YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/10247
KARAR NO : 2009/3257
KARAR TARİHİ : 12.03.2009
MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün taraflar avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vekili avukat Sinem Karataş ile davalı vekilleri avukat … vekili avukat … …’in gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalıdan haricen yapılan sözleşme ile 24.8. 1988 tarihinde satın aldığı taşınmazın 19.9.1990 tarihinde kendisine teslim edildiğini,13.8.1993 tarihinde tapuda 2B şerhinin konulduğunu, 16.12.1997 tarihinde tapuda kendisine devir yapıldığını, ancak hazine tarafından 2B uygulaması nedeniyle açılıp kesinleşen dava sonucu tapusunun iptal edilip hazine adına tesciline karar verildiğini, hazineye ecrimisil ödemek zorunda kaldığını ileri sürerek fazlasını saklı tutarak 300 000 USD rayiç değer ile 1.526.50 YTL ecrimisil bedelinin davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı,1959 kadastrosunda burasının tarım arazisi olarak şahıslar adına kayıtlı olduğunu, üzerinde hiçbir takyidat bulunmadığını, 2B şerhinin 13.8.1993 tarihinde konduğunu, davacının durumu bilerek 16.12.1997 tarihinde tapuda devraldığını, kendilerinin kusurlarının bulunmadığını savunarak davanın reddini dilemiş; karşı dava ile de davacının konuttan tahliyesi ile fazlasını saklı tutarak kullanma bedeli olarak 10.000,00 YTL nin tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, asıl davanın kısmen kabulüne, denkleştirici adalet gözetilerek 228.985,80 YTL nin tahsiline, diğer
2008/10247-2009/3257
talepler ile karşı davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı ve davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre tarafların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacı, zapta karşı tekeffül hükümlerine dayanarak eldeki davayı açmıştır. Yargıtay’ın sapma göstermeyen kararlarına göre özel mülk olarak tescile tabi olmayan bir taşınmaz, her nasılsa özel mülk olarak tapuya tescil edilerek hakkında sicil oluşturulmuşsa, bu sicil taşınmazın tescile tabi olmayan yerlerden olduğu sonucunu değiştirmez. (HGK 22.2.1990 gün, 1989/1-700 esas, 1998/101 karar ve 18.10.1989 gün 1989/1-419 esas, 1989/528 karar, 11.6.2003 gün, 2003/13-414 esas, 410 karar) Buna göre davalı, taşınmazın öncesinin orman olmadığını bilemeyeceğini, iyi niyetli olduğunu, yani MK 931. maddesindeki tapu siciline itimat prensibini ileri süremez. Taşınmazın davacıya satıldığı tarihte evveliyatının orman olduğunun bilinmesi alan ve satan için yasa hükmü gereğidir. Orman alanlarının özel mülkiyete konu olması, devir ve temliki hukuki sonuç doğurmaz. Yani taraflar arasında yapılmış bulunan satım akdi BK 19-20 maddeleri gereğince mutlak butlanla batıl olup, baştan beri geçersizdir.Geçersiz sözleşmelerde, taşınmazın hukuka uygun yollarla tescil edilmiş olması BK 192 maddesindeki satıcının zapta karşı tekeffül borcunu doğurmaz. Çünkü bu madde, sadece hukuken geçerli sözleşmelerde ileri sürülebilir. Davacı geçersiz sözleşmeye dayanarak taşınmazın değerini tazminat olarak isteyemez; sadece geçersiz sözleşme nedeniyle ödediği bedeli mahkemenin de kabulünde olduğu gibi sebepsiz zenginleşme ve denkleştirici adalet kurallarına göre isteyebilir. Geçersiz sözleşmelerde herkes aldığını aynı anda iade ile yükümlü ise de, taşınmaz davacının kusuru olmaksızın elinden çıkmış olduğundan onun iade mükellefiyeti yoktur.
Hal böyle olunca, mahkemece bilirkişilerden alınacak taraf ve yargı denetimine elverişli rapor ile davacının ödediği satış bedellerinin, tapusunun iptaline ilişkin mahkeme kararının kesinleştiği 6.11.2003 tarihine kadar ulaştığı alım gücünün enflasyon, tüketici eşya fiat endeksi, altın ve döviz kurlarındaki artış, maaş artışları vs gibi ekonomik etkenlerin ortalamalarının alınarak hesaplanması gerekirken bilirkişi tarafından verilen bu kurala dayanmadan yapılan eksik inceleme ile düzenlenen rapora dayanılarak yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
3-Davacı her ne kadar dava dilekçesinde faiz talebinde
2008/10247-2009/3257
bulunmamış ise de; karşı davaya cevabında 300 000 USD nin avans faizi ile tahsilini talep etmiştir. Mahkemece davacının faiz talebinde bulunmuş olduğu gözetilerek bu konu hakkında karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesis edilmiş olması da usul ve yasaya aykırı olup bozma sebebidir.
SONUÇ: Yukarıda 1.bentte açıklanan nedenlerden dolayı tarafların sair temyiz itirazlarının reddine, mahkeme kararının 2.bent gereği taraflar, 3.bent gereği davacı yararına BOZULMASINA, 625.00 TL duruşma avukatlık parasının karşılıklı alınarak birbirlerine ödenmesine, peşin alınan temyiz harcının davalıya iadesine, 12.3.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.