Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2008/14350 E. 2009/5709 K. 28.04.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/14350
KARAR NO : 2009/5709
KARAR TARİHİ : 28.04.2009

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, Davalı Bakanlığa bağlı olan … Devlet Hastanesinin 1.1.2003-31.12.2003 tarihleri arasındaki temizlik ihalesini aldıklarını, ihalenin 2002 yılının aralık ayında yapılmasına ve bu dönemde uygulanan asgari ücretler dikkate alınarak teklif vermelerine rağmen, asgari ücret tespit komisyonu kararı ile asgari ücretlerde 1.4.2003 ve 1.7.2003 tarihlerinde artırıma gidildiğini, sözleşmenin 15.maddesi uyarınca, fiyat farkının işverence yükleniciye ödeneceğinin kararlaştırıldığını, bu farkların kendilerine ödenmediğini ileri sürerek fazlası saklı 6.00 YTL’nin davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, bilirkişi raporu esas alınarak davacı alacağının 10.441,60 YTL olduğunu, ancak talepten fazlaya hükmedilemeyeceğinden 6.00 YTL’nin davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
1-Davacı asgari ücrette 1.4.2003 ve 1.7.2003 tarihlerinde meydana gelen artış nedeniyle fiyat farklarının kendisine ödenmediğini ileri sürerek eldeki davayı açmıştır. Mahkemece son bilirkişi raporu hükme esas alınarak hüküm tesis edilmişse de, dosyada mevcut bulunan bilirkişi … … tarafından düzenlenen 6.10.2006 tarihli rapor ile 7.3.2007 tarihli ek raporlarda, davacının talebinin asgari ücrette meydana gelen artışlardan doğan fark olmakla birlikte, 1.4.2003 ve 1.7.2003 tarihlerindeki artışların Bakanlar Kurulu’nun 2003/5471 sayılı kararnamesiyle 26.4.2003 tarihli resmi gazetede yayınlanan ve 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun 78. maddesi uyarınca alınacak prim ve verilecek ödemelerin hesabına esas tutulan günlük kazanç sınırlarının belirlendiği, hesaplamanın buna göre yapıldığı, hükme esas alınan bilirkişi raporunda da, 1.4.2003 ve 1.7.2003 tarihlerinde asgari ücret ile sigorta primine esas 2008/14350-2009/5709
kazançlarla alt sınırlar arasındaki farkların hesaplandığı anlaşılmıştır. Ne varki; yanlar arasında imzalanan sözleşmenin eki niteliğindeki şartnamenin 15. maddesinde aynen; “avans verilmeyecektir. 28.11.1990 tarih ve 90/1216 sayılı Bakanlar Kurulu kararının 1/C maddesinde Yardımcı hizmetler sınıfı personeli tarafından yerine getirilmesi gereken hizmet yerlerinin ve tedavi kurumlarının temizlenmesi işleri ile ilgili şartname ve sözleşmelerde, çalıştırılacak SSK’ya tabi personel sayısı ve günlük çalışma saatinin belirtilmesi kaydıyla, asgari ücret tespit komisyonlarınca asgari ücretlerin artırılması halinde aradaki fark, ayrıca bu farktan doğan ve işverence karşılanması gereken Sosyal Sigorta primleri ve işsizlik sigortası kesintilerinde meydana gelecek artış farklarının ödenmesi, ancak; 506 sayılı SSK’na göre alınacak prim ve verilecek ödemeler ile bağlanacak gelir ve aylıkların hesaplanmasında esas alınacak gösterge ve üst gösterge tablolarının değiştirilmesi nedeniyle prime esas alt sınırın artması halinde, işverence karşılanması gereken prim farkların ödenmesi, anılan kararnameye göre mümkün bulunmadığından bu nedenle fiyat farkı ödemesi yapılmayacaktır.” Düzenlemesi mevcuttur. Hukukumuzda sözleşme serbestliği ilkesi bulunmaktadır. BK.nun 19. maddesi uyarınca kanuna ve ahlaka aykırı olmamak kaydıyla taraflar serbestçe sözleşme düzenleyebilirler.
Somut olayda, Davacı 1.4.2003 ve 1.7.2003 tarihlerinde meydana gelen artışlar nedeniyle eldeki davayı açmıştır. Bu artışların, SSK:nun 78. maddesinde düzenlenen günlük kazançlarla ilgili olup, sözleşmenin 15. maddesinin 2. fıkrasında bu artışdan doğan farkların ödenmeyeceği kararlaştırıldığına göre, davanın tümden reddi gerekir. Mahkemece aksine düşüncelerle yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
2-Bozma nedenine göre, davacının temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ; Yukarıda, birinci bentte açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün davalı yararına bozulmasına, ikinci bentte açıklanan nedenlerle davacının temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 28.4.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.