YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/4440
KARAR NO : 2007/5906
KARAR TARİHİ : 30.04.2007
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı şirket, davalı ile aralarında muz alışverişi olduğunu, davalıya 12.995.000.000 TL’lık havaleler ile para göndermelerine rağmen, davalının sadece 10.226.000.000 TL’lik mal gönderdiğini, 2.769.000.000 TL’lik malın ise gönderilmediğini, karşılıksız kalan havale miktarının iadesi için başlatılan icra takibine de itiraz edildiğini ileri sürerek, itirazın iptaline, %40 inkar tazminatının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, sadece banka havalesine dayanılarak takip yapılamayacağını, havalenin bir borç ödeme belgesi olduğunu, davacı ile yapmış oldukları muz alışverişi nedeniyle herhangi bir borcu bulunmadığını savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davalının davacıya 2.769.000.000 TL değerinde eksik muz gönderdiği kabul edilerek, davanın kabulüne, itirazın iptaline karar verilmiş, hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında bulunan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Tarafların, muz alım satımı konusundaki sözlü anlaşmaları gereğince cari hesap ilişkisi içinde bulundukları anlaşılmaktadır. Davacı şirket, davalıya değişik zamanlarda banka havalesi ile toplam 12.995.000.000 TL para gönderdiklerini, buna karşılık davalının ise kendilerine 10.226.000.000 değerinde muz gönderdiğini, aradaki fark nedeniyle alacaklı olduklarını iddia etmiş, davalı ise akdi ilişkiyi kabul etmekle birlikte davacıya herhangi bir borcu bulunmadığını, sadece havalelere dayanılarak talepte bulunulamayacağını bildirmiştir. Mahkemece, davacı tarafından dosyaya ibraz edilen havale miktarları ile müstahsil faturalarında belirtilen toplam miktarlar arasındaki fark üzerinden davanın kabulüne karar verilmişse de, taraflar arasındaki cari hesap ilişkisi gözetildiğinde, teslim edilen muz ile gönderilen havale miktarları yanında, nakil masraflarının hangi tarafça yapıldığı, miktarı, bu hususta taraflar arasında bir anlaşma bulunup bulunmadığı dosya kapsamından anlaşılamadığı gibi mahkemece de bu konularda herhangi bir araştırma yapılmamıştır. Eksik inceleme ile hüküm kurulamaz. O halde mahkemece, davalı tarafından teslim edilen muz miktarları, buna karşılık davacı şirketce yapılan ödemeler, nakil masraflarının hangi tarafça yapıldığı, miktarı ve aidiyeti konularında, menkul satımında nakil masraflarını düzenleyen Borçlar Kanununun 186. maddesi de gözetilmek suretiyle araştırma yapılarak, sonucuna göre davalının davacıya borçlu olup olmadığının belirlenmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
3-Davacı, 2.769.000.000 TL asıl alacak ile 521.178.904 TL birikmiş faiz olmak üzere toplam 3.290.178.904 TL üzerinden, toplam alacağa takipten itibaren işleyecek faiziyle birlikte takip başlatmış, davalının itirazı üzerine de itirazın iptalini talep etmiş olup, mahkemece “itirazın iptaline” şeklinde hüküm kurulmakla, toplam alacak üzerinden faiz yürütülmesine karar verilmiş olunmaktadır ki, bu durum B.K.nun 104/son maddesinde düzenlenen faize faiz yürütülemez hükmüne aykırı olup, ayrıca bozmayı gerektirir.
4-Davacının temyiz itirazlarının incelenmesinde; İcra ve İflas Kanunu’nun 67.maddesinin 2.fıkrası hükmüne göre icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Borçlunun itirazının kötüniyetli olması ise yasal koşul değildir. İcra inkar tazminatı, aleyhindeki icra takibine itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Bunlardan başka, alacağın likit ve belli olması da gereklidir. Alacağın … miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlar bilinmekte ya da bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından borcun tutarının tahkik ve tayini mümkün ise; başka bir ifadeyle borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tesbit edebilir durumda ise alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Öte yandan, alacağın muhakkak bir belgeye bağlı olması da şart değildir. Açıklanan yasal kuralların ışığında takip konusu alacak
değerlendirildiğinde, kabul edilen asıl alacak miktarı üzerinden icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekirken, mahkemece yanlış değerlendirme sonucu bu istemin reddedilmiş olması da davacı yararına kabul şekli bakımından ayrıca bozmayı gerektirir.
SONUÇ: 1.bent gereğince davalının diğer temyiz itirazlarının reddine, temyiz edilen hükmün 2. ve 3. bentlerde açıklanan nedenlerle davalı, 4.bentde açıklanan nedenle ise davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 30.4.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.