YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/10046
KARAR NO : 2009/206
KARAR TARİHİ : 19.01.2009
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalılar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalılar ile dava dışı … Murisi…’un Almanya da vefat ettiğini, davalıların talimatıyla tüm masraflarını karşılayarak Türkiye ye getirerek defnettiğini, yaptığı masraf bedelinin ödenmemesi üzerine, alacağın tahsili amacıyla girişilen icra takibine de itiraz edildiğini ileri sürerek, itirazın iptalini, %40 inkar tazminatının davalılardan tahsilini istemiştir.
Davalılar, davacıya cenazenin Türkiye ye getirilmesiyle ilgili bir talimat vermediklerini, kaldı ki babalarını Almanya da defnetmek istediklerini savunarak, davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne,4.903.74 YTL üzerinden itirazın iptaline, takip tarihinden itibaren asıl alacağı yasal faiz uygulanmasına, asıl alacak üzerinden hesaplanacak %40 inkar tazminatının davalılardan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-İ.İ.K nun 67 inci maddesinin 2 nci fıkrası hükmünce, icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi alacağını mahkemede dava ederek, haklı çıkması yasal
2008/10046-206
koşullardandır. Burada borçlunun kötü niyetli itiraz etmiş bulunması da yasal koşullardan değildir. İcra inkar tazminatı, aleyhinde yapılan icra kovuşturmasına itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Bunlardan ayrı; alacağın likit ve belli olması gerekir. Daha geniş bir açıklama ile Borçlu tarafından alacağın gerçek miktarı belli sabit veya belirlenmek için bütün unsurlar bilinmekte veya bilinmesi gerekmekte böylece borçlu tarafından tahkik ve tayin edilmesi mümkün nitelikte olması gerekir. Somut olayda ise alacağın varlığı yargılamayı gerektirdiğinden alacağın likit olduğu söylenemez. Hal böyle olunca, icra inkar tazminatına hükmedilmemesi gerekirken aksi düşüncelerle yazılı şekilde %40 inkar tazminatına karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma gerektirir. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden kararın düzeltilerek onanması HUMK’nun 438/7 maddesi gereğidir.
SONUÇ: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalıların sair temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle temyiz edilen kararın “Hüküm” başlıklı bölümünün 1 nolu bendinde yazılı “4.903,74-YTL üzerinden hesaplanacak %40 inkar tazminatının da davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine” cümlesinin tamamen karardan çıkartılmasına, yerine “yasal koşulları oluşmadığından davacının %40 icra inkar tazminatı isteminin reddine” cümlesinin yazılmasına kararın değiştirilmiş ve düzeltimiş bu şekliyde ONANMASINA, 19.1.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.