Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2007/2180 E. 2007/6888 K. 17.05.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/2180
KARAR NO : 2007/6888
KARAR TARİHİ : 17.05.2007

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı adına trafikte kayıtlı aracı 12.4.2002 tarihli harici sözleşme ile satın ve teslim aldığını, sözleşmede yazılı olduğu gibi satış bedelini 27.000.000.000 TL olarak nakten ve defaten ödediğini,satış tarihinde üçüncü kişinin rehin hakkı oluğu için kaldırılmasını müteakip aracın devrinin verilmesinin kararlaştırıldığını, ancak aracın elinde iken davalının muvazaalı olarak borçlandığı kişinin başlattığı icra takibi nedeniyle aracın haczen elinden alınarak takip alacaklısına teslim edildiğini, icra dosyasında alacağın haricen alacaklıya ödenmesi nedeniyle aracın davalıya teslim edildiğini, ancak aralarındaki satış sözleşmesi nedeniyle ödediği 27.000.000.000 TL satış bedelinin geri ödenmemesi nedeniyle evvelce Kırıkkale 1.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2002/373-2003/907 esas ve karar sayılı dava dosyası ile 27.000.000.000 TL satış bedelinden kaynaklanan alacağının fazlaya ait hakları saklı kalarak 210.000.000 TL nin tahsili için açtığı davanın kabul edildiğini ve kesinleştiğini,bu kez fazlaya ilişkin saklı tutuğu hakkından 26.790.000 TL’nin tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı, önceki kısmi davada kendisine usulüne uygun tebligat yapılmadığını bu yüzden davadan haberdar olamadığını, kararı dava dilekçesinin tebliği ile öğrendiğini, temyiz edeceğiden kesin hüküm oluşturamayacağını zira taraflar arasında gerçekte satım ilişkisinin olmadığını, kendisinin hissedarı olduğu dava dışı şirkete borç verdiğini iddia eden davacının dönemin şirket yöneticileri ile birlikte hareket ederek düzenlenen senedin davacı lehtar tarafından dava dışı … … aracılığı ile takibe konulduğu, icra tehdidi altında takip borcuna mahsuben davacı ile yapılan anlaşma protokolüne göre davacıya 27.000.000.000 TL karşılığı
aracını verdiğini,karşılığında bedel almadığını,ayrıca şirketin borcunu ödemesi nedeniyle artık aracın devrini davacıya vermeye gerek kalmadığı gibi kendi alacaklısının yaptığı takip nedeniyle aracın haczen davacı elinden alındığı,icra takibi borcunu haricen ödemesi nedeniyle aracını geri aldığını,halen bu konuda mevcut devam eden davalar bulunduğunu,şirketin icra takibi yapılan borcunun ödenmesi amacıyla yapılan protokole göre, 27.000.000.000 TL için teminat olarak verilen,bilahare ödenen borç ilişkisi nedeniyle araç satış sözleşmesi yapılmış gibi yanıltıcı açıklamalarla yokluğunda yapılan yargılamadan faydalanarak kısmi davanın kabulü kararı alındığını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, kısmi davada, taraflar arasındaki satış ilişkinin şirketin borcunun tasfiyesi amacıyla yapıldığı, taraflar arasında ayrıca imzalanan satış sözleşmesine dayanılarak … ilişki saklanarak mahkemenin yanıltıldığının icra dosyası, şirket tarafından açılan dava,şirket yöneticileri hakkındaki soruşturma ve tüm dosya kapsamına göre,şeklen geçersiz araç satışı nedeniyle davacının davalıya para ödemediğinin anlaşıldığı gerekçesi ile ve dosyaya sunulan delillere göre davanın reddine karar verilmiş; hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Kırıkkale 1.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2002/373-2003/907 esas ve karar sayılı dava dosyasının incelenmesinde,davacının 19.6.2002 günlü dava dilekçesi ile 12.4.2002 tarihli araç satış sözleşmesi ile davalının aracını satın alıp 27.000.000.000 TL bedeli nakten ve peşinen ödediği,devrin verilmemesi halinde aracın satış bedelinin faiziyle tahsilinin kararlaştırıldığı halde,sözleşmeden sonra borçlanılan senede dayalı icra takibi sırasında aracın davalının alacaklısının yaptığı icra takibinde haczen elinden alınarak davalıya teslimi nedeniyle ödenen satış bedelinin şimdilik 210.000.000 TL sinin tahsili için dava açıldığı, davalının araç satışı nedeniyle noterde bizzat davalı tarafından verilen vekaletnamede ve bilahare azilnamede gösterilen davalı adresinin davalıyla ilgisinin olmaması nedeniyle, davacının tesbit ettiği davalının hissedarı ve yönetim kurulu başkanı olduğu şirketin merkezinin bulunduğu adrese yapılan tebligatın, aynı işyerinde çalışan daimi işçisine tebliğ edildiği ancak yargılamaya katılmadığı, delil sunmadığı,davanın kabulüne ilişkin kararın aynı adrese tebliği sırasında bu kez tanınmadığı şeklindeki tebligat bilgileri üzerine Tebligat Kanununun 35.maddesine göre yapılarak 27.7.2005 tarihinde kararın kesinleştirildiği anlaşılmaktadır.
2007/2180-6888
Davalının, incelenen evvelki davada usulsüz tebligat yapılarak haklarının kısıtlandığı, dava dilekçesinin
tebliği ile karardan haberdar olduğunu beyan etmesine rağmen kısmi dava dosyasının ve devam eden yargılamada davalı beyanlarından anlaşıldığına göre, önceki karar hakkında davalı tarafça temyiz başvurusu yapılmamıştır.
Davacı, kesinleşen kısmi davanın kabulü nedeniyle bu kez fazlaya ilişkin alacağının tahsili için eldeki davayı açarak yine 12.4.2002 tarihli araç satış sözleşmesine dayanmıştır.Davalının az yukarıda cevap dilekçesinde bildirdiği satışın … bir araç satışı değil dava dışı şirketin borcunun tasfiyesi sırasında teminat olarak verildiği ve borcun şirket tarafından ödenmesiyle araç devri yükümlülüğünün kalmadığı,bedel almadığı şeklindeki savunma karşısında davacı tarafça,Kırıkkale icra müdürlüğünün 2002/657 sayılı takip dosyasında şirket yetkilileri ile takip alacaklısı ciranta ve senet lehtarı davacı arasında,şirketin borcunun 60.000 YTL olarak belirlenip bunun 27.000 YTL lik kısmı için davalının aracının,takibe konu senedin lehtarı olan kendisine verilmesinin kararlaştırıldığını,bu taahhütname uyarınca takip alacaklısının takipten feragat ettiğini, bu nedenle davalı ile 12.4.2002 tarihli araç satış sözleşmesi yapıldığını,araç devrinin verilmediği takdirde bedeli olan 27.000 YTL nin faiziyle ödenmesinin kararlaştırıldığını,aracın muvazaalı takip nedeniyle haczen elinden alınması nedeniyle araç satış sözleşmesindeki araç bedelinin tahsiline dair şartın gerçekleştiğinden bu davanın açıldığını,araç bedeli karşılığının taahhütnamede gösterildiğini ayrıca araç satış sözleşmesindeki nakten ve peşinen 27.000 YTL nin davalı tarafça alındığına ilişkin yazılı beyanın bağlayıcı olduğunu bildirmiştir.
Kısmi davanın kabulüne karar verilmesi halinde bu karar alacağın kalan kısmı için açılacak ek davada kesin delil teşkil eder. 2002/657 sayılı dava dosyası kesinleştiğinden taraflar arasında harici araç satışına ilişkin sözleşme olduğu ve davacının satış bedelleri davalıya ödendiği kesinleşmiştir. Bu durumda davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle temyiz olunan kararın davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 17.5.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.