YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/7695
KARAR NO : 2007/11217
KARAR TARİHİ : 01.10.2007
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davalı avukatı tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalılar vekilleri avukat H.Dinçer Eskiyerli ve avukat … ile davacı vekili avukat …’ün gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalılardan …’tan satın aldığı dairenin diğer davalı tarafından da tapu devrinin yapıldığını, daire her ne kadar … Apartmanında olsa da bitişikteki … Apartmanının girişinin kullanıldığını, bir yıl süre ile oturmasına izin verdiği ev sahibinin tahliyesinden sonra ise daireye … Apartmanından yapılan girişin kapatıldığını, … Apartmanının, girişinin çok dar ve asansörünün de bulunmamasından dolayı daireyi kullanamaz hale geldiğini ileri sürerek, kendisinden saklanan bu gizli ayıp nedeniyle dairenin satış bedeli ile satış tarihindeki ayıplı değeri arasındaki fark üzerinden uğramış olduğu 250.000 Dolar zararın faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, daireye girişlerin bitişikteki … Apartmanından yapılacağının bildirilmediğini, dairede herhangi bir ayıp bulunmadığını, kaldı ki davalının varlığını iddia ettiği ayıpları Borçlar Kanununun 198. maddesi gereğince süresinde de ihbar etmediğini savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece davacının, satılan daireye girişlerin … Apartmanından yapılacağı konusunda inandırıldığı kabul edilerek davanın kısmen kabulüne, bu nedenle meydana gelen ve
2007/7695-11217
bilirkişi raporunda belirtilen değer kaybından da indirim yapılmak suretiyle takdiren 51.000 Doların faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davacı ve davalılardan … tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının tüm temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davalının temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Davacı, satın aldığı … Apartmanına ait daireye girişlerin bitişikteki … Apartmanından yapıldığı konusunda inandırıldığını, oysa ki ev sahibinin tahliyesinden sonra daireye … Apartmanından olan girişin kapatıldığını, … Apartmanının asansörünün bulunmaması ve girişinin de çok dar olması nedenleriyle zarara uğradığını, bu durumun gizli ayıp niteliğinde olduğunu ileri sürerek dairede oluşan değer kaybının ödetilmesini istemiş, davalı ise dairede ayıp bulunmadığını, ayıbın varlığı kabul edilse dahi süresinde bildirilmediğini savunmuştur. Davacının, 19.4.2001 tarihinde satın aldığı dairede 1.6.2002 tarihinden itibaren tadilat yaparak oturmaya başladığı, bu tarihten itibaren de … Apartmanına ait girişi kullanamadığı dava dilekçesinden anlaşılmaktadır. Borçlar Kanununun 217.maddesinde, taşınır satımına ilişkin hükümlerin, taşınmaz satımına da uygulanacağı belirtmiş olup, Borçlar Kanununun 198. maddesine göre alıcı teslim aldığı malı örf ve adete göre, imkan hasıl olur olmaz muayene etmek ve satıcının tekeffülü altında olan bir ayıp gördüğü zaman bunu satıcıya derhal ihbar etmekle yükümlüdür. Bunu ihmal ettiği takdirde, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak satılanda adi bir muayene ile meydana çıkarılamayacak bir ayıp mevcut olup da, bu ayıp sonradan meydana çıkarsa, bu durumu derhal satıcıya ihbar etmediği takdirde yine satılanı bu ayıp ile birlikte kabul etmiş sayılır. Somut olayda davacı, daireyi 19.4.2001 tarihinde satın aldıktan yaklaşık bir yıl sonra olmak üzere 1.6.2002 tarihinden itibaren kullanmaya başladığını, ancak bu tarihten itibaren de dairenin … Apartmanından olan girişinin kapatıldığını bildirdiğine göre kendisine satılıp teslim edilen taşınmazın iddia ettiği gibi ayıplı olduğunu 1.6.2002 tarihinden itibaren öğrendiği halde, bu durumu derhal satıcı davalıya bildirdiğini yasal delillerle ispat edemediği gibi, aradan üç buçuk yıla yakın ve makul olmayan, uzunca bir süre geçtikten sonra 5.1.2006 tarihinde bu davayı açmıştır. Davacı bu durumda BK.nun 198.maddesi hükmü ile kendisine yüklenen “derhal ihbar” mükellefiyetini yerine getirmediğinden, taşınmazı yasanın açık hükmüne göre ayıplı hali ile kabul etmiş sayılır. Kaldı ki dairenin … Apartmanına ait
2007/7695-11217
olması, tapu kaydında ve resmi akit tablosunda da bu şekilde tanımlanması nedeniyle davacının dava konusu tazminat nedeni olarak belirttiği “… Apartmanından olan girişin kapatıldığı” iddiasının, ayıp kapsamında değerlendirilmesine de olanak bulunmamaktadır. O halde mahkemece, davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
3-Öte yandan Borçlar Kanununun 101/1. maddesi gereğince muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarı ile mütemerrit olur. Dava tarihinden önce temerrüt oluşmadığı halde mahkemece hükmedilen tazminat miktarına, satıcıya son ödemenin yapıldığı 15.6.2001 tarihinden itibaren faiz yürütülmüş olması da usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
SONUÇ: 1.bent gereğince davacının temyiz itirazlarının reddine, 2. ve 3. bentlerde açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, 500 YTL duruşma avukatlık parasının davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, 1.10.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.