Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2007/10902 E. 2007/11153 K. 27.09.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/10902
KARAR NO : 2007/11153
KARAR TARİHİ : 27.09.2007

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki sözleşmenin iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı avukatı tarafınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, vasisi tarafından açılan ve davacının ölümü ile miras şirketi mümessili tarafından takip edilen davasında, davacı …’nin 25.8.1997 tarihinde davalı …’a verdiği vekaletname gereğince, vekili tarafından …’ye ait 247 parsel sayılı taşınmazın 16.2.1998 tarihinde noterde düzenlenen gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi ile davalı …’a satışının vaat edildiği, …’ın da bu satış vaadi sözleşmesine dayanarak hakkında tescile icbar davası açtığını, oysa davacının vekalet verdiği tarihte hukuki ehliyeti bulunmadığını, bu nedenle verilen vekaletname kullanılarak yapılan satış vaadi sözleşmesinin yok hükmünde olduğunu ileri sürerek satış vaadi sözleşmesinin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Davalı …, 16.2.1998 tarihli satış vaadi sözleşmesine dayanarak ferağa icbar davası açtığını, iddiaların doğru olmadığını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, Adli Tıp Raporu gereğince davacının akit tarihinde hukuki ehliyetini haiz olduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Davacının vekili ile davalı … arasında düzenlenen 16.2.1998 tarihli gayrimenkul satış vaadi sözleşmesine dayanılarak davalı … tarafından …/Tekirdağ Asliye Hukuk Mahkemesinin 1998/144 esas sayılı dava dosyası ile tapu iptal ve tescil davası açıldığı ve bu davanın derdest bulunduğu dosyanın incelenmesinden anlaşılmaktadır. Eldeki davanın konusunu oluşturan, gayrimenkul satış vaadi sözleşmesinin ehliyetsizlik sebebiyle yok hükmünde olduğu iddiası, davalı yanca açılan gayrimenkul satış vaadine dayanan tapu iptal ve tescil davasında değerlendirilmesi gereken bir iddiadır. Davacının ayrı ve müstakil bir dava açmakta hukuki yarar bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine karar vermek gerekirken, Mahkemece bu husus gözden kaçırılarak yazılı şekilde esastan inceleme yapılarak hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, kararın gerekçesinin değiştirilmek suretiyle sonucu itibariyle doğru bulunan hükmün onanmasına karar verilmesi HUMK.nun 438/son maddesi hükmü gereğidir.
2-Yazılı gerekçeye göre davacının sair temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ:1 nolu bentte açıklanan nedenlerle sonucu itibariyle doğru olan hükmün gerekçesinin düzeltilerek ONANMASINA, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden tarafa iadesine, 27.9.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.