Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2007/4266 E. 2007/10168 K. 17.07.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/4266
KARAR NO : 2007/10168
KARAR TARİHİ : 17.07.2007

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak muarazanın giderilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı asıl davanın kısmen kabulüne kısmen reddine birleşen davada … hakkındakidavanın reddine, davalı … Menkul Kıymetler A.Ş hakkındaki davanın kasulüne yönelik olarak verilen hükmün davalı … avukatı tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere … kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı vekili avukat … … ile davacı vekili avukat …’ın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalının kendisinden aldığı 1 410 000 USD borç karşılığı 15.3.1999 tarihli taahhütnameyi verdiğini, 15.3.2000 tarihine kadar ödenmez ise tüm menkul ve gayrı menkullerine ihtiyati tedbir konulması, bankalardaki paraların kendisine temliki ile … menkul kıymetler AŞ deki hisse senetlerinin ve naktinin kendisine virman edilmesini kabul ettiğini, ancak verilen 15 günlük ek süreye rağmen borcun ödenmediğini ayrıca davalı tarafça borcun ve belgenin inkar edildiğini, kendilerince bilirkişi incelemesi yaptırılıp imzanın davalıya ait olduğunun belirlenmesine rağmen borcun inkar edildiğini ileri sürerek fazlasını saklı tutup 50 000 USD nin tahsiline karar verilmesini istemiş; Birleşen dava ile de Taahhütname isimli belgenin … Menkul Kıymetler AŞ nin Borsa İşlem Müdürü ile Muhasebe Müdürünce imzalandığını, ödeme yapılmaması halinde davalının hesabının kendisine virman edilmesi konusunda davalının taahhütte bulunduğunu gözeterek Soymene başvurduğunu ve davalının hisse senetlerinin kendisinin hesabına virman edildiğini, davalının savcılığa başvurusu sonucunda imzanın
davalıya ait olduğunun tespit edildiğini , davalının kendilerini SPK ya şikayetleri sonucu SPK nın hisse senetlerinin iadesini istediğini ileri sürerek davacının hesabında bulunan davalıya ait hisse senetlerinin … AŞ ye temlik edilmemesini ve bu konudaki murarazanın giderilmesini istemiştir.
Davalı, davacının … AŞ nin eski genel müdürü ile en büyük hissedarı olduğunu, şimdiki müdürün de davacının eşi olduğunu, kendisinin kesinlikle dava konusu belgeye imza atmadığını, borç almadığını, böyle bir borç altına girmeye ihtiyacının olmadığını, ayrıca sonradan doldurulabilecek şekilde boş kağıda da atılmış imzasının olmadığını , davacıyı savcılığa şikayet ettiğini savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece imzanın davalıya ait olduğuna ilişkin bilirkişi raporları gözetilerek asıl davanın kabulüne,birleşen davada … hakkındaki davanın reddine … AŞ ye ilişkin davanın kabulüne karar verilmiş,davalının temyizi sonucu hüküm Dairemizce davacı ile davalı … AŞ arasında menfaat zıtlığı olması nedeniyle aynı avukatla temsil edilmelerinin mümkün olmadığına dayanılarak bozulmuş, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda Mahkemece yine asıl davanın kabulüne davalı hakkındaki birleşen davanın reddine, … AŞ ye yönelik talebin kabulüne, davacı hesabında bulunan hisse senetlerinin davacının rızası dışında veya yargı kararı olmaksızın davalıya temlik ve virman edilmesinin önlenmesine bu şekilde taraflar arasındaki muarazanın giderilmesine karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, davalının 15.3.1999 tarihli taahhütname ile kendisinden ödünç olarak aldığı 1 410 000 USD yi 15.3.2000 tarihine kadar toptan veya kısmi ödemelerle geri ödeyeceğini taahhüt ettiğini, ancak davalının ek süreye rağmen ödemeyi yapmadığını ileri sürerek eldeki davaları açmıştır. Davalı … sona kadar ısrarlı bir biçimde imzanın kendisine ait olmadığını, açığa imza atmadığını, böyle bir taahhütname vermediğini savunmaktadır.Dosyada mevcut bilirkişi raporları ile Asliye ceza mahkemesi dosyasında bulunan adli tıp ve diğer uzman bilirkişi raporlarında Taahhütnamedeki imzanın davalının … ürünü olduğu, ancak belgenin alışılagelmiş belge düzenleme prosedürüne uymadığı belirtilmişse de; 15.3.1999 tarihli taahhütnamedeki imzaların ıslak imza olup olmadığı, imzaların metinle aynı zamanda atılıp atılmadığı ile ilgili bir açıklamada bulunulmamıştır.Ayrıca davacı tarafça dosyaya sunulan davalının ek süre istediğine dair olan 29.2.2000 tarihli belge aslının da dosyaya ibraz edilmediği, davacının tacir olmadığını bildirerek inceleme
yapılabilecek her hangi bir defter ve belgesinin bulunmadığını bildirdiği görülmüştür. Dosyada mevcut 11.12.2000 tarihli … … tarafından hazırlanan bilirkişi raporunda Taahhütnamenin rulo şeklindeki kağıda yazıldığı ve alt kısmının imalat sırasında zımbalanmış … yerinden doğal olarak koparılmasına rağmen, üst kısmının … koparılma yerlerinden değil, rastgele bir bölgesinden yırtıldığı ve imzanın üste ne yazılacağı bilinmeden alt tarafa sıkıştırılmak suretiyle atıldığının kuvvetli olduğunun bildirildiği, Ankara 12. Asliye Ceza Mahkemesince yaptırılan üçlü bilirkişi incelemesinde ise 29.2.2000 tarihli belgenin incelenmesi ile olayın daha da netleşeceği görüşünün bildirildiği, ancak buna yönelik bir araştırmanın yapılmadığı,7.5.2001 tarihli üçlü bilirkişi raporunda da taahhütnamedeki imzanın davalıya ait olduğunun bildirildiği görülmüştür. Davalı imzanın elektronik ortamda bir şekilde kağıda aktarıldığını ileri sürerek ileri teknik inceleme talebinde bulunmaktadır.Tarafların iddia ve savunmaları ile tüm dosya kapsamı gözetildiğinde; mahkemece tespit edilecek ileri teknik cihazların bulunduğu bir mahalde yeniden yaptırılacak bilirkişi incelemesi ile Taahhütname ile davacıdan 29.2.2000 tarihli ek süre talebini içeren dilekçe aslının temin edilmesi sureti ile her iki belgedeki imzaların ıslak imza olup olmadığının, davalıya ait olup olmadığının metinle eş zamanda atılıp atılmadığının tespit ettirilerek sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı temyiz edilen hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 500 YTL duruşma avukatlık parasının davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, 17.7.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.