YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/9235
KARAR NO : 2007/14793
KARAR TARİHİ : 07.12.2007
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tesbit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
K A R A R
Davacı, davalıdan satın aldığı mal karşılığı düzenlenen 18.1.2006 tanzim, 15.5.2006 vade tarihli 17.400.000 Tl. bedelli ve malen düzenlenen senedin, satılan mal davalı tarafından teslim edilmediğinden karşılıksız kaldığı halde icra takibine konulduğunu bildirip, bu senet nedeniyle borçlu olmadığının tesbitiyle, ödenen bedelin istirdadını, %40 tazminatın tahsilini istemiştir.
Davalı, bedel kaydı malen olarak belirlenen bonoda temel ilişkide malın teslim edilmediğini davacı borçlunun ispat etmesi gerektiğini savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, bonoda “malen” kaydı olduğu halde davalının yemininde ödünç verdiği para karşılığı senedi aldığını söylemesi karşısında ispat yükünün senedi talil eden davalı tarafta bulunduğu, davalının bu hususu usulüne uygun delillerle ispatlayamadığı gerekçeleri ile menfi-tesbiti, istirdat talebinin kabulüne %40 tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı tarafça temyiz edilmiştir.
1-Dava konusu senet, bedelin malen ahzolunduğu kaydı ile düzenlenmiştir. Davacı, dava konusu senet karşılığı olan malın kendisine teslim edilmediğini yazılı delillerle kanıtlıyamadığından davalıya yemin yöneltmiş, davalıda bunu kabul ve eda etmiştir. Davalı yeminli beyanında davacıya elden para verdiğini ve senet aldığını, bu nedenle alacaklı olduğunu bildirmiştir.
2007/9235-14793
HUMK’nun 337 ve devamı maddelerinde yazılı yemine ilişkin hükümlerin hiç birinde yemin altında söylenen sözlerin bölünmesine imkan veren bir kural benimsenmiş değildir. Bir davada bir tarafın öbürüne yemin teklif etmesi demek, davanın sonucunu yemin edecek kimsenin iradesine ve vicdanına bırakma, onun söyleyeceklerinin … olduğunu hakimin kabul etmesine önceden rıza göstermesi demektir. Bu nedenle yemin altında yapılan ikrar bölünemez ve yemin metninin bir bütün olarak gözönünde tutulması gerekir. Yargıtayın kökleşmiş ve yerleşik uygulaması da (HGK. 1.4.1964 … ve 146-253, 21.11.1962 … 6/84-65 sayılı içtihatlarında belirtildiği gibi) aynı doğrultudadır. Mahkemece yeminin bölünemeyeceği gözönünde tutularak davanın reddine karar verilmesi gerekirken, aksi düşüncelerle yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
2-İİK.’nun 72/5 maddesi hükmüne göre, borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, karşı tarafın talebi üzerine alacaklının tazminatla mahkum edileceği belirtilmiştir. Davalı alacaklının , davacı imzasını taşıyan senet için icra takibi yapması davalının kötü niyetli olduğunu göstermez. Sadece alacaklının icra takibinde haksız olduğunu gösterir. Davalı alacaklının ayrıca kötü niyetli olduğu da ispatlanamamıştır. Bu durumda davalı alacaklının tazminatla sorumlu tutulması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda 1 ve 2 numaralı bentlerde açıklanan nedenlerden dolayı temyiz olunan kararın davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 7.12.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.