Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2007/2916 E. 2007/8485 K. 18.06.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/2916
KARAR NO : 2007/8485
KARAR TARİHİ : 18.06.2007

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki manevi tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı avukatı tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı … Sağ. Hiz. vekili avukat … gelmiş, diğer davalı ve davacı tarafından gelen olmadığından yokluğunda duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, şiddetli bel ve bacak ağrıları nedeniyle 3.9.2003 tarihinde davalı Hastanenin nöroşirurji servisinde görevli diğer davalı Dr. …’a muayene olduğunu, 8.9.2003 tarihinde de aynı doktor tarafından ameliyat edildiğini, ağrılarının devam etmesi nedeniyle 9.9.2003 tarihinde ikinci kez ameliyat edildiyse de sağlığına kavuşamadığını, ilk ameliyat sırasında omirilik zarının hata sonucu yırtıldığını, bu yırtığın tutkalla yapıştırılmaya çalışıldığını, kullanılan tutkalın sinirlere baskısı sonucu ağrıların oluştuğunu, ikinci ameliyatla tutkalın çıkarıldığını davalı Hastanede görevli başka bir doktordan öğrendiğini, davalı Hastaneye güveni kalmadığından 17.9.2003 tarihinde Alman Hastanesinde yeniden tedavi edildiğini, operasyonla belkemiği içine ince bir hortum takıldığını, evinde 26.9.2003 tarihine kadar yatmak zorunda kaldığını ileri sürerek, yanlış tedavi nedeniyle yaşadığı stres, üzüntü ve sıkıntılar nedeniyle 30.000.000.000 TL manevi tazminatın ilk ameliyat tarihi olan 8.9.2003 tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
2007/2916-8485
Davalılardan Dr …, ameliyatta herhangi bir kusurunun olmadığını, bu tür ameliyatlarda oluşabilecek bir komplikasyonun meydana geldiğini savunarak davanın reddini, diğer davalı ise Hastaneye husumet yöneltilemeyeceğini bildirerek, davanın husumet nedeniyle reddini dilemiştir.
Mahkemece, Adli Tıp Raporu gereğince davalı doktora atfı kabil bir kusur bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Davacı, davalı Hastanede diğer davalı doktor tarafından gerçekleştirilen hatalı ameliyat nedeniyle omirilik zarının yırtıldığını, bu nedenle yeniden başka yerde tedavi olduğunu ileri sürerek, uğramış olduğu sıkıntı ve üzüntüler nedeniyle manevi tazminat talebine bulunmuştur. Uyuşmazlık, uygulanan tedavi ve ameliyatta davalı doktorun herhangi bir kusurunun bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
Davadaki ileri sürülüşe ve kabule göre davanın temelini vekalet sözleşmesi oluşturmaktadır. Eş deyişle dava, davalının vekalet sözleşmesinden kaynaklanan özen borcuna aykırılık olgusuna dayanmaktadır. (BK:386, 390 md)
Vekil, … görürken yöneldiği sonucun elde edilmemesinden değil de bu sonuca ulaşmak için yaptığı uğraşların özenle görülmemesinden sorumludur. Vekilin sorumluluğu, genel olarak işçinin sorumluluğuna ilişkin kurallara bağlıdır. (BK:390/11) vekil, işçi gibi özenle davranmak zorunda olup, hafif kusurundan bile sorumludur. (BK.321/1) O nedenle doktorun meslek alanı içinde olan bütün kusurları (hafif de olsa) sorumluluğun unsuru olarak kabul edilmelidir. Doktor, hastanın zarar görmemesi için yalnız mesleki değil, genel hayat tecrübelerine göre herkese yüklenebilecek dikkat ve özeni göstermek, tıbbi çalışmalarda bulunurken bazı mesleki şartları yerine getirmek, hastanın durumuna değer vermek, tıp biliminin kurallarını gözetip uygulamak, tedaviyi her türlü ihtiyat tedbirlerini alarak yapmak zorundadır. Doktor, ufak bir tereddüt gösteren durumlarda bu tereddüdü ortadan kaldıracak araştırmalar yapmak ve koruyucu tedbirler almakla yükümlüdür. Çeşitli tedavi yöntemleri arasında seçim yaparken hastanın özelliklerini gözönünde tutmalı onu gereksiz risk altına sokmamalı, en emin yolu tercih etmelidir. Müvekkil durumundaki hasta, doktor olan vekilden, titiz, dikkatli ve özenli davranılmasını beklemekte haklıdır. Özen göstermeyen bir vekil, BK. 394/1 uyarınca vekaleti gereği gibi ifa etmemiş sayılmalıdır.
2007/2916-8485
Somut olayda, Davacının … … Hastanesinde davalı Dr. … tarafından bel fıtığı tanısı ile 8.9.2003 tarihinde ameliyat edildiği, hastanın bel ağrısı şikayetleri üzerine 9.9.2003 tarihinde ikinci ameliyatın yapıldığı, ağrı ve ameliyat bölgesindeki akıntının devam ettiği, Alman Hastanesinde 18.9.2003 tarihinde akıntının geldiği yere stapler ile müdahale edilip yüksek doz antibiyotik tedavisine başlandığı, aynı tarihte hastaya sol yan pozisyonda katater takıldığı, … ile 29.9.2003 tarihinde taburcu edildiği anlaşılmaktadır. Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulunda 18.3.2006 tarihinde yapılan muayenede, hastanın serebellar sistem muayenesinin normal olduğu, sfinkter kusuru olmadığı, alt ekstremitede kas gücü normal, reflekslerin zayıf ve simetrik alındığı, diğer muayene bulgularının normal olduğu açıklanarak, verilen 3.4.2006 tarihli raporda da, “adli ve tıbbi bilgilerin değerlendirilmesi sonucunda, davacıya 8.9.2003 tarihinde Dr. … tarafından yapılan bel fıtığı ameliyatı sırasında meydana gelen dura yırtığının sık görülen bir komplikasyon olduğu, aynı seansta onarımı cihetine gidilmesine rağmen başarılı olmaması nedeniyle reeksplorasyon önerildiği, ancak hastanın bu ameliyatını kendi isteği ile başka yerde yaptırdığı, hastaya uygulanan tedavi ve ameliyatların tıp kurallarına uygun olduğu” belirtilmiştir. Mahkemece Adli Tıp Raporu gereğince davanın reddine karar verilmişse de, anılan rapor, davalıya yapılan tedavi ve uygulanan ameliyat nedeniyle gerekli özenin gösterilip gösterilmediği, bu tip komplikasyonlara hangi sıklıkta ve ne gibi durumlarda rastlandığı, doğabilecek komplikasyonlara karşı hastanın bilgilendirilip bilgilendirilmediği, tedavi ve ameliyatta herhangi bir hata, ihmal olup olmadığı konularında açıklama içermediğinden, olayda davalıların kusurlu olup olmadığının tespitine yeterli değildir. Bu rapora dayanılarak hüküm kurulamaz. O halde mahkemece, hastanın gerek davalı Hastanede gerekse Alman Hastanesinde yapılan ameliyat ve tedavilerine ilişkin tüm bilgiler, ameliyat ve tabela kağıtları, varsa çekilen filmler, sonografik inceleme raporları, epikriz ve Adli Tıp Raporu birlikte gönderilip, Üniversite Öğretim Üyelerinden oluşturulacak, nöroşururji hastalıkları konusunda uzman, akademik kariyere sahip üç kişilik bilirkişi kurulundan, davacıya uygulanan tedavi ve ameliyatta davalı doktora atfı kabil bir kusur olup olmadığı konusunda, nedenlerini açıklayıcı, taraf, mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli rapor alınarak, davalı doktorun az yukarda açıklanan ilke ve esaslara göre kusurlu olup olmadığı belirlenmeli, sonucuna göre karar verilmelidir. Eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
2007/2916-8485
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz edilen kararın temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden tarafa iadesine, 18.6.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.