YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/11807
KARAR NO : 2009/5630
KARAR TARİHİ : 27.04.2009
MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacılar avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı TOKİ vekili avukat Gülçin Arısoy geldi. Davacılar ve diğer davalılar tarafından gelen olmadığından onların yokluğunda duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacılar, davalı idarenin yönetimi ve aracılığı ile 17338 ada numaralı sitenin yapımının tamamlanarak kat maliklerine teslim edildiğini, ancak yetersiz, yanlış ve kalitesiz malzeme ve kötü işçilik nedeniyle konutların tesliminden bir süre sonra yapılarda ciddi problemler ve hasarların ortaya çıktığını ileri sürerek fazlası saklı kalmak üzere 69.000,00 YTL.nin tahsilini istemişlerdir.
Davalı idare, zamanaşımı süresinin dolduğunu, süresi içinde ayıp ihbarında bulunulmadığını, ayıpta olmadığını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Ada yöneticisi tarafından açılan davanın yargılaması aşamasında kat maliklerinin davaya muvafakatları ve vekaletnamelerinin alınarak mahkemece yapılan yargılama sonunda, dairelerin teslim tarihi ile dava tarihi arasında 5 yıllık zamanaşamının dolduğu gerekçesiyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar tarafından temyiz edilmiştir.
1-Bir kısım kat maliki davacıların daireleri davalı idareden değil, dava dışı üçüncü şahıslardan satın aldıkları tarafların ve mahkemeninde kabulündedir. Davada tarafların husumet ehliyetlerine sahip olup olmadıklarının res’en, mahkemece gözetilmesi gerekenbir husus olduğunda duraksama bulunmamalıdır ve bu durumun yargılamanın her aşamasında dikkate alınması gereken bir husus olduğu kabul edilmelidir. Davalı idareden daire almayan şahıslar ile davalı arasında akti ilişki bulunmadığı için bu davacılar açısından davalı idareye husumet yöneltilemeyeceği anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca davalı idareden daire almayan davacıların davasının pasif husumet ehliyetinin bulunmayışı nedeniyle reddi zorunludur. Mahkemece değinilen bu yön gözardı edilerek davalıdan daire almayan davacıların davasınında zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bozmayı gerektirir.
2-Davacılar, bu davada açık ve gizli ayıp ile eksik işler bedelinin tahsilini istemişlerdir. Davalı idare ise zamanaşımı savunmasında bulunmuştur. Delil tesbiti bilirkişi raporu ile yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporlarında ayıpların bir kısmının açık ve bir kısmının ise gizli ayıp olduğu belirtildiği gibi, bir takım imalatlarında hiç yapılmadığı, bir başka deyişle eksik imalat niteliğinde olduğu bildirilmiştir. Ancak ayıplar hakkındaki talep mahkemeninde kabulünde olduğu gibi beş yıllık zamanaşımına tabi olup, dairelerin teslim tarihi ile dava tarihi arasında 5 yıllık zamanaşımı süresi dolduğu için açık ayıplara yönelik talebin zamanaşımı nedeniyle reddinde herhangi bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Eksik imalat nedeniyle talep bakımından ise bu talebin 10 yıllık zamanaşımına tabi olduğunun kabulü gerekir. Dairelerin teslim edildikleri tarih ile dava tarihi arasında 10 yıllık sözleşme zamanaşımı süresi dolmadığı için eksik imalata dayalı talebin zamanaşımı nedeniyle reddi olanaklı değildir. Gizli ayıplı işlerde ise gizli ayıbın ortaya çıktığı tarihten sonra süresinde ayıp ihbarında bulunulup bulunulmadığı hususu önem taşımaktadı. Öyle ise mahkemece öncelikle bilirkişi kurulundan alınacak ek rapor ile açık ve gizli ayıplı işler ile eksik imalatların neler olduğu ve bedelleri tereddüte yer bırakmayacak şekilde belirlenmeli, açık ayıplara ilişkin talebin zamanaşımına uğradığı kabul edilerek bu talebin zamanaşımı nedeniyle reddine, eksik imalatlarla ilgili talebin ise zamanaşımına uğramadığı gözetilerek bu taleple ilgili olarak işin esasına girilerek hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmelidir. Gizli ayıplı imalatlara dayalı talep yönünden ise bu gizli ayıpların hangi tarihte ortaya çıktığı ve süresinde ayıp ihbarında bulunulup bulunulmadığı hususunda taraflardan delilleri ve karşı delilleri sorularak alınmalı, gerekirse bu hususlarda bilirkişi kurulundan ek rapor alınarak hasıl olacak sonuca uygun davranılmalıdır. Mahkemenin değinilen bu yönleri gözardı ederek yazılı şekilde karar vermesi usul ve yasaya aykırır olup, bozmayı gerektirir.
3-Yukarıda açıklanan bozma nedenlerine göre davacıların diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1 ve 2 numaralı bentte açıklanan nedenlerle; temyiz olunan kararın BOZULMASINA, (3) numaralı bent uyarınca davacıların diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde, 27.4.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.