Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2007/10130 E. 2007/14763 K. 06.12.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/10130
KARAR NO : 2007/14763
KARAR TARİHİ : 06.12.2007

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davalı avukatı tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde taraflardan gelen olmadığından incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR

Davacılar davalı şirket ile aralarında 7.1.1988 tarihli sözleşme ile adi ortaklık kurulduğunu, sözleşmenin 9. maddesine göre kardan pay alınmadığı için dükkanın malzemesi ve karı üzerinde hak sahibi olduklarını, davacılardan Celal’in 31.12.1997 tarihinde davalı şirketten ayrıldığını, ortaklıktaki kâr payını tesbit ettirdiğini ileri sürerek ortaklığın fesih ve tasfiyesine fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile 49.007.09 DM’nın yıllık %5 faizi ile tahsilini istemiştir.
Davalı, ortaklığın kendiliğinden sona erdiğini kar payının her yıl ödendiğini savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, kesin mehle rağmen ara kararı yerine getirilmediğinden davanın reddine dair verilen karar Dairemizin 19.6.2003 tarih 2003/2535 esas 2003/8121 karar sayılı ilamı ile bozulmuş, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
2007/10130-14763
1-Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki benden kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Mahkemece, davacıların kar payı alacağı olarak bilirkişi raporu ile saptanan 4.899.712.677 TL’nin dava tarihindeki DM karşılığı 25.059.13 DM’nin fiili ödeme günü karşılığının dövize uygulanan en yüksek faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Taraflar arasında yapılan sözleşmede tasfiye payının DM olarak ödeneceğine dair bir hüküm bulunmamaktadır. Davalının bu yönde bir kabulu olduğuda iddia ve ispat edilmemiştir. Bu durumda belirlenen alacağın Türk Lirası olarak tahsiline karar verilmesi gerekirken yanlış değerlendirme sonucu yazılı şekilde DM esas alınarak hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ:Yukarıda birinci bent gereğince davalının diğer temyiz itirazlarının reddine, ikinci bentte açıklanan nedenlerle, temyiz olunan hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde davalıya iadesine, 6.12.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.