YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/4920
KARAR NO : 2007/11249
KARAR TARİHİ : 01.10.2007
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı hastanede 26.7.2003 tarihinde gözündeki miyop şikayeti nedeni ile lazer operasyonu uygulandığını, 7-8 yaşlarında geçirdiği kaza nedeni ile sol gözünde oluşan şaşılığın 23.1.1996 ve 8.2.1999 tarihlerinde geçirdiği ameliyatlar sonucu tamamen ortadan kaldırıldığı halde, davalı hastanenin doktoru tarafından başarısız ameliyat, bilgisizlik ve ihmal neticesinde sol gözünde kaymanın yeniden oluştuğunu ayrıca her iki gözünde de hipermetropun meydana geldiğini ileri sürerek, 2.500 YTL maddi ve 50.000 YTL. manevi tazminatın ödetilmesini istemiştir.
Davalı, operasyonun başarı ile uygulandığını, hiçbir kusurun bulunmadığını savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, Adli Tıp 3. İhtisas Kurulunca düzenlenen raporda, hastane ve doktorun kusurunun bulunmadığının açıklanmış olması nedeniyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, davalının kusuru nedeniyle, lazer operasyonu sonrasında sol gözünde şaşılığın yeniden oluştuğu ve her iki gözünde de ayrıca hipermetrop meydana geldiğinden davalının maddi ve manevi tazminatla sorumlu tutulmasına isteğine ilişkindir. Uyuşmazlık davalının , hukuka aykırı bir eyleminin ve kusurunun bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
Davadaki ileri sürülüşe ve kabule göre dava temelini vekillik sözleşmesi oluşturmaktadır. Eş deyişle dava, davalının vekillik sözleşmesinden kaynaklanan özen borcuna aykırılık olgusuna dayanmaktadır. (BK:386, 390 md)
2007/4920-11249
Vekil, … görürken yöneldiği sonucun elde edilmemesinden değil de, bu sonuca ulaşmak için yaptığı uğraşların özenle görülmemesinden sorumludur. Vekilin sorumluluğu, genel olarak işçinin sorumluluğuna ilişkin kurallara bağlıdır. (BK:390/11) Vekil, işçi gibi özenle davranmak zorunda olup, hafif kusurundan bile sorumludur. (BK.321/1) O nedenle, doktorun meslek alanı içinde olan bütün kusurları (hafifte olsa) sorumluluğun unsuru olarak kabul edilmelidir. Doktor, hastanın zarar görmemesi için yalnız mesleki değil, genel hayat tecrübelerine göre herkese yüklenebilecek dikkat ve özeni göstermek zorundadır. Doktor, tıbbi çalışmalarda bulunurken bazı mesleki şartları yerine getirmek hastanın durumuna değer vermek, tıp biliminin kurallarını gözetip uygulamak, tedaviyi her türlü ihtiyat tedbirlerini alarak yapmak zorundadır. Doktor ufak bir tereddüt gösteren durumlarda bu tereddüdü ortadan kaldıracak araştırmalar yapmak ve orada koruyucu tedbirler almakla yükümlüdür. Çeşitli tedavi yöntemleri arasında seçim yaparken, hastanın özelliklerini gözönünde tutmalı, onu gereksiz risk altına sokmamalı en emin yolu tercih etmelidir. Gerçekte de mesleki bir … gören; doktor olan vekilden, ona güvenen müvekkil titiz bir ihtimam ve dikkat göstermesini beklemekte haklıdır. Titiz, özen göstermeyen bir vekil, BK. 394/1 uyarınca vekaleti gereği gibi ifa etmemiş sayılmalıdır.
Somut olayda, davacının operasyondan sonra … Öğretmenler Hastanesine müracaatında, 23.10.2003 tarihli raporda, lasik sonrası sol esotropya tanısı konduğu yine … Göz Hastanesinin 19.12.2003 tarihli muayene raporunda da , sol Et tanısı konarak şaşılık seksiyonuna sevk edildiği anlaşılmaktadır. Mahkemece hükme esas alınan Adli Tıp 3. İhtisas Kurulunun 26.5.2006 günlü raporunda, kişinin operasyonundan önce de yapılan muayenesinde ezotropya ve sol ambliyopisinin (bünyesel doğuştan görme azlığı bulunduğu bilateral lasik operasyonunun sorunsuz seyrettiği, kusurun bulunmadığı açıklanmış, ayrıca raporda, Kurulda göz hastalıkları uzmanı üye bulunmadığından 2.İhtisas Kurulu üyesinin davet edilerek son toplantıda karar verildiği açıklanmıştır. Davacı sol gözündeki kaymanın Dicle Üniversitesi Hastanesindeki ameliyatları sonucu tamamen giderildiğini ileri sürmüş olup, bu konudaki ilgili hastanenin 23.1.1996 ve 9.2.1999 tarihli hasta ve ameliyat kayıtları dosyaya ibraz edilmiştir. Yine davacı davalı operasyonu sonucu ayrıca her iki gözünde de hipermetrop oluştuğunu ileri sürmüştür. Adli Tıp raporunda ise, somut olarak davacıya uygulanan 23.1.1996 ve 9.2.1999 tarihli operasyonlardan sonra gözündeki kaymanın tamamen giderilip giderilmediği, davalının uyguladığı operasyondan önce davacının gözündeki kaymanın mevcut olup olmadığı, 2007/4920-11249
hipermetropun oluşup oluşmadığı, açık ve net olarak açıklanmamış, soyut ifadelerle rapor verilmiştir. Bu haliyle rapor tatminkar olmaktan uzaktır. O halde mahkemece yapılacak …; üniversitelerin ilgili anabilim dallarından ve özellikle göz hastalıkları uzmanlarından seçilecek konusunda uzman bilirkişilerden oluşmuş bir kurul aracılığı ile dosyadaki hastanelerde tutulmuş bütün dosya ve kayıtlar, taraf savunmaları, tüm deliller birlikte değerlendirilerek, yapılması gerekenle, yapılan müdahale ve tedavinin ne olduğu, tıbbın gerek ve kurallarına göre olayda doktor hatası olup olmadığını gösteren nedenlerini açıklayıcı, taraf, mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli rapor alınmak ve böylece hasıl olacak sonuca uygun karar vermektir.
Eksik inceleme ve mevcut delileri değerlendirmede yanılgıya düşülerek yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır, bozma nedenidir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle temyiz olunan kararın davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 1.10.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.