Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2007/8719 E. 2007/13689 K. 19.11.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/8719
KARAR NO : 2007/13689
KARAR TARİHİ : 19.11.2007

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki maddi ve manevi tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı doktor tarafından tesbit edilen gebeliğinin, talebi üzerine 20.4.2000 tarihinde kürtajla sona erdirildiğini, ancak 15.5.2000 tarihinde karın ağrısı ve tansiyon düşüklüğü şikayeti ile hastaneye kaldırıldığını, sekiz haftalık dış gebelik teşhisi ile acilen ameliyat edildiğini, davalı tarafından dış gebeliğin zamanında tesbit edilememesi nedeniyle hayati tehlike atlattığını ileri sürerek, 2.650.000.000 TL maddi, 10.000.000.000 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacıda tesbit edilen beş hafta dört günlük iç gebeliği, gerekli özeni göstererek 20.4.2000 tarihinde kürtajla sona erdirdiğini, 1.5.2000 tarihinde kontrole gelen davacının, herhangi bir şikayetinin bulunmadığını beyan ettiğini, dış gebelik ve rahim içi gebeliğin farklı tıbbi vakıalar olduğunu, davacının kendisine müracaat nedeninin rahim içi gebelik olduğunu, dış gebelik belirtilerinin yapılan kürtajdan 3-4 hafta sonra ortaya çıktığını, olayda kusur ve ihmalinin bulunmadığını savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece bilirkişi raporları gereğince davanın reddine ilişkin verilen ilk hüküm, davacının temyizi üzerine, Dairemizce “davalının özen borcunu yerine getirip getirmediği konusunda bilirkişi raporları ve Adli Tıp raporunda ikna edici açıklama bulunmadığı, bu nedenle konusunda uzman üniversite öğretim üyelerinden oluşturulacak bilirkişi kurulu aracılığıyla davacıya ait tüm raporlar dosyaya ibraz edilerek, yine dosyada mevcut olan Tabib Odası bilirkişi raporu, Adli Tıp Kurumu raporu da birlikte değerlendirilerek, davalıya izafe edilecek bir kusur olup olmadığının tesbiti ile sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinden” bahisle bozulmuş, mahkemece bozmaya uyularak Marmara Üniversitesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı öğretim üyelerinden oluşan üç kişilik bilirkişiden rapor alınmış, davacı tarafından rapora itiraz üzerine de, Yüksek … Şurasından aynı konuda rapor alınıp, söz konusu bu raporlar gereğince dava konusu olayda davalıya izafe edilecek bir kusurun bulunmadığı kabul edilerek davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Hükmüne uyulan bozma ilamından sonra mahkemece görüşüne başvurulan Marmara Üniversitesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı öğretim üyelerinden oluşan üç kişilik bilirkişiden alınan 9.4.2004 tarihli rapor, sadece “Bahse konu raporlar ve adli dosya muhtevası incelenmiş olup davalı hekime izafe edilecek bir kusur olmadığı ve davalının özen borcunu yerine getirdiği görüş ve kanaatini bildiren bilirkişi raporudur.” Cümlesinden ibaret olup, maddi dayanakları ve gerekçesi bulunmadığından, denetlemeye elverişli olmadığı gibi, HUMK’nun 281. maddesinde belirtilen bilirkişi raporunda bulunması gereken hususları da içermemektedir. Anılan maddeye göre bilirkişi raporunun, tarafların ad ve soyadlarını, bilirkişinin görevlendirildiği hususları, inceleme konusu yapılan maddi vakıaları, gerekçeyi, sonucu, düzenlendiği günü ve bilirkişilerin imzalarını içermesi gerektiği belirtilmiş olup, açıklanan hususları içermeyen, dayanakları ve gerekçeleri gösterilmeyen, Yargıtay’ca denetimi olanaksız olan, sadece kanaati bildiren bilirkişi raporunun hükme esas alınması mümkün değildir. Bu durumda bozma ilamının gereklerinin yerine getirildiğinden de söz edilemez. O halde HUMK’nun 281. maddesinde belirtilen ve Dairemize ait 16.9.2003 tarihli bozma ilamında değinilen hususları da karşılayacak şekilde, davacıya uygulanan kürtaj işlemi ve sonrasında davalının gerekli özeni gösterip göstermediği, rahim içi gebelikle birlikte dış gebeliğin de mevcut olma olasılığına göre yapılması gereken işlemlerin yapılıp yapılmadığı, dış gebeliğin daha önceden teşhis edilememesinde davalıya atfedilebilecek herhangi bir kusur olup olmadığı konularında dosyada bulunan tüm raporlar ve tıbbi belgeler ile Adli Tıp raporu da değerlendirilmek suretiyle üniversite öğretim üyelerinden oluşturulacak, kadın hastalıkları konusunda uzman, akademik kariyere sahip üç kişilik bilirkişi kurulundan, nedenlerini açıklayıcı, gerekçeli, taraf, mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli rapor alınarak, sonucuna göre karar verilmelidir. Bozma ilamına uyulmuş olmakla beraber, bozma ilamının gerekleri yerine getirilmeden, maddi dayanakları ve gerekçesi gösterilmeyen bilirkişi raporu ve Yüksek … Kurulu Şurası raporuna göre yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz edilen kararın temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 19.11.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.