YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/5376
KARAR NO : 2007/10573
KARAR TARİHİ : 17.09.2007
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davalı avukatı tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı A…. gelmiş, davalı adına gelen olmadığından onun yokluğunda duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunanın sözlü açıklaması dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı banka şubesi ile aralarında düzenlenen 26.05.1998 tarihli sözleşme ile avukatlık hizmetini yürütmekte iken 04.09.2002 tarihinde haksız olarak azledildiğini, davalının vekili sıfatıyla 2001 ve 2002 yıllarında başlatmış olduğu 135 adet icra takibinin bir kısmının taksitlendirildiğini, bunlardan tahakkuk eden 21.285.000.000 TL vekalet ücretinden 2.619.000.000 TL’nin ödenip, 18.666.000.000 TL’nin ödenmediğini, Avukatlık Kanununun değişik 164/son maddesi gereğince tamamen avukata ait olan karşı tarafa yüklenecek vekalet ücretinin %30’unun, Yasaya aykırı olarak banka tarafından kesildiğini ileri sürerek, adı geçen Yasanın 164/son maddesinin yürürlüğe girdiği tarihten sonra bankaca haksız olarak kesilen 2.134.000.000 TL ile, taksitlendirilen dosyalar nedeniyle ödenmeyen 18.666.000.000 TL ve ayrıca, haksız azil nedeniyle sonuçlandıramadığı dosyalardan da fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak, 15.000.000.000 TL olmak üzere toplam 35.800.000.000 TL’nin, 24.10.2003 tarihli ıslah dilekçesi ile de 52.932.290.308 TL’nin ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacının bir kısım dosyalarda gerekli işlemleri yapmayarak görevini ihmal ettiğini, takipler hakkında Bankaya bilgi ve hesap da vermediğini, bu nedenle azlin haklı olduğunu savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, azlin haksız olduğu kabul edilerek, davacının hak ettiği 52.932.290.308 TL vekalet ücretinin BK.nun 325. maddesine göre takdiren %60’ı olan 31.759.374.185 TL’nin davalıdan faiziyle tahsiline, fazla talebin reddine ilişkin verilen ilk hüküm, tarafların temyizi üzerine Dairemizin 2005/6451 E., 2005/15193 K. sayılı ilamı ile bozulmuş, davacının karar düzeltme talebi üzerine 2005/16968 E., 2006/6398 K. sayılı ilamı ile karar düzeltme talebi kısmen kabul edilerek bozma ilamının ikinci bendi değiştirilmiş, ilamda özet olarak, azlin haklı olup olmadığının bilirkişi aracılığı ile araştırılarak, azil haklı ise davanın reddine, haksız ise, taraflar arasında geçerli olan sözleşme hükümlerine göre davacının talep edebileceği ücretin belirlenmesi gereğine değinilmiş, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda bu kez davanın kabulüne, 52.932,29 YTL’nin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Mahkemece, hükmüne uyulan bozma kararında; davacı avukatın azlinin haklı olması halinde Avukatlık kanunu 174. maddesi gereğince herhangi bir ücret talebinde bulunamayacağı, azlin haksız olması halinde taraflar arasındaki sözleşme hükümleri gereği vekalet ücretini isteyebileceği bu bağlamda davalının cevabında numaralarını bildirdiği icra dosyalarında davacının görevini yasa ve sözleşme hükümlerine uygun olarak yerine getirip getirmediği incelenip, sonucuna uygun karar verilmesi gerektiği belirtilmiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyulmuş, azlin haklı olup olmadığı konusunda bilirkişi heyetinden 16.8.2006 tarihli rapor ile 17.10.2006 tarihli ek rapor alınmıştır.
Bu raporlarda, davacının icra takibi yaptığı dosyanın bir kısmının İ.İ.K. 78 maddesi gereği işlemden kaldırıldığı bir kısmında haciz işleminin yapılmadığı saptanmıştır. (Pozantı İcra Müdürlüğünün 2000/187, 2001/5, 6, 12, 15, 31, 77, 93, 104, 2002/83,86 v.b) Bu saptamaya karşın bilirkişiler davalı bankanın borçlu ile anlaşıp alacağını haricen tahsil etmesi veya borcun takside bağlanarak ödenmesi konusunda anlaştığı için davacı avukatın bu konuda işlem yapmadığı kanaatinde olduklarını bu nedenle azlin haksız olduğu sonucuna vardıklarını açıklamışlardır. Ne var ki bilirkişiler haricen tahsilat yapıldığını veya tarafların anlaşmasını somut belgelere dayandırmadığı gibi bu konuda banka kayıtlarını da incelememiştir.
Yukarıda yapılan açıklamalar gözetildiğinde davacı avukatın, davalı bankanın borçu ile anlaşması veya alacağın haricen ödenmesi nedeniyle ve bankanın talimatı üzerine bu dosyalarda işlem yapmadığını kanıtlamalıdır. Aksi halde davacının Avukatlık Kanunu 34. ve BK. 390 maddesinde öngörülen görevini özen ve sadakatle yerine getirmediğini kabulü ve buna bağlı olarak azlin haklı olduğunun kabulü gerekir.
Bu durumda, davacı avukatın uzun süre işlem yapmadığı veya işlemden kaldırılan dosyalarla ilgili davalı bankanın borçlularla anlaşma yapıp haricen tahsilat yapıp yapmadığı banka kayıtları da incelenip değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi usül ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
2-Bozma nedenine göre bu aşamada davalının sair temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenle hükmün davalı lehine BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenle davalının sair temyiz itirazlarının incelenmesine gerek olmadığına, 17.9.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.