YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/15010
KARAR NO : 2008/4264
KARAR TARİHİ : 27.03.2008
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki sebepsiz zenginleşme ve tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalılar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
K A R A R
Davacı davalıların müşterek malik oldukları tapuya kayıtlı 1854 parsel sayılı taşınmazı davalı …’den 19.6.1995 tarihinde adi yazılı sözleşme ile 500 YTL ödeyerek satın aldığını,108 metrekaresine ev, kalanına bahçe yaptığını,davalının tapusunu vermemesi nedeniyle açtığı tapu iptal davasının reddedildiğini bildirerek,500 YTL taşınmaz bedelinin dava tarihi itibarıyla denkleştirilerek davalı …’den tahsiline,yaptığı binanın dava tarihi itibarıyla rayiç bedelinin ise sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre tüm davalılardan faizi ile tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece ödenen satış bedeli karşılığı olarak 18.937,57 YTL nin davalı …’den,bina bedeli olarak 18.757,44 YTL nin tüm davalılardan tapudaki hisseleri oranında dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile tahsiline karar verilmiş,hüküm davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
1-Davacının davalı …’den 19.6.1995 tarihinde 1854 parseli 500 YTL bedel ödeyerek satın aldığı ve üzerine bina yaptığı hususları taraflar arasında ihtilafsızdır.Davacı bu taşınmazın tapusunun verilmemesi üzerine davalı …’e karşı tapu iptali ve tescil davası açmış 2.5.2006 tarihinde kesinleşen mahkeme kararı ile davanın reddine karar 2007/15010-2008/4264
verilmiştir. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporu uyarınca ödenen 500 YTL bedelin dava tarihi itibarıyla denkleştirilmiş bedelinin davalı akit …’den tahsiline karar verilmiştir.
Taraflar arasındaki satım sözleşmesine konu taşınmazın tapulu olduğu yönünde bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Tapulu taşınmazın satışına ilişkin sözleşme resmi biçimde yapılmadığından hukuken geçersizdir (MK.706, BK.213, Tapu K.26 ve Noterlik K.60 maddeleri). O nedenle geçerli sözleşmelerde olduğu gibi taraflarına hak ve borç doğurmaz. Bu durumda taraflar verdiklerini haksız iktisap kuralları gereğince geri isteyebilirler.
Ne varki hukuken geçersiz sözleşmeden kaynaklanan bu nitelikteki bir uyuşmazlığın haksız iktisap kurallarına göre çözümlenip tasfiye edilebilmesi için öncelikle haksız iktisabın kapsamını tesbitteki ilke ve esasların açıklanmasında zaruret vardır.
Geçerli bir sebebe dayanmaksızın bir kişinin mal varlığından diğerinin mal varlığına kayan değerlerin eksiksiz iadesi denkleştirici adalet düşüncesine dayanır. Denkleştirici adalet ilkesi ise, haklı bir sebep olmaksızın başkasının mal varlığından istifade ederek kendi mal varlığını artıran kişinin elde ettiği bu kazanımı geri verme zorunda olduğunu ve … bir eski hale getirme yükümlülüğü bulunduğunu ifade eder.
Bilindiği gibi ülkemizde yaşanan enflasyon uzun yıllar boyu yüksek oranlarda seyretmiş ve paramızın değeri (alım gücü) de bununla ters orantılı olarak devamlı düşmüştür. Belli bir miktar paranın verildiği tarihteki alım gücü ile aynı miktar paranın aradan geçen zamana bağlı olarak iade günündeki alım gücünün farklı ve çok daha az olduğu bir gerçektir.
Bu güne kadar uygulanan kurallara göre geçersiz sözleşme gereğince alıcının akit tarihinde verdiği paranın aynı miktarda iadesine karar verilmesi, … hayatta büyük sarsıntılara, tutarsızlıklara, adalete karşı var olması gereken güvenin sarsılmasına neden olmuş, kamu vicdanında haklı eleştiri konusu yapılmıştır. Hukuk kuralları, … hayata uygun olduğu, toplumun adalet ihtiyacına cevap verebildiği sürece hayatiyetini devam ettirip saygınlık sağlar ve hukuk kuralı olma özelliğini korur. O nedenle hukuk kuralları, görevli organlarca değiştirilince bu konuda yeni düzenlemeler yapılıncaya kadar zedelenmeden … hayata çağın gereklerine uygun olarak yorumlanıp uygulanmalıdırlar. Bu görevin ise yargıya ait olduğunda duraksamaya yer yoktur. Nitekim gerek Yargıtay kararlarında ve gerekçe öğretide bu görüşe paralel düşünceler bulunmaktadır.
Akit öncesi sorumluluk kurallarının geçersiz sözleşmelerde de uygulanması gerektiği, geçersiz sözleşmelerden dolayı olumsuz zararın istenebileceği, bu zarar kapsamında kaçırılan fırsat karşılığının da bulunduğu, olumsuz zararın bazı … durumlarda olumlu zarar kadar dahi olabileceği, M.K.nun 2. maddesine göre akdin geçersizliğinin ileri sürülemeyeceği hallerdeki zarar kavramları, hep bu zaruretin sonucu ortaya konulan düşünce ve uygulamalardır. Yargının asıl görevi toplumun huzurunu sağlamaktır. Bunun için uygulanması gereken kurallar, mevcut yasaların ışığında bu yasa hükümlerine aykırı düşmeyecek şekilde yorumlanıp uygulanmalıdır.
Hukuken geçersiz sözleşmeler, haksız iktisap kuralları uyarınca tasfiye edilirken, denkleştirici adalet kuralı hiçbir zaman gözardı edilmemelidir. Bu husus hakkaniyetin ve adaletin bir gereğidir. Bu bakımdan iadeye karar verilirken, satış bedeli olarak verilen paranın alım gücünün ilk ödeme tarihindeki alım gücüne ulaştırılması ve bu şekilde iadeye karar verilmesi uygun olacaktır. Aksi takdirde kısmi iade durumu oluşacak, iade dışındaki zenginleşme iade borçlusu yedinde haksız zenginleşme olarak kalacak, iade borçlularının iadede direnmelerine neden olacaktır.
Tüm bu açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında, davalı …, tapulu taşınmazı 19.6.1995 tarihinde davacıya haricen satıp teslim etmiş ve satış bedeli olan 500 YTL yi almıştır. Bu para satış tarihindeki alım gücü ile davalının mal varlığına girip kalmıştır. Harici satım sözleşmesinde tapunun hangi tarihte verileceği konusunda bir açıklık da bulunmamaktadır.
Diğer yandan iadenin kapsamını belirlemede geçersiz sözleşmenin artık ifa edilemeyeceğinin öğrenildiği önem arzeder. İade hakkını kullanmakta geciken alacaklı kendi kusuru ile artan zararını iade borçlusundan isteyemez.
Bu durumda mahkemece yapılacak …; davacının 19.6.1995 tarihinde … olduğu 500 YTL.nin, çeşitli ekonomik etkenler nedeniyle (azalan alım gücünün) (enflasyon, tüketici eşya fiyat endeksi, altın ve döviz kurlarındaki artışlar, memur maaş ve işçi ücretlerindeki artışlar vs.) ortalamaları alınmak suretiyle retle sonuçlanan tapu iptal ve tescil davasının kesinleştiği 2.5.2006 tarihi itibarıyla ulaşacağı alım gücü, yukarıda açıklanan ilke ve esaslar altında ve gerektiğinde bu konuda uzman bilirkişi veya kurulundan nedenlerini açıklayıcı taraf, hakim ve Yargıtay denetimine elverişli rapor alınarak belirlenmeli, bu yolla belirlenecek miktara istemle de bağlı kalınarak ve taşınmazın iadesi şartı ile bulunacak bedele hükmedilmelidir.Mahkemece az yukarıda 2007/15010-2008/4264
izah edilen denkleştirme ilkelerine uygun olmayan ,yetersiz bilirkişi raporu ile dava tarihi itibarıyla denkleştirmeye karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
2-Davacı davalıların 1/3’er hissedar oldukları tapuda kayıtlı taşınmazı hissedarlardan davalı …’den bedelini ödeyerek satın alıp üzerine ev yapmıştır.Bu durumda davacının iyiniyetli olduğundan bahsedilemez.Mahkemece bina bedeli yönünden Bayındırlık Bakanlığı inşaat maliyet çizelgesi uygulanarak dava tarihi itibarıyla rayiç değeri hesaplattırılarak bulunan miktarın tahsiline karar verilmiştir.Oysa davacının hukuki durumu başkasına ait tapulu taşınmaza kendi levazımı ile bina ve eklentilerini yapan kişidir. Ve kötü niyetlidir.Davalıların yapılan binayı benimsediği de ispatlanamadığına göre davacı, binanın yapıldığı tarih itibari ile davalılardan levazımının asgari değerini isteyebilir. Gerek öğreti ve gerekse sapma göstermeyen Yargıtay uygulaması ile asgari levazım değerinin, yapı ve eklentilerinin yapımında kullanılan tüm malzemenin işçilik ve yapımcı karı gibi unsurlar gözetilmesizin piyasadaki en düşük değerlerinden yapım yılı veya yıllarına göre yıpranma payı düşüldükten sonra elde edilecek miktar şeklinde hesaplanacağı da benimsenmiş bulunmaktadır.Mahkemece az yukarıda izah edilen kurallara uygun bilirkişi incelemesi yaptırılıp sonucuna göre(binanın davalılara teslim edilmesi şartı ile)karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
SONUÇ:Yukarıda 1. ve 2. bentte açıklanan nedenle kararın davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, 27.3.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.