Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2007/7184 E. 2007/8270 K. 11.06.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/7184
KARAR NO : 2007/8270
KARAR TARİHİ : 11.06.2007

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, dava dışı …, … Çeyiz Ltd.Şt. v.s. den alacaklı olduğu 26.325 YTL. bedelli çekin tahsili için davalı avukata vekalet verdiğini, borçlu 3. kişilerin mallarını yine dava dışı … Ticaret Ltd.Şti.ne devir etmesi nedeni ile açılan tasarrufun iptali davası sırasında, davalı avukatın çekte hiç bir sıfatı bulunmayan … Ltd.Şt. aleyhine kambiyo senetlerine mahsus takip talebine ilişkin ödeme emri gönderdiğini, ve usulsüz ödeme emri tebliğ nedeni ile bu şirketin açtığı itiraz davası sonucu İTM’nce 10.530 YTL. tazminat ve mahkeme masraflarının tahsiline karar verilip aleyhine icra takibi yapıldığını, haciz işlemleri uygulandığını, davalı avukatın hata ve kusuru nedeni ile zarara uğradığını ileri sürerek, 26.000 YTL.nın faizi ile ödetilmesini istemiştir.
Davalı, açtığı tasarrufun iptali davasında verilen ihtiyati tedbir kararının İİK’nun 281/2 maddesine göre ihtiyati hacze dönüştürülmesine karar verilince bu ihtiyati haczin işleme konulması için ödeme emri gönderilmesini talep ettiğini ancak icra müdürlüğü’nce talebin dışına çıkılarak kambiyo senetlerine mahsus takip yapıldığını, yapılan bu işlemde kusur ve ihmalinin bulunmadığını savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davalı avukatın kusurlu herhangi bir eyleminin bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı tarafından davalı avukata 22.6.1998 günlü genel vekaletname verildiği, 7.7.1998 tarihinde davacı adına çeke dayalı alacağın tahsili için borçlular aleyhine kambiyo
2007/7184-8270
senetlerine mahsus takip talebi yapıldığı, bu aşamada borçlu şirketler tarafından mal varlıklarının dava dışı … Ltd.Şt.ne devir ve temlik edilmesi nedeni ile, davalı avukat tarafından tasarrufun iptali davası açılıp ihtiyati tedbir kararı aldırdığı, ve mahkemece ihtiyati tedbirin İİK’nun 281/2 maddesi gereğince 30.9.1998 tarihinden itibaren ihtiyati hacze dönüştürülmesine karar verildiği ve davalı avukat tarafından borçlular aleyhine derdest bulunan takip dosyasına icra müdürlüğüne hitaben 9.10.1998 tarihinde verdiği dilekçe ile “…. aleyhine ihtiyati haciz kararı verilen … … ve … Ltd.Şt. aleyhine ekte sunduğum takip talebi ile esas takibe geçiyoruz . Borçlulara 5/10 günlük ödeme emri tebliğine karar verilmesini talep ediyorum, gereğinin yapılmasına.. “ şeklinde talebi üzerine, İcra Müdürlüğü tarafından … şirketi ve arkadaşları aleyhine 8.10.1998 tarihini taşıyan kambiyo senetlerine mahsus takip talebine ilişkin ödeme emri gönderildiği ve … şirketi tarafından bu ödeme emrine karşı yapılan itiraz davası sonucu İTM’nce itirazın kabulü ile % 40 inkar tazminatına karar verilip kesinleştiği ve davacı aleyhine … şirketi tarafından icra-inkar tazminatı ve yargılama giderlerinin tahsili için yapılan takip nedeni ile davacı adına haciz işlemlerinin uygulandığı ve derdest olduğu, dosyadaki tüm belge ve bilgilerden anlaşılmaktadır.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, çek ile ilgisi bulunmayan şirket aleyhine kambiyo senetlerine mahsus takibe ilişkin ödeme emrinin çıkartılmasında davalı avukatın bir kusurunun ve ihmalinin bulunup bulunmadığına ilişkindir. Bu konuda davalı avukat tarafından 7.İTM’nin 2000/388 esas sayılı dosyasındaki dava dilekçesinde “…. ihtiyati haciz merasimini tamamlamak üzere … şirketine sehven yasal süresinden önce ve yanlış ödeme emri göndermemiz üzerine hükmedilen % 40 tazminatın kaldırılmasına “ şeklinde beyanda bulunulduğu yine muhtelif dilekçelerde sehven yanlış ödeme emri gönderildiğine ilişkin açıklamalarının bulunduğu anlaşılmaktadır. Uygulamada ödeme emirlerinin hiçbir zaman icra müdürlüğü tarafından düzenlenmediği, masrafının yatırılarak alacaklı tarafından hazırlanan takip talepnamesine uygun olarak İcra müdürlüğü’nce borçlulara ödeme emri çıkartıldığı gözetildiğinde, en azından masrafın yatırılması sırasında çıkartılacak ödeme emrinin avukat tarafından denetlenmesi , gereğinin yapılmasına ilişkin özen göstermesi mesleğinin bir gereğidir. Davalı avukatın, vekil olarak borçları BK’nun 389 ve devam maddelerinde gösterilmiş olup, öncelikle vekilin BK.nun 390 maddesine göre müvekkiline karşı vekaleti sadakat ve özen ile ifa etmekte yükümlüdür. Vekil sadakat borcu gereği olarak müvekkilinin yararına olacak davranışlarda bulunmak, ona zarar verecek
2007/7184-8270
davranışlardan kaçınmak zorunluluğundadır..
Yukarıda açıklandığı üzere, davalı avukat tarafından İcra müdürlüğüne verilen 9.10.1998 tarihli dilekçesinin akabinde çıkartılan ödeme emrinin iptali için açılan itiraz davası sonucu davacı aleyhine icra-inkar tazminatı ile yargılama giderleri v.s. karar verilip ve aleyhine yapılan icra takibinin derdest olduğu ve hacizlerin devam ettiği gözetildiğinde, bu işlemler nedeni ile davacın zarara uğradığı açıktır. Mahkemece, davacının uğradığı zarar miktarı araştırılarak, sonucuna uygun bir karar verilmelidir. Yanlış değerlendirme ile yazılı şekilde karar tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı tarafça temyiz edilen kararın BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 11.6.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.