Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2007/7830 E. 2007/12539 K. 30.10.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/7830
KARAR NO : 2007/12539
KARAR TARİHİ : 30.10.2007

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
K A R A R
Davacı, davalıya mermer madeni işletme izni verildiğini, sözleşme gereğince ödemesi gereken 2001 ve 2002 yıllarına ait kullanma bedellerini ödemediğini, aleyhine başlatılan icra takibine haksız olarak itiraz ettiğini iddia ederek itirazın iptaline ve icra inkar tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
Davalı önceki yıllara ait tahsis bedellerini düzenli ödediğini, 2001 yılında arazinin bir bölümünü kullanmayacağını davacıya bildirdiğini, kullandıkları bölümün kirasını ödediklerini savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne takibin 4939,46 TYL üzerinden itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmiş; hüküm taraflarca temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının sair, davalının tüm itirazların reddi gerekir.
2- İ.İ.K.nun 67 inci maddesinin 2. fıkrası hükmünce, icra-inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Burada borçlunun kötüniyetli itiraz etmiş bulunması da yasal koşullardan değildir.İnkar tazminatı, aleyhinde yapılan icra kovuşturmasına itiraz edip duran ve işin itirazla çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır.

Bunlardan ayrı; alacağın likit ve belli olması gerekir. Daha geniş bir açıklama ile borçlu tarafından alacağın … miktarı belli, sabit ve belirlenmek için bütün unsurlar bilinmekte veya bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından tahkik ve tayin edilmesi mümkün nitelikle olması yeterlidir.
Borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tesbit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Öte yandan, alacağın muhakkak bir belgeye bağlı olması da şart değildir.
Açıklanan yasal kuralların ışığında takip konusu alacak değerlendirildiğinde mahkemece gerekçede de açıklandığı üzere kabul edilen asıl alacak miktarı üzerinden icra-inkar tazminatına hükmedilmesi gerekir. Mahkemece davacının bu istemi hakkında karar verilmemesi usul ve yasaya aykırıdır. Bozma nedenidir.
Ne var ki, bu yanlışlıkların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden kararın düzeltilerek onanması HUMK.nun 438/7 maddesi hükmü gereğidir.
SONUÇ:Yukarıda 1.bentte açıklanan nedenle davalının tüm davacının sair temyiz itirazlarının reddine, 2.bentte açıklanan nedenle kararın hüküm fıkrasına bir bent ilave edilerek ”asıl alacak 3897, 91 YTL nın % 40’ı oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine” cümlesi yazılarak hükmün düzeltilmiş bu hali ile ONANMASINA, 13,10 YTL peşin alınan harcın istek halinde davacıya iadesine, 104,00 YTL kalan harcın davalıdan alınmasına, 30.10.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.