YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/2267
KARAR NO : 2007/7973
KARAR TARİHİ : 06.06.2007
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak ve tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı avukatı tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vekili avukat … gelmiş davalı adına gelen olmadığından onun yokluğunda duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı,davalının yurtdışında bulunan bankadan 13.12.1993 tarihinde kullandığı kredi için kefil olduğunu,, borcun ödenmemesi üzerine kredi borcunu kendisinin ödemek zorunda kaldığını ileri sürerek ödediği miktarın tahsili ile olay nedeniyle duyduğu üzüntü nedeniyle manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir..
Davalı, zamanaşımı süresinin dolduğunu savunmuş, esastan da davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davacının dava dışı bankaya 1.10.1998 tarihinde yaptığı son ödeme tarihinde zararının ve rücuen alacak hakkının doğduğunu öğrendiğinden BK.nun 66. ve B.K.60 maddesindeki zamanaşımı süresinin 1.10.1998 tarihinde başladığı 1 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu ,gerekçesiyle zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı kefalet aktine dayanarak dava dışı bankaya ödediği bedelin halefiyet ilkesi gereği rücuan tahsili talebi ile istemde bulunmuştur.Hal böyle olunca taraflar arasında uyuşmazlığın sözleşme ilişkisi kapsamında kaldığı ve bu nedenle de BK.nun 125. maddesi uyarınca 10 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğunun kabulü gerekir.
2007/2267-7973
Eldeki davanın 26.4.2005 tarihinde ve alacak muaccel olduktan sonra 10 yıllık zamanaşımı süresi dolmadan açıldığı gözetildiğinde davada zamanaşımı süresinin dolmadığının kabulü zorunludur. Mahkeme değinilen bu yön gözetilerek işin esasına girilip hasıl olacak sonuca uygun karar verilmesi gerekirken zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır. Bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; temyiz olunan hükmün davacı yararına BOZULMASINA, 500.00 YTL duruşma avukatlık parasının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden tarafa iadesine, 6.6.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.