Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2008/2327 E. 2008/4121 K. 25.03.2008 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/2327
KARAR NO : 2008/4121
KARAR TARİHİ : 25.03.2008

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki sözleşmenin iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı kurum ile imzaladığı 2005 yılı protokol hükümlerine göre ilaç temin ettiğini, davalının teftiş raporunu gerekçe göstererek sözleşmeyi 14 yıl süreyle feshettiğini bildirdiğini, feshin haksız olduğunu, ileri sürerek fesih işleminin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacının kuruma fatura ettiği reçetelerde tahrifat bulunduğunun teftiş raporu ile belirlendiğini, eczanede kurum mensuplarına ait … karnelerini bulundurarak değişik doktorlara ilaç yazdırıp sahiplerine vermediği halde kuruma fatura edip haksız kazanç sağladığını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında davalı Bağkur’a bağlı hastaların reçeteye bağlanan ilaç ihtiyacının karşılanması amacıyla sözleşme imzalandığı, davalı tarafça başlatılan inceleme sonunda düzenlenen müfettiş raporu gereğince davacının sözleşmesinin 14 yıl süreyle feshine karar verildiği, aynı gerekçelerle davacı eczacı hakkında suç duyurusunda bulunulduğu ve Cumhuriyet Savcılığınca yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği ve kararın kesinleştiği anlaşılmaktadır. Mahkemece Cumhuriyet Savcılığınca yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda alınan bilirkişi raporuna itibar edilerek fesih işleminin haksız olduğuna karar verilerek dava kabul edilmiş ise de, anılan raporda açıkça taraflar arasındaki sözleşmeye aykırılık yönünden bir inceleme yapılmadığı, yalnızca 2008/2327-4121
inceleme konusu olan reçetelerin şekli açıdan uygunluğunun denetlendiği belirtilmiştir. Öyle ise sadece cezai sorumluluk yönünden şekli inceleme yapılan bu rapora itibar edilerek davanın kabulüne karar verilemez. Delil yetersizliği nedeniyle verilen bu kovuşturmaya yer olmadığına dair karar da bağlayıcı değildir. Bu durumda mahkemece taraflardan delilleri sorulmalı, teftiş dosyası, hazırlık evrakı, taraflar arasındaki sözleşme hükümleri gözetilerek konusunda uzman kişilerden oluşturulacak bilirkişi heyeti aracılığı ile fesih sebeplerinin haklı olup olmadığı, davacının sözleşmeye aykırı davranışı bulunup bulunmadığı taraf, mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli rapor alınarak tespit edilmelidir. Bu yön gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
SONUÇ:Yukarıda Açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davalı yararına BOZULMASINA, 25.3.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.