alacağın muhakkak bir belgeye bağlı olmasıda şart değildir. Açıklanan yasal kuralların ışığında takip konusu alacak likit ve muayyendir. Davacı icra inkar tazminatı istemekte haklıdır. Bu isteğin reddedilmiş olması bozmayı gerektirir.
Ne varki bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden kararın düzeltilerek onanması HUMK’nun 438/7 maddesi gereğidir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte belirtilen nedenle davalının tüm, davacının diğer temyiz itirazlarının reddine, ikinci bentte belirtilen nedenle temyiz olunan kararın hüküm fıkrasının (2) numaralı bendin hükümden tamamen çıkarılmasına yerine (Asıl alacağın % 40 ı olan 4 225 750 000 TL inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine fazlaya ilişkin talebin reddine) sözlerinin yazılmasına hükmün düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, aşağıda dökümü yazılı 682.76 YTL. kalan harcın davalıdan alınmasına, peşin alınan harcın istek halinde davacıya iadesine, 7.11.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.