Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2007/7208 E. 2007/12486 K. 25.10.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/7208
KARAR NO : 2007/12486
KARAR TARİHİ : 25.10.2007

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, 23.11.2001 tarihli vekaletname ile davalı belediyenin vekilliğini yürüttüğünü, belediye lehine 3 adet dava açtığını, ancak belediye başkanının değişmesi üzerine 13.4.2004 tarihinde haksız olarak azedildiğini beliterek 2002/162 esas sayılı davadan dolayı 170.00 YTL’nin tahsilini, 2002/97 ve 2001/141 esas sayılı davalardan dolayıda dava ve arazi değeri esas alınarak belirlenecek ücretin ödetilmesini istemiştir.
Davalı, davacının belediye aleyhine icra takibi yaptığını, azlin haklı olduğunu savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, 2002/162 esas sayılı dava dosyasındaki davalı aleyhine hükmedilen vekalet ücretinin henüz tahsil edilmemesi nedeniyle istenemeyeceği, davacının başka bir şahsın vekili olarak davalı … aleyhine icra takibi yapması nedeniyle … ilişkisini zedelendiği ve azlin haklı olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, davalı belediyenin vekili olarak takip ettiğini dava ve işlerden haksız olarak azledildiğini ileri sürerek sonuçlanın 2002/162 esas sayılı davada karşı taraf aleyhine hükmedilen vekalet ücreti ile diğer iki davadaki dava değeri ile arazi değerine göre hesaplanacak vekalet ücretinin tahsilini istemiş, mahkemece ise davacının belediye aleyhine icra takibi yapması nedeniyle haklı olarak azledildiği ve karşı taraf aleyhine hükmedilen vekalet ücretini belediyece henüz tahsil edilmediği kabul edilerek dava reddedilmiştir. Dasya içinde bulunan bilgi ve belgelerin incelenmesinde,
2007/7208-12486
Çiçekdağı Asliye Hukuk Mahkemesinin 2002/162 esas sayılı dosyasında davacının belediye vekili olarak belediyeyi temsil ettiğine ve davanın belediye lehine sonuçlanıp kesinleştiği ve karşı taraf aleyhine 175.00 YTL vekalet ücretine hükmedildiği, yine aynı mahkemenin 2002/97(bozmadan sonra 2004/48 esas) ve 2001/141(bozmadan sonra 2004/184 esas) sayılı dosyalarında da davalı belediyenin vekili olarak dava açtığı, yargılama aşamasında davacının 13.4.2004 tarihinde “görülen lüzum üzerine” denilerek davalı … tarafından azledildiği anlaşılmaktadır. Davacı 26.2.2002 tarihinde dava dışı şahsın vekili olarak belediye aleyhine icra takibi yapmış isede, o zamanki belediye başkanı olan …’un davacıya bu hususta izin ve muvafakatname verdiği (18.2.2002 tarihli muvafakatname), davacının bu muvafakatnameye dayanarak belediye aleyhinde icra takibi yaptığı ve bu icra dosyasınında 2.12.2005 tarihinde işlemden kaldırıldığı anlaşılmakta olup, davalı taraf bu belgenin sonradan düzenlendiğini yargılama aşamasında ileri sürmediği gibi, dönemin belediye başkanı olan …’ta tanık olarak verdiği beyanında muvafakatın doğru olduğunu bildirmiştir. Davacı, davalı beldiyenin muvafakatına dayanarak belediye aleyhine takip yapmış olup, davalı belediyede herhangi bir haklı sebep bildirmediğinden ve dava dosyasına bu hususta başkaca delilde sunulmadığından davacının haksız olarak azledildiğininin kabulü gerekir. Haksız olarak azledilen avukat takip ettiği her dava takip için avukatlık ücretinin tamamına hak kazanır (Avukatlık Kanununun 174.maddesi) Avukatın bu ücret alacağı kapsamında, müvekkili ile arasında yapılan ücret sözleşmesi gereğince hesaplanan vekalet ücreti ile yasanın 164/son maddesi gereği avukata ait olacağı açıklanan ve hasma tahmil edilmesi gereken ücretin bulunduğunda da duraksama olmamalıdır.
Davacı, dava dilekçesinde açıkça Çicekdağı Asliye Hukuk Mahkemesininin 2002/162 esas sayılı dava dosyasında hasma tahmil edilen vekalet ücreti alacağı yanında diğer iki dava dosyasınında müvekkilinden alacağı sözleşmeden doğan vekalet ücretinide istediğini açıklayıp 1.11.2006 tarili ıslah dilekçesi ile bu iki dava dosyasından dolayı taşınmazların değerinin %10’u olan 52.047.00 YTL’nin tahsilini istediğini belirtmiş olduğundan bu iki vekalet ücreti alacağının hesaplanması ve muaccelliyet kazanması konusuna açıklama getirilmelidir. Taraflar arasında sözleşme ile kararlaştıralan ücret, avukat ile takip edilen dava ve icra takiplerinde, dava icra takibinin konusu esas alınarak ayrı ayrı belirlenir. Avukatın bu şekilde hesaplanan ücret alacağı dava takip hangi aşamada olursa olsun haksız olarak azed ilme nedeniyle azil tarihinde muaccel hale gelir. Ne varki dava konusu olayda taraflar arasında yazılı bir vekalet ücreti
2007/7208-12486
sözlemesi bulunmadğı için davacı avukatın 2002/97 ve 2001/141 sayılı dava dosyalarında Avukatlık Yasanınn 164 maddesi uyarınca tarifeye göre ücret alacağının kabulü gerekir. Avukatlık yasasının 164/son maddesinde açıklanan ve avukata ait alacağı kabul edilen ücret alacağı ise, yargılama ve icra gideri niteliğide olduğundan ancak dava ve takip sonuçlandığında miktarı belli olur ve bundan sora müvekkil tarafından hasımdan tahsili mümkün hale gelir. Müvekkilin vekiline ödeme borcuda hasım taraftan tahsil edilmeden doğmaz. Diğer bir anlatımla hasım taraftan henüz vekalet ücreti alacağının tahsil etmemiş veya edememiş olan müvekkilden avukat bu alacağını isteyemez. Tahsil edilmesini beklemek durumundadır. Kural böyle olmakla birlikte hakim bu kurala sıkı sıkıya bağlı kalmamalı, Avukatlık Yasasının 164/son maddesine işlerlik kazandıracak şekilde her olayın özelliğine, durum ve şartlarına göre değerlendirme yapmalı, özellikle MK’nın 2.maddesinde ifadesini bulan hakkın kötüye kullanımasına ve dürüstlük kurallarının ihlaline izin vermemeli, gerektiğinde müvekkilin dava veya takip sonucunda belirlenen bu ücret alacağını tahsil etmiş kabul etmeli, aksi halde bu nitelikteki ücret alacağına ilişkin istemi henüz muaccel olmadığından reddetmelidir.
Somut olaya bakıldığında, mahkemece hüküm verilirken az yukarıda açıklanan ilkelerin gözardı edildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda mahkemece yapılacak …, açıklanan genel ilkeler ışığında oluşturulacak üç kişilik bilirkişi kurulu marifetiyle, taraflar arasında yazılı sözleşme bulunmadığıda gözetilerek davacı avukatın ücret alacağını tespit etmek, hasma tahmili gereken ücretten ise tahsil edilmiş veya tahsil edilmiş kabul edilerek ücret alacağı olup olmadığını nedenleride açıklanmak suretiyle belirlemek, böylece hasıl olacak sunuca uygun bir karar vermekten ibarettir. Mahkemece değinilen bu yönler gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; temyiz olunan hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 25.10.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.