Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2007/1767 E. 2007/7005 K. 21.05.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/1767
KARAR NO : 2007/7005
KARAR TARİHİ : 21.05.2007

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
K A R A R
Davacı şirket, davalı kuruma satmış oldukları tıbbi malzemelere ilişkin 6.768.790.314 TL miktarındaki 24 adet faturanın usulüne uygun olarak davalıya gönderilmesine rağmen bedellerinin ödenmediğini, alacağın tahsili için başlatılan icra takibine de itiraz edildiğini ileri sürerek, itirazın iptaline, %40 inkar tazminatının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini savunmuş, birleştirilen … 26. Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan dava ile de, davalı-davacı şirketin yüksek fiyatla tıbbi malzeme satarak kurumu zarara uğrattığını belirterek, 24.632,49 YTL zarar miktarının ödetilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, asıl davanın kısmen kabulüne, 6.786,79 YTL’lik asıl alacağa ilişkin itirazın iptaline, birleşen davanın ise reddine karar verilmiş, hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-HUMK.nun 381 maddesi gereğince mahkeme, hazır olan tarafların iddia ve savunmalarını dinledikten sonra yargılamanın sona erdiğini bildirerek kararını tefhim eder. Kararın tefhimi en az, aynı yasanın 388. maddesinde belirtilen hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur. HUMK.nun 388/son maddesi gereğince de istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenilen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. Yine aynı kanunun 389 maddesinde de hüküm kısmında iki tarafa yükletilen hak ve borçların tereddüde yer vermeyecek şekilde belirtilmesi zorunluluğu tekrarlanmıştır. Aynı maddenin son fıkrası gereğince de zorunlu nedenlerle yalnız hüküm sonucunun tefhim
edildiği hallerde, gerekçeli kararın sonradan belli bir süre içinde yazılması mümkündür. Bu gibi hallerde de HUMK.nun 388 maddesine uygun olarak tarafların hak ve yükümlülüklerini açıkça gösteren kısa karar ile daha sonra yazılan gerekçeli kararın birbirine uygun olması zorunludur. Esasen kısa kararı yazıp, tefhim etmekle davadan elini çekmiş olan hakimin artık bu kararını değiştirmesine yasal olanak da yoktur. Öte yandan kısa kararla gerekçeli kararın birbirinden farklı olması yargılamanın aleniyeti, kararların alenen tefhim olunmasına ilişkin Anayasanın 141. maddesi ile HUMK.nun yukarda değinilen buyurucu nitelikteki maddelerine de aykırı bir durum yaratır. Ayrıca bu husus kamu düzeni ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir görevdir.
Davacı, icra takibinde alacağını “…takip tarihinden itibaren işleyecek %15 faizi ile” talep etmiş olup, temyize konu davada, kısa kararda “Davanın kısmen kabulüne, 6.768,79 YTL asıl alacağa ilişkin olarak yapılan itirazın iptaline” denilmekle asıl alacağa takip talebinde olduğu gibi takip tarihinden itibaren %15 faiz yürütülmesine karar verilmesine rağmen, gerekçeli kararda ise, “Davanın kısmen kabulüne, takibe yapılan itirazın 6.768,79 YTL asıl alacak miktarı üzerinden iptali ile takibin 6.768,79 YTL’ye icra takip tarihinden itibaren tahsil tarihine kadar değişen oranlarda yasal faiz uygulanmak üzere devamına” şeklinde hüküm kurulmuş olması, az yukarda açıklanan kısa kararla gerekçeli kararın birbirine uygun olması gerektiğine ilişkin ilke ve yasa hükümlerine aykırı olup, kararın bozulmasını gerektirir. Mahkemece 10.4.1992 tarih ve 1991/7 Esas 1992/4 sayılı İçtihatı Birleştirme Kararında da benimsendiği gibi kısa karar ile bağlı kalınmadan, ancak kısa karar ile gerekçeli karar arasındaki çelişki giderilecek şekilde yeniden bir karar verilmesi için hükmün bozulması gerekmiştir.
2-Bozma nedenine göre davalının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün BOZULMASINA, 2.bent gereğince davalının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, 21.5.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.