Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2008/10249 E. 2008/15172 K. 19.12.2008 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/10249
KARAR NO : 2008/15172
KARAR TARİHİ : 19.12.2008

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davalı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı vekili avukat … ile davacı vekili avukat …’ın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR

Davacı, davalının borcuna karşılık olmak üzere kendisine keşidecisi … olan 18.000,00 YTL bedelli ve 13.7.2000 keşide tarihli çeki ciro yolu ile devir ettiğini, oyaladıkları için çekleri bankaya ibraz edemediklerini, alacağın tahsili amacı ile başlatılan icra takibine itiraz edildiğini iddia ederek itirazın iptaline, %40 oranında icra inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Davalı, zamanaşımı def’inde bulunmuş, esas yönünden ise davacı ile arasında hiçbir akdi ilişki bulunmadığını, çekin keşideci … tarafından 1999 senesinde aralarında ticari … münasebeti nedeniyle teminat olarak verildiğini, arkası cirolu, tarih ve meblağ kısmı boş olarak tutulurken çalındığını, Küçükçekmece Asliye 1.Hukuk Mahkemesinin 2002/1648 E., 2003/1060 K. sayılı, 13.11.2003 tarihli ilamı ile çekin iptaline karar verildiğini, kararın bankaya da gönderildiğini savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davalının çekdeki ciro imzasını inkar etmediği ve bedelini ödediğini de kanıtlayamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davalının itirazının iptaline, takip tarihinden itibaren asıl alacağa yasal faiz uygulanmasına,
asıl alacak üzerinden %40 inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiş, Mahkemenin 22.10.2007 gün ve 2005/190 Esas, 2007/476 Karar sayılı kararı ile 28.9.2007 tarihinde tebliğ edilen mahkeme kararının yasal 15 günlük temyiz süresi geçirildikten sonra 22.10.2007 tarihinde temyiz edildiği gerekçesiyle temyiz dilekçesinin reddine karar verilmiş; bu kez esas hüküm ve red kararı davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Davalı vekiline tebliğ çıkarılan mahkeme kararının (daimi işçisi) ibaresi altında … imzasına tebliğ edildiği görülmektedir. Öncelikle belirtmek gerekir ki 7201 Sayılı Kanun’un 17.maddesi uyarınca belli bir yerde devamlı olarak meslek ve sanatını icra edenlere yapılacak tebligatlarda önce muhatabın aranması, onun bulunmaması halinde aynı yerde daimi memur veya müstahdemlerinden birisine tebligat yapılması gereklidir. Tebligat parçasında, muhatabın aranması, adreste bulunmaması, bulunmamasının geçici veya devamlı olup olmadığı yolunda bir belirleme yer almamaktadır. Davalı vekili bu tebligatın kendisine ulaşmadığını ve tebliği … kişinin daimi işçisi olmadığını temyizinde bildirmektedir. … ‘nun iki katlı bağımsız bölümden oluşan … merkezinde işçi (…) olarak şirket tarafından çalıştırıldığı, Mahkemeye verilen temyiz dilekçesine ekli 22.10.2007 tarihli yazı içeriğinden anlaşılmış, böylece muhatabın (davalı vekilinin) işçisi olmadığı saptanmıştır. Bu durumda 26.6.2007 tarihli mahkeme kararı davalı tarafa 28.9.2007 gününde değil, 22.10.2007 gününde elden kalemde tebliğ edildiği ve davalının da yasal 15 günlük temyiz süresini geçirmeksizin hükmü 22.10.2007 tarihinde temyiz ettikleri anlaşıldığından, davalının bu yöndeki taleplerinin kabulü ile Mahkemenin 22.10.2007 tarih ve 2005/190 Esas, 2007/476 Karar sayılı temyiz dilekçesinin reddine ilişkin kararının kaldırılmasına karar verildi, işin esasının incelenmesine geçildi.
2-Davacı alacaklı (hamil), davalı borçlu (ciranta) hakkında 13.7.2000 keşide tarihli 18.000,00 YTL bedelli çeke dayanarak 14.5.2003 tarihinde takip başlatmış, itiraz üzerine açtığı itirazın iptali davasında alacağına karşılık davalıdan çek aldığını ileri sürmüştür. Davalı borçlu ise takibe dayanak çekin süresinde bankaya ibraz edilmediği, zamanaşımına da uğradığını, çalıntı olup iptal edildiğini, hiçbir akdi ilişki bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. Alacaklının dayandığı akdi ilişki borçlu tarafından inkar edildiğine göre, alacağın varlığını ispat yükü davacı alacaklı üzerindedir. Dava konusu çek, süresi içinde muhatap bankaya ibraz edilmediği ve 6 aylık süre içerisinde de icra takibine konulmadığından kambiyo senedi vasfını yitirmiş olup; bu senet … başına temel ilişkiyi ve davacı alacağını ispat açısından yeterli bir belge olarak kabul edilemez. Ne var ki, davalının imzasını taşıyan bu belge HUMK’nun 292.maddesi hükmü gereğince yazılı delil başlangıcı sayılır. Davacı alacaklı temel ilişkiyi diğer yan deliller ve şahit beyanlarıyla ispat ederek alacağını talep hakkına sahip ise de, somut olayda toplanan deliller ve tanık anlatımlarıyla temel ilişki kanıtlanamamıştır. Bu durumda mahkemece, davacı dava dilekçesinde “deliller” kısmında “her türlü delil” demek suretiyle “yemin” deliline de dayanmış olduğundan, davadaki iddiası konusunda davalıya yemin yöneltmeye hakkı bulunduğu hatırlatılarak, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir. Mahkemece ispat külfeti ters çevrilerek yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
3-Bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına,
SONUÇ: Yukarıda 1 ve 2 nolu bentlerde açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, 3 nolu bent gereğince bozma nedenine göre davalının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gerek olmadığına, 550,00 YTL duruşma avukatlık parasının davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, peşin alınan 66,10 YTL temyiz harcının istek halinde iadesine, 19.12.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.