YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/1144
KARAR NO : 2007/1650
KARAR TARİHİ : 12.02.2007
MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı şirket, “MGD Dershaneleri” ünvanıyla eğitim hizmeti verdiklerini, davalının çocuklarının 2002-2003 öğretim yılında dershaneye devam ettiklerini, 10.8.2002 tarihli sözleşme gereğince bakiye 1.500.000.000 TL’lik ücretin ödenmediğini ileri sürerek, gecikme faizi ile birlikte toplam 3.060.000.000 TL üzerinden başlatmış oldukları icra takibine yapılan itirazın iptaline, %40 inkar tazminatının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, bilirkişi raporu hükme esas alınarak, davanın kısmen kabulüne, ödendiği kanıtlanamayan bakiye 1.200 YTL üzerinden takibe yapılan itirazın iptaline, asıl alacağa takip tarihinden itibaren değişen oranlarda yasal faiz yürütülerek takibin devamına, fazlaya ilişkin istemin ve inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiş, hüküm taraflarca temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının tüm, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-İcra ve İflas Kanunu’nun 67.maddesinin 2.fıkrası hükmünce, icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Borçlunun itirazının kötüniyetli olması ise yasal koşul değildir. İcra inkar tazminatı, aleyhindeki
icra takibine itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Bunlardan başka, alacağın likit ve belli olması da gerekir. Alacağın … miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlar bilinmekte ya da bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından borcun tutarının tahkik ve tayini mümkün ise; başka bir ifadeyle borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tesbit edebilir durumda ise alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Öte yandan, alacağın muhakkak bir belgeye bağlı olması da şart değildir. Açıklanan yasal kuralların ışığında takip konusu alacak değerlendirildiğinde, kabul edilen asıl alacak miktarı üzerinden icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekir. Mahkemece yanlış değerlendirme sonucu bu istemin reddedilmiş olması bozma nedenidir. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi, yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanması HUMK.nun 438/7 maddesi gereğidir.
SONUÇ: 1. bent gereğince davalının tüm, davacının sair temyiz itirazlarının reddine, 2. bentde açıklanan nedenlerle temyiz edilen kararın ‘Hüküm’ başlıklı bölümünün 4. pragrafında bulunan ( Taraf vekillerinin inkar tazminatına yönelik taleplerinin reddine) sözlerinin karardan çıkarılarak, yerine (Davalının inkar tazminatı talebinin reddine, davacının inkar tazminatı talebinin kabulüne, itirazın iptaline karar verilen asıl alacak üzerinden hesaplanacak %40 inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine) sözlerinin yazılmasına, kararın düzeltilmiş bu şekli ile ONANMASINA,peşin alınan harcın istek halinde davacıya iadesine, 12.2.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.