YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/11389
KARAR NO : 2009/2821
KARAR TARİHİ : 05.03.2009
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalının vekili sıfatıyla, 1992 yılından 2003 yılına kadar pek çok davalarında avukatlığını yaptığını, haksız olarak azledildiğini, vekalet ücretinin ödenmediğini yapılan takibe de haksız itiraz edildiğini ileri sürerek, itirazın iptali ile %40 inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacının yaptığı tahsilatları kendisine ödemediğini, bu nedenle haklı olarak azledildiğini savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, 8.229 YTL. üzerinden itirazın iptaline, ve %40 tazminata karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davalı ile davacı avukat arasında 20.2.1993 tarihli avukatlık ücret sözleşmesinin imzalandığı ve davacının, davalının vekili sıfatıyla 4.9.1998 tarihinde kamulaştırmasız elatma nedeni ile tazminat davası açıp sonuçlandırdığı akabinde açtığı ek davanın da sonuçlanması üzerine bu ilamları icraya koyduğu ve bu aşamada 6.1.2006 tarihinde azledildiği, dosya kapsamı ile anlaşılmaktadır. Davacı avukat takip ettiği bu davalar nedeni ile vekalet ücreti, yapılan masraflar ve sözleşme gereğince öngörülen yargıtay ücreti, işgünü masrafı kalemlerini icra takibine koyarak davalının itirazının iptalini bu dava ile talep etmiştir. Mahkemece, takip konusu toplam alacak tutarına sözleşmede öngörülen %25 oranı uygulanmış, ayrıca mahkeme ve icra vekalet ücretleri ile masraf toplamları ve sözleşmede öngörülen gider avansı, … günü masrafı, temyiz ücreti ile sözleşme peşinatı kalemlerinin toplamı bulunmuş
2008/11389-2009/2821
ayrıca davacı avukatın dava konusu taşınmazlarla ilgili olarak yatırdığını bildirdiği vergi borçları toplamı da dahil edilerek, davacının tahsil ettiği 11.319 YTL. mahsup edilerek takip talebi ile istenebilecek olan tutar belirlenerek karar verilmiştir.
Davacıya ödenmesi gereken vekalet ücretinin tespiti için ise öncelikle uyuşmazlığa uygulanacak Avukatlık Kanunu hükümlerinin belirlenmesi zorunludur. Bilindiği üzere, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu, 2.5.2001 tarihinde 4467 sayılı Yasa, 13.1.2004 tarihinde de 5043 sayılı Yasa ile değişikliğe uğramıştır. 13.1.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5043 sayılı Yasanın 7. maddesi ile 1136 sayılı Avukatlık Kanununa eklenen “Bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihte, kesin olarak hükme bağlanmamış bütün ihtilaflarda bu kanunun değişik hükümleri uygulanır” hükmünü içeren geçici 21. madde, Anayasa Mahkemesince 7.2.2008 tarihinde iptal edildiğinden, avukatlık ücretinden kaynaklanan uyuşmazlıkların, sözleşmelerin kurulduğu tarihte yürürlükte olan Avukatlık Kanunu hükümlerine göre çözümlenmesi gerektiği kabul edilmelidir. Taraflar arasındaki sözleşme, 20.2.1993 tarihli olduğundan, bu dava ile ilgili ücret uyuşmazlığının çözümünde, sözleşme tarihinde yürürlükte olan 1136 sayılı Kanunun, 4667 sayılı kanunla yapılan değişiklikten önceki hükümleri esas alınmalıdır. Bu noktada taraflar arasındaki ücret sözleşmesinin geçerli olup olmadığının, dolayısıyla davacının sözleşmede belirtilen ücreti talep etmekte haklı olup olmadığının belirlenmesi gereklidir. Nitekim, vekalet ücret sözleşmelerinin geçerli olup olmadığı, kamu düzenine ilişkin olup, mahkemece de resen gözetilmesi gereken bir husustur.
1136 sayılı Kanunun, 2.5.2001 tarihli 4467 sayılı Yasa ile yapılan değişiklikten önceki 164. maddesinin 1. fıkrası hükmü gereğince, vekalet ücretinin belli ve muayyen olması gerekli olup, yine aynı kanunun 164. maddesinin 2. fıkrasına göre de, %25’i aşmamak üzere nispi bir ücretin vekalet ücreti olarak kararlaştırılması mümkün ise de, bunun geçerli olabilmesi, başarıya göre değişme koşulunu taşımasına bağlıdır. Başka bir ifade ile, davada gösterilen başarıya göre değişmek ve %25’i aşmamak üzere, dava olunan veya hükmolunacak şeyin değerinin belli bir yüzdesi avukatlık ücreti olarak kararlaştırılabilir. Yine aynı Kanunun 164. maddesinin 3. fıkrasına göre de, dava konusu mal, alacak veya hak gibi kıymetlerden bir kısmının aynen avukata ait olacağına ilişkin sözleşmeler de, “hasılı davaya iştirak” niteliğinde olduğundan geçersizdir. Dava konusu olayda, taraflar arasındaki 20.2.1993 günlü ücret sözleşmesinin, “…sözleşme konusu işten dolayı avukata 100 YTL. ve dava bedelinin %25’i ücret olarak ödenecektir.” şeklindeki ücrete ilişkin hükmü, az yukarda açıklanan yasanın öngördüğü “belli ve muayyen olma” ve “başarıya göre değişme” koşullarını taşımadığı için geçersizdir. Davacı geçersiz olan bu sözleşmeye dayanarak sözleşmede kararlaştırılan ücreti talep edemez. 1136 sayılı yasanın 4467 sayılı yasa ile yapılan değişiklikten önceki 163/son maddesi gereğince yazılı bir ücret sözleşmesinin bulunmadığı veya sözleşme mevcut olmakla birlikte geçerli olmadığı durumlarda, avukata ödenmesi gereken vekalet ücretinin, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre
2008/11389-2009/2821
belirlenmesi gereklidir. Dava konusu olayda taraflar arasındaki ücret sözleşmesi geçerli olmadığına göre, davacı avukat tarafından icra takibi ile talep ettiği davalar nedeni ile dava tarihleri itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri gereğince yapılacak hesaplamaya göre davacıya ödenmesi gerekli olan vekalet ücretleri belirlenmelidir. Yanlış değerlendirme ile sözleşme hükümlerine göre vekalet ücreti alacağının hesaplanması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
3-Hakim iki tarafın iddia ve savunmalarıyla bağlı olup, talepten fazlaya karar veremez.(HMUK 74.mad.) Davacı avukatın takip konusu ettiği alacak kalemleri içinde, davalı adına yatırdığını bildirdiği vergi borçlarına ilişkin bir talep bulunmamaktadır. Bu nedenle vergi borcu ödemelerine ilişkin meblağın da alacak kalemleri içinde değerlendirlmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. Yine kabule göre masraf toplamları alacak kalemleri içinde değerlendirildiği halde, ayrıca sözleşmede öngörülen 250 YTL. masraf avansının da dahil edilmesi usul ve yasaya aykırıdır ve bozmayı gerektirir.
SONUÇ: 1. bent gereğince davalının diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. ve 3. bentte açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, 5.3.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.