Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2008/3713 E. 2008/10884 K. 22.09.2008 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/3713
KARAR NO : 2008/10884
KARAR TARİHİ : 22.09.2008

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı ve davalı … avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
K A R A R
Davacı, davalıların … komisyoncusu olduğunu, davalı …’e kendi adına taşınmaz satın alması için vekaletname verdiğini, davalı …’e bu amaçla 18.12.1997 tarihinde 8000 YTL gönderdiğini, ancak davalı …’in taşınmazı kendisi için değil diğer davalı … adına aldığını, ayrıca yine başka bir taşınmaz alması içinde davalı …’e 1500 YTL daha gönderdiğini, ancak …’in bu paraylada taşınmaz almayıp kendisine 400 YTL’nı iade ettiğini, davalı … ‘ın da diğer davalılarla ortak … yaptığını ileri sürerek, toplam 9.100.00 YTL’nın 18.12.1997 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalılardan tahsilini istemiştir..
Davalı, … davacının gönderdiği 8000 YTL’na davacıya taşınmaz aldığını, başka bir taşınmaz için aldığı 1500 YTL’nın tamamını davacıya ödediğini savunarak davanın reddini dilemiş, diğer davalılar davaya cevap vermemişlerdir.
Mahkemece, davalılar … ve … hakkındaki davanın reddine, 9.100,00 YTL’nın da dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalı …’den tahsiline karar verilmiş; hüküm, davacı ve davalı … tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının tüm, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacının davalı …’i kendi adına taşınmaz alması için vekil tayin ettiği ve bu hususta 20.5.1997 tarihli vekaletnamenin 2008/3713-10884
düzenlendiği taraflar arasında uyuşmazlık konusu olmadığı gibi bu husus tarafların ve mahkemenin de kabulündedir. Davacı ile davalı … arasındaki ilişki bu mahiyeti itibariyle vekalet ilişkisidir. Hal böyle olunca davalı vekil B.K. 392/2 maddesi uyarınca zimmetinde kalan paranın faizinide vermeye mecburdur. Vekile B.K 392/2 maddesi ile yüklenen bu sorumluluk nedeniyle paranın iadesi açısından B.K. 101. maddesince temerrüde düşürülmesine gerek bulunmamaktadır. O nedenle davalı vekil, aldığı paraları tahsil ettiği tarihten itibaren faizi ile ödemekle yükümlüdür. Davacı davalının da kabulünde bulunan 1500.00 YTL’nı davalıya hangi tarihte ödediğini ispat edemediğinden 1500,00 YTL’na dava tarihinden itibaren faiz yürütülmesi doğru ise de, davacının 18.12.1997 tarihinde davalıya verdiği para için 18.12.1997 tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerekir. Mahkemece, değinilen bu yön gözardı edilerek 8000 YTL içinde dava tarihinden itibaren faize hükmedilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır. Bozmayı gerektirir.
Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden usulün 438/7 maddesi gereğince hükmün düzeltilerek ONANMASINA karar verilmesi gerekir.
SONUÇ. Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle; davalı …’in tüm, davacının diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bent uyarınca mahkeme kararının hüküm bölümünün iki numaralı bendinin karardan bütünüyle çıkartılarak yerine aynen (davacının davalı … hakkında açtığı davanın kısmen kabulü ile ; 9.100.000.000 TL (9.100.00 YTL)alacağın davalı …”ten alınarak davacıya ödenmesine, hükmedilen bu miktarın 8000 YTL’na 18.12.1997 tarihinden, bakiye 1100 YTL’na ise dava tarihinden itibaren değişen oranlarda yasal faiz yürütülmesine) söz ve rakamlarının yazılmasına, hükmün değiştirilmiş ve düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, aşağıda dökümü yazılı 368.40 YTL kalan harcın davalıdan alınmasına, peşin alınan harcın istek halinde davacıya iadesine, 22.9.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.