YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/9001
KARAR NO : 2007/13448
KARAR TARİHİ : 14.11.2007
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı şirket ile 18.1.1995 tarihli sözleşme ile ortaklık kurduklarını,sözleşme uyarınca 1600 YTL yi sermaye olarak ortaklığa nakit olarak verdiğini,davalı şirketin sattığı malzemelerden elde ettiği kardan hissesine düşen payı vermesi gerekirken, hiçbir ödeme yapılmadığını, alacağının tahsili için davalıya karşı icra takibi başlattığını, davalının takibe itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptaline %40 tazminatın tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacının ortaklık sermaye payını ödememesi nedeniyle sözleşmenin hiçbir zaman hayata geçirilemediğini, bu nedenle davacıya borçlu olmadıklarını, savunarak, davanın reddini dilemişdir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş ,hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
1-28.12.2006 günlü ilam temyiz eden davalı tarafa 17.5.2007 tarihinde tebliğ edilmiş ve temyiz dilekçesi 4.7.2007 tarihinde verilmiştir.3156 sayılı Yasanın 20. maddesiyle değiştirilen HUMK.nun 432/1. maddesi uyarınca yasanın yürürlüğe girdiği 6.4.1985 tarihinden itibaren verilen kararlarda temyiz süresi 15 gündür. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 1.6.1990 gün ve esas 1989/3, karar 1990/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca, temyiz süresi geçtikten sonra davalı tarafından verilen temyiz dilekçesinin reddine karar verilmesi gerekir.
2-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir
3-Davacı davalı şirketle 18.1.1995 tarihli “ortaklık sözleşmesi “yaptıklarını, ortaklığa sermaye olarak 1600 YTL nakit sermaye koyduğunu şözleşme uyarınca davalı şirketin satılan mallardan elde ettiği kar payını vermediğini ileri sürerek alacağının tahsili için başlattığı icra takibine davalının haksız itirazının iptali ile eldeki davayı açmıştır.Davalı davacının sermaye vermediğinden sözleşmenin geçerlilik kazanmadığını,davacının eşi … sarının aynı iddialarla aleyhlerine dava açtığını ileri sürerek davanın reddini dilemiştir.Mahkemece davacının ortaklığa sermaye koyduğu ispatlanamadığı gibi, davacının da hisselerini dava dışı eşine devrettiğinden, dava açmada davacının aktif husumet ehliyeti bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Davacı iddiasını ispatla mükelleftir. Müddeabihin miktarı itibariyle HUMK.nun 288.maddesine göre olayda tanık dinlenmesi de mümkün değildir. Davacı iddiasını yasal delillerle kanıtlayamamıştır. Ne var ki dava dilekçesinde “her türlü delil” demek suretiyle “yemin” deliline de dayandığından bu konuda davalıya yemin yöneltmeye hakkı bulunduğu hatırlatılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
SONUÇ : Yukarıda 1.bentte açıklanan nedenlerle davalı tarafından verilen temyiz dilekçesinin reddine, 2.bentte açıklanan nedenlerle davacının sair temyiz itirazlarının reddine, 3.bentte açıklanan nedenlerle davacı tarafından temyiz edilen hükmün temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 14.11.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.