Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2007/8720 E. 2007/13690 K. 19.11.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/8720
KARAR NO : 2007/13690
KARAR TARİHİ : 19.11.2007

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davacı …’nun davasının kabulüne, … Müftüğolu hakkındaki dava açılmamış olduğundan karar verilmesine yer olmadığına,davacı ve karşı davalı … müftüğolunun davasının kısmen kabulüne davalı ve karşı davacıların davasının kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı-karşı … avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalılarla müşterek murislerinden kalan …, bakım ve onarımının yaptırılması, masraflarının da birlikte karşılanması hususunda anlaşmaya vardıklarını, kendisinin … bakım ve onarımını yaptırdığını, yapılan harcamanın 60.471,62 YTL olarak tesbit edildiğini, 2.003,70 YTL ödenmeyen elektrik ve kira borçlarını ödediğini, eskimiş olan bir kısım boruların değiştirilmesi nedeniyle de 1.954,74 YTL hacadığını, murisin terekesinde bulunan 13.225 DM karşılığı 12.710 YTL’nin mirasçılardan … tarafından kendisine ödendiğini ileri sürerek, bu miktarın mahsubundan sonra kalan harcama miktarı olan 51.720,06 YTL’nin tesbit tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, davacının yaptırmış olduğu tamir ve bakım masraflarını ödediklerini savunarak davanın reddini dilemişler, … ve …’na karşı açmış oldukları karşı dava ile de, muristen kalan taşınmazlar nedeniyle davalıların almış oldukları kira bedellerinden miras hisselerine düşen 36.377,00 YTL’nin yasal faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemişlerdir.
2007/8720-13690
Mahkemece, davalılardan … hakkında dava açılmadığından adı geçen davalı yönünden karar verilmesine yer olmadığına, davanın kısmen kabulüne, toplam 14.915,34 YTL tazminatın davalılar …, … …, … ’tan dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, davalı-karşı davacıların davasının kısmen kabulüne, 2.606 YTL … için, 1.954,52 YTL Nail … için, 1.954,52 YTL … için, 1.954,52 YTL Mesadet için olmak üzere toplam 8.469,56 YTL tazminatın karşı dava tarihinden itibaren yasal faizi ile davalı-karşı davacı …’ndan tahsili ile davacı-karşı davalılara verilmesine, Karşı davacıların … hakkındaki davalarının kısmen kabulüne, … için 774,87 YTL, … için 583,40 YTL, … için 583,40 YTL olmak üzere toplam 1.941,67 YTL’nin 15.6.2004 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte …’ndan tahsili ile davalı ve karşı davacılar …, … ve …’e verilmesine karar verilmiş, hüküm, davacı-karşı davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-HUMK.nun 381 maddesi gereğince mahkeme, hazır olan tarafların iddia ve savunmalarını dinledikten sonra yargılamanın sona erdiğini bildirerek kararını tefhim eder. Kararın tefhimi en az, aynı yasanın 388. maddesinde belirtilen hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur. HUMK.nun 388/son maddesi gereğince de istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenilen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. Yine aynı kanunun 389 maddesinde de hüküm kısmında iki tarafa yükletilen hak ve borçların tereddüde yer vermeyecek şekilde belirtilmesi zorunluluğu tekrarlanmıştır. Aynı maddenin son fıkrası gereğince de zorunlu nedenlerle yalnız hüküm sonucunun tefhim edildiği hallerde, gerekçeli kararın sonradan belli bir süre içinde yazılması mümkündür. Bu gibi hallerde de HUMK.nun 388 maddesine uygun olarak tarafların hak ve yükümlülüklerini açıkça gösteren kısa karar ile daha sonra yazılan gerekçeli kararın birbirine uygun olması zorunludur. Esasen kısa kararı yazıp, tefhim etmekle davadan elini çekmiş olan hakimin artık bu kararını değiştirmesine yasal olanak da yoktur. Öte yandan kısa kararla gerekçeli kararın birbirinden farklı olması yargılamanın aleniyeti, kararların alenen tefhim olunmasına ilişkin Anayasanın 141. maddesi ile HUMK.nun yukarda değinilen buyurucu nitelikteki maddelerine de aykırı bir durum yaratır. Ayrıca bu husus kamu düzeni ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir görevdir.
Temyize konu davada, kısa kararda asıl dava yönünden, “davalı …’ndan 4.971,78 YTL, … …’ndan 4.971,78 YTL, … ’dan 4.971,78 YTL’nin davalı ve karşı davacılar …, … ve …’ndan dava tarihinden itibaren yasal faizi ile müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine” şeklinde hüküm kurulmasına rağmen, gerekçeli kararda ise, “toplam 14.915,34 YTL tazminatın davalılar …, … …, … ’tan dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine” şeklinde hüküm kurulmuş olması, az yukarda açıklanan kısa kararla gerekçeli kararın birbirine uygun olması gerektiğine ilişkin ilke ve yasa hükümlerine aykırı olup, kararın bozulmasını gerektirir. Mahkemece 10.4.1992 tarih ve 1991/7 Esas 1992/4 sayılı İçtihatı Birleştirme Kararında da benimsendiği gibi kısa karar ile bağlı kalınmadan, ancak kısa karar ile gerekçeli karar arasındaki çelişki giderilecek şekilde yeniden bir karar verilmesi için hükmün bozulması gerekmiştir.
2-Bozma nedenine göre davacının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün BOZULMASINA, 2.bent gereğince davacının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 19.11.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.