Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2007/6437 E. 2007/10946 K. 21.09.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/6437
KARAR NO : 2007/10946
KARAR TARİHİ : 21.09.2007

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davalı avukatı tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı vekili avukat … gelmiş davacı tarafından gelen olmadığından yokluğunda duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı …’tan abone olarak doğalgaz kullandıklarını, 2000 yılı mayıs, haziran, temmuz, ağustos ve eylül aylarına ait tüketim faturalırının yüksek geldiğini, itirazları üzerine sayaçta arıza olduğunun anlaşıldığını, ancak doğalgazın kesilmemesi için fatura bedellerini ödediklerini, davalının sadece ağustos ve eylül aylarına ait fatura bedelinde indirime giderek kasım ayı faturasından mahsup ettiğini, diğer aylar için açtıkları davada sayacın arızalı olduğu dönemde kullanılan miktarın 32.779.310.900 TL olduğunun hükme bağlandığını, oysaki kendilerinin 230.048.630.748 TL ödediklerini, fazla ödedikleri 162.961.793.440 TL’nin ödeme tarihlerinden itibaren işleyen yasal faizin 31.3.2004 tarihi itibariyle 293.860.647.622 TL olduğunu ileri sürerek 293.860.647.622 TL yasal faizin tahsilini veya gelecek dönem faturalarından mahsubuna ve dava tarihinden itibaren asıl alacağa faiz yürütülmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacının eldeki dava tarihine kadar herhangi bir faiz talebinde bulunmadığını, önceki mahkeme ilamındada faize yönelik bir karar verilmediğini savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, alınan 2.2.2006 tarihli bilikişi raporu benimsenmek suretiyle, davacının talep edebileceği miktarın 293.860,65 YTL olarak tespitine, bu miktarın gelecek dönem faturalarından mahsubuna, dava tarihinden itibaren asıl alacağa reeskont faizi yürütülmesine karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Mahkemece hükme esasa alınan 2.2.2006 tarihli bilirkişi raporunda davacının fazla ödemesinin 162.961.793.448 TL olduğu belirtilmiş, davalı bu rapora itiraz ederken belirlenen miktarın içinde KDV’nin de bulunduğunu ve KDV’nin maliyeye yatırıldığını bildirerek bu miktarın mahsup edilmesi gerektiğini belirtmiştir. 3065 sayılı KDV Kanununun 8/2 maddesine göre, vergiye tabi bir işlem sözkonusu olmadığını veya KDV fatura veya benzeri vesikalarda göstermeye … olmadığı halde, düzenlediği bu tür vesikalarda KDV’ni gösterenler bu vergiyi ödemekle yükümlüdürler. Bu şekilde ödenen verigilerin, indirim hakkına sahip olmayanlara iadesi konusundaki yetki … Bakanlığı’a aittir. Bu itibarla davalı davacıdan tahsil ettiği bir KDV varsa bunu vergi dairesine ödemekle yükümlüdür. Kanun gereği davacıdan tahsil ettiği vergiyi, gerçekten de … olması halinde, davalının bir sebepsiz zenginleşmesinin gerçekleşmeyeceği, dolayısıyla davacının sebepsiz zenginleşme hukuksal nedenine dayalı olarak bunu davalıdan geri isteyemeyeceği çok açıktır. Bunun böyle olabilmesi için, davalının sözkonusu KDV’ni vergi dairesine ödenmiş olması zorunludur. Oysa dosya içinde bulunan bilgi ve belgeler ile bilirkişi raporundan davalının davacıdan KDV’ni tahsil edip etmediği, tahsil etmiş ise bunu vergi dairesine yatırıp yatırmadığı anlaşılamamaktadır. Bu itibarla herşeyden önce davacının davalıya KDV ödeyip ödemediği, … ise bunun miktarı ve davalının davacıdan tahsil ettiği bir KDV var ise bunun davalı tarafından vergi dairesine ödenip ödenmediği araştırılmalı ve hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmelidir.
Öte yandan davalı taraf 2.2.2006 tarihli bilirkişi raporuna itiraz ederken alacak aslının ödendiğini bildirmiş ve buna ilişkin Esgaz tarafından Botaş’a yazılan 19.1.2005 ve 3.2.2005 tarihli yazıları sunmuştur. Mahkemece davalının bu savunması üzerindede durulmamıştır. Gerçekten davalının alacak aslını davacıya ödemesi halinde veya davacının asıl alacağının gelecek dönem faturalarından mahsup etmesi durumunda, davacının ödeme veya mahsup tarihine kadar faiz isteme hakkının bulunduğu şüphesizdir. Bu durumda mahkemece davalının bu savunması üzerinde durularak davacıya geri ödeme yapılıp yapılmadığı, veya davacı alacağının kullanıldığı doğalgaza ait faturalardan mahsup edilip edilmediği belirlenmeli, davacı alacağının ödenmediği veya mahsup edildiği belirlenirse ödeme veya mahsup tarihine kadar faize hükmedilmeli, tersi durumda işleyecek faiz hususunda şimdiki gibi karar verilmelidir. Mahkemenin değinilen bu hususları gözardı ederek yazılı şekilde hüküm tesis etmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bozmayı gerektirir.
SONUÇ:Yukarıda (1)numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalının diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bent uyarınca temyiz olunan hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 500 YTL duruşma avukatlık parasının davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, 21.9.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.