YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/9916
KARAR NO : 2006/13745
KARAR TARİHİ : 17.10.2006
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, 25.7.2001 tarihli harici satış sözleşmesi ile davalıdan 14.000 DM bedel ile taşınmaz satın aldığını, satış bedelinin 7.000.Dm sini ödediğini bakiye bedeli ödeyemediği için sözleşmenin fesih edildiğini ileri sürerek ödediği 7.000 DM’nin tahsilini istemiştir.
Davalı, davanın zamanaşımına uğradığını,davalının taşınmazda kaldığı süre için belirlenecek ecrimisil ile davalıca taşınmaza verilen zararın tenzili edilmesi ve davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davacının satış bedeli olarak 2.000 DM ödemeyi kanıtladığı, taşınmazın üç yılı … süre davacı zilyedliğinde kaldığı için ödenen satış bedelinin kullanım bedeline mahsup edildiğinde davacının alacağının kalmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında düzenlenen 25.7.2001 tarihli taşınmaz mal alım satım sözleşmesine göre davacının, davalıya ait daireyi 14.000 DM bedel ile alım-satımı hususunda anlaştıkları , bedelin 2.000 Dm’si peşin ödendiği, bakiye bedelin 3.000 DM sinin 10.9.2001 tarihinde, 9.000 DM’nin 10.9.2002 tarihinde ödenmesinin kararlaştırıldığı tartışmasızdır. Taraflar arasındaki satım sözleşmesine konu taşınmazın satışın yapıldığı tarihte tapulu olduğu yönünde bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Tapulu taşınmazın satışına ilişkin sözleşme resmi biçimde yapılmadığından hukuken geçersizdir (MK.634, yeni TMK. 706, BK.213, Tapu K.26 ve Noterlik K.60 maddeleri). O nedenle geçerli sözleşmelerde olduğu gibi taraflarına hak ve borç doğurmaz. Bu durumda taraflar verdiklerini haksız iktisap kuralları gereğince geri isteyebilirler. Davacı, ödediği 7.000 DM’nin tahsili isteminde bulunmuş, Davalı davanın zamanaşımına uğradığını,davalının taşınmazda kaldığı süre için belirlenecek ecrimisil ile davalıca taşınmaza verilen zararın tenzili ile davanın reddini savunmuştur. Mahkemece davacının 2.000 DM dışındaki bedeli ödediğini ispatlayamadığını, Davacının yaklaşık üçbuçukyıl taşınmazı kullanması nedeni ile davalının mahsup talebi kabul edilerek davanın reddine karar verilmiştir. Davalı 21 ağustos 2002 tarihli cevabı ihtarında 7.000 DM aldığını kabul ettiğine göre, alım satım bedeli 14.000 DM’nin 7.000 DM’sinin davacı tarafından davalıya ödenmiş olduğunun kabulü gerekir. Taraflar arasında düzenlenen harici sözleşme geçersiz ise de davalı aldığı bedeli iade edinceye kadar davacıdan ecrimisil adı altında bir istemde bulunamaz öte yandan davalı, davacının daireye zarar verdiğini iddia etmiş ancak bu iddiasını kanıtlayamamıştır. Davacının taşınmazı 9.7.2005 tarihinde tahliye ettiği taraflar arasında tartışmasız olduğundan, davacının davalıya ödediği 7000 DM ‘nin davalıdan tahsiline karar verilmesi gerekirken aksi düşüncelerle yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 17.10.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.