YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/13775
KARAR NO : 2009/3205
KARAR TARİHİ : 11.03.2009
MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi
Taraflar arasındaki ayıplı mal bedelinin iadesi davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
K A R A R
Davacı, davalı şirketten 19.05.2005 tarihinde 106 Ekran Plazma TV satın aldığını ,7.06.2006,2.05.2007,19.05.2007 tarihlerinde aldığı TV nin çalışmadığı şikayetleri ile 3 kez servise başvurduğunu, gizli ayıplı ürünün davalı satıcı tarafından geri alınarak … olduğu 5690 YTL nin tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, davanın kabulüne, dava konusu 19.05.2005 tarihli faturada yazılı LG .. model 106 ekran Plazma TV ve sehpasının yetkili teknik servisten davalı şirketçe teslim alınmasına, ürün bedeli olarak ödendiği anlaşılan 5960 YTL nin davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davacı ve davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-HUMKnun 381 maddesi gereğince mahkeme, hazır olan tarafların iddia ve savunmalarını dinledikten sonra yargılamanın sona erdiğini bildirerek kararını tefhim eder. Kararın tefhimi en az, aynı yasanın 388. maddesinde belirtilen hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur. HUMK.nun 388/son maddesi gereğince de istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenilen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. Yine aynı kanunun 389 maddesinde de hüküm kısmında iki tarafa yükletilen hak ve borçların tereddüde yer vermeyecek şekilde belirtilmesi zorunluluğu tekrarlanmıştır. Aynı maddenin son fıkrası gereğince de zorunlu nedenlerle yalnız hüküm 2008/13775-2009/3205
sonucunun tefhim edildiği hallerde, gerekçeli kararın sonradan belli bir süre içinde yazılması mümkündür. Bu gibi hallerde de HUMKnun 388 maddesine uygun olarak tarafların hak ve yükümlülüklerini açıkça gösteren kısa karar ile daha sonra yazılan gerekçeli kararın birbirine uygun olması zorunludur. Esasen kısa kararı yazıp, tefhim etmekle davadan elini çekmiş olan hakimin artık bu kararını değiştirmesine yasal olanak da yoktur. Öte yandan kısa kararla gerekçeli kararın birbirinden farklı olması yargılamanın aleniyeti, kararların alenen tefhim olunmasına ilişkin Anayasanın 141. maddesi ile HUMKnun yukarda değinilen buyurucu nitelikteki maddelerine de aykırı bir durum yaratır. Ayrıca bu husus kamu düzeni ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir görevdir.
Temyize konu davada, kısa kararda “Davanın kabulüne,dava konusu ayıplı televizyonun teknik servisten davalı şirketçe teslim alınmasına, ürün bedeli olan 5960 YTL nin davalıdan alınıp davacıya verilmesine” şeklinde hüküm kurulmasına rağmen, gerekçeli kararda ise, “davanın kabulüne, dava konusu 19.05.2005 tarihli faturada yazılı LG .. model 106 ekran Plazma TV ve sehpasının yetkili teknik servisten davalı şirketçe teslim alınmasına,ürün bedeli olarak ödendiği anlaşılan 5960 YTL nin davalıdan tahsiline” şeklinde hüküm kurulmuş olması, az yukarda açıklanan kısa kararla gerekçeli kararın birbirine uygun olması gerektiğine ilişkin ilke ve yasa hükümlerine aykırıdır. Mahkemece 10.4.1992 tarih ve 1991/7 Esas 1992/4 sayılı İçtihatı Birleştirme Kararında da benimsendiği gibi kısa karar ile bağlı kalınmadan, ancak kısa karar ile gerekçeli karar arasındaki çelişki giderilecek şekilde yeniden bir karar verilmesi için hükmün bozulması gerekmiştir.
2-Bozma nedenine göre davacı ve davalının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün BOZULMASINA, 2.bent gereğince davacı ve davalının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde davalıya iadesine, 11.3.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi