Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2008/10077 E. 2008/11064 K. 25.09.2008 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/10077
KARAR NO : 2008/11064
KARAR TARİHİ : 25.09.2008

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı ve davalı … avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
K A R A R
Davacı, 107 parsel numarasında kayıtlı taşınmazın 1/3 hissesini davalıdan 27.4.1994 tarihinde tapuda yapılan resmi satış işlemi ile satın aldığını, taşınmaz üzerine barınak yapıp fidan diktiğini, daha sonra yaptığı araştırma sonucu bu yer hakkında orman idaresi tarafından 1986 yılında açılan dava sonunda taşınmazın orman olduğundan bahisle tapu kaydının iptali ile orman olarak tapulama harici bırakılmasına karar verilip kararın kesinleştiğini, davalı …’in taşınmazın orman olduğunu bilerek kendisine satmak suretiyle, diğer davalı Tapu Sicil Müdürlüğünün de mahkeme kararını tapu siciline işlemeyerek zarara uğramasına neden olduklarını ileri sürerek fazlası saklı şimdilik 25.000,00 YTL’nin davalılardan tahsilini istemiştir.
Davalı …, davacının bu yerin orman olduğunu bilerek satın aldığını savunmuş, davalı Tapu Sicil Müdürlüğü, tapu kaydı üzerinde mülkiyetin naklini engelleyici bir kayıt bulunmadığını savunarak davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece, Tapu Sicil Müdürlüğü hakkında açılan davanın reddine, davalı … hakkındaki davanın kısmen kabulü ile 4.514,59 YTL satış bedelinden doğan tazminat, 4.352,00 YTL faydalı masraf bedeli olmak üzere toplam 8.866,59 YTL’nin davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davacı ve davalı … tarafından temyiz edilmiştir.
2008/10077-11064
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı …’ın tüm, davacının Tapu Sicil Müdürlüğü aleyhindeki temyiz itirazının tümden, … Eraslan hakkındaki aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacının, 27.4.1994 tarihinde 107 parsel sayılı taşınmazın 1/3 hissesini zeytinlik vasfı ile davalı …’den kayden satın aldığı, taraflar arasında düzenlenen aynı tarihli harici satım sözleşmesi ile satış bedelinin 5.000.000 TL + 5.000 DM olarak nakten ödendiği, ancak satış tarihinden önce Orman Genel müdürlüğü tarafından açılan Tapu İptali tescil davası sonucu 6.6.1989 tarihinde taşınmazın orman alanı içinde kalması sebebi ile tapu kaydının iptali ile orman olarak tapulama harici bırakılmasına karar verildiği, kararın kesinleştiği ancak kararın tapuya bildirilmediği için kayıtlara işlenmediği konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Dava konusu alanın orman sayılan yerlerden olduğu dosya içeriğindeki bilgi ve belgelerle sabittir. Davacı, zapta karşı tekeffül hükümlerine dayanarak eldeki davayı açmıştır. Yargıtay’ın sapma göstermeyen kararlarına göre özel mülk olarak tescile tabi olmayan bir taşınmaz, her nasılsa özel mülk olarak tapuya tescil edilerek hakkında sicil oluşturulmuşsa, bu sicil taşınmazın tescile tabi olmayan yerlerden olduğu sonucunu değiştirmez. ( HGK 22.2.1990 gün, 1989/1-700 esas, 1998/101 karar ve 18.10.1989 gün 1989/1-419 esas, 1989/528 karar, 11.6.2003 gün, 2003/13- 414 esas, 410 karar) Buna göre davacı, taşınmazın öncesinin orman olmadığını bilemeyeceğini, iyi niyetli olduğunu, yani MK 931. maddesindeki tapu siciline itimat prensibini ileri süremez. Taşınmazın davacıya satıldığı 27.4.1994 tarihinde evveliyatının orman olduğunun bilinmesi alan ve satan için yasa hükmü gereğidir. Orman alanlarının özel mülkiyete konu olması, devir ve temliki hukuki sonuç doğurmaz. Yani taraflar arasında yapılmış bulunan satım akdi BK 19-20 maddeleri gereğince mutlak butlanla batıl olup, baştan beri geçersizdir. Geçersiz sözleşmelerde, taşınmazın hukuka uygun yollarla tescil edilmiş olması BK 192 maddesindeki satıcının zapta karşı tekeffül borcunu doğurmaz. Çünkü bu madde, sadece hukuken geçerli sözleşmelerde ileri sürülebilir. Davacı geçersiz sözleşmeye dayanarak taşınmazın değerini tazminat olarak isteyemez; sadece geçersiz sözleşme nedeniyle ödediği bedeli sebepsiz zenginleşme ve denkleştirici adalet kurallarına göre isteyebilir.
Hal böyle olunca, mahkemece satış bedeli olarak ödenen 5.000 DM’nin dava tarihi itibariyle TL karşılığı yanında
2008/10077-11064
ayrıca yine 27.4.1994 tarihinde satış bedeli olarak ödenen 5.000.000 TL’nin dava tarihine kadar ulaştığı alım gücünün enflasyon, tüketici eşya fiyat endeksi, altın ve döviz kurlarındaki artış, maaş artışları vs gibi ekonomik etkenlerin ortalamalarının alınarak bilirkişi vasıtası ile hesaplanması ve sonucuna uygun karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
SONUÇ:Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalının tüm, davacının sair temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün davacı yararına BOZULMASINA,aşağıda dökümü yazılı 359.10 YTL. kalan harcın davalı …’dan alınmasına, peşin alınan harcın istek halinde davacıya iadesine, 25.9.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.