YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/11041
KARAR NO : 2009/5448
KARAR TARİHİ : 20.04.2009
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davalı avukatınca duruşmalı davacı avukatınca duruşmasız olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı vekili avukat … gelmiş davalı tarafından gelen olmadığından onun yokluğunda duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı,avukat olduğunu,davalının yurt dışında ikamet edip kendisine 10.9.2001 tarihli vekaletnameyi verdiğini, 30.3.2002 tarihinde 18.2.2002 tarihli vekil tayin etme yetkisini içeren vekaletnamesi ile kızı Suna’nın başka davaları da takip etmesini isteyip aralarında 30.3.2002 tarihli Avukatlık ücret sözleşmesinin düzenlendiğini, sonrasında davalı …’in imzasının da alındığı, buna göre 16.000,00 YTL avukatlık ücretinin 1.000,00 YTL sinin daha önceden verildiğini, bakiye 15.000,00 YTl nin …’ya döner dönmez ödeneceği bildirilmesine rağmen ödenmediğini, kendisinin meslek ahlakı gereği davaları takip edip bitirdiğini, ücretinin tahsili için yapılan icra takibine vasisi tarafından itiraz edildiğini, ancak vasi tayini davasının 27.3.2003 tarihinde açıldığını, 16.9.2003 tarihinde vasi tayin edildiğini, ücret sözleşmesinin ise 30.3.2003 tarihinde yapıldığını, geçerli olduğunu ileri sürerek itirazın iptali ile inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacının 27.3.2002 tarihinde vesayet davasının açıldığını bilmesine rağmen, 30.3.2002 tarihinde ücret sözleşmesini yaptığını, bu sözleşmenin mutlak butlanla batıl olduğunu, davalı asilin vesayet altına alınma koşularının o dönemde de mevcut olduğunu,istenilen ücretin çok fahiş olduğunu, davacının 9.500,00 YTL ücret istediği dosyanın eski vekil tarafından açılmış usulsüz tebligatın iptali davası olup karara çıktığını, davacının sadece kararı tebliğe çıkardığını, geçersiz sözleşmeye dayanılarak ücret istenemeyeceğini savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece,sözleşmenin geçerli olduğuna dayanılarak 15.000,00 YTL üzerinden takibin devamına , temerrüt olmadığından işlemiş faize yönelik talebin reddine karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının tüm, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacı ile davalının kızı arasında düzenlenen ve sonrasında davalı asilin de imzasının alındığı 30.3.2002 tarihli avukatlık ücret sözleşmesinde 16.000,00 YTL ücret ödenmesinin kararlaştırıldığı, davalı asilin vesayet altına alınması için diğer kızı tarafından 27.3.2002 tarihinde vasi tayini davasının açıldığı, bu dava sırasında 5.7.2002 tarihli rapor ile davalı asilin Multi İnfark Demans hastası olup hukuki ehliyete haiz bulunmadığının tespit edilmiş olduğu ve kendisine 16.9.2003 tarihinde vasi atandığı tüm dosya içeriği ile sabittir. Demans hastalığının bir anda ortaya çıkan bir rahatsızlık olmayıp evveliyatının ve ağır gelişen bir sürecinin olduğu göz önüne alındığında davalı asilin çok kısa bir süre öncesinde yapılan Avukatlık ücret sözleşmesi sırasında da bu rahatsızlığının mevcut olduğu açıktır. Hal böyle olunca davacının dayandığı ve hükme esas alınan 30.3.2002 tarihli ücret sözleşmesine dayanılarak talepte bulunulamaz.Ne var ki davacı davalının vekili olarak takip ettiği davalarla ilgili Avukatlık kanunu 164.maddesi uyarınca ücret isteme hakkına sahiptir. Mahkemece bilirkişiden vekalet ilişkisinin kurulduğu tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Kanunu hükümlerinin uygulanması sureti ile rapor aldırılarak bunun sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
SONUÇ: Yukarıda 1.bentte açıklanan nedenlerden dolayı davacının tüm, davalının sair temyiz itirazlarının reddine, 2.bent gereği temyiz edilen hükmün davalı yararına BOZULMASINA; peşin alınan temyiz hacının istek halinde taraflara iadesine, 20.4.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.