YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/4127
KARAR NO : 2008/11884
KARAR TARİHİ : 15.10.2008
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, 1989 yılında …’dan zorunlu olarak … ettiğini, 1990 yılında Devlet Bakanlığının başlattığı bir proje sonucu göçmen evleri yapılacağının taahhüt edildiğini, yapılan duyurular üzerine 1991 yılında … Bankasına 2.500.000 TL değerindeki katkı payını yatırıp gerekli formları doldurarak Bakanlığa göndermesine rağmen bugüne kadar kendisine konut tahsis edilmediğini, ödediği paranın büyük değer kaybına uğradığını, aynı tarihte aynı miktarda para yatıran bir kısım soydaşların konut sahibi olduklarını, bu nedenle bu konutların değeri kadar zarara uğradığını ileri sürerek, kira ve daire bedeli zararı olarak, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik 1.100 YTL’nin yasal faizi ile birlikte ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, imkanlar dahilinde bir kısım konutların yapılarak göçmen vatandaşlara dağıtımının sağlandığını, ancak 1992 yılında konut yapımının durdurulduğunu, 13.5.1992 tarihinde yapılan duyurularla hak sahibi olamayan şahısların yatırdıkları paralarını almalarının istendiğini, davacının ilerde hak sahibi olma düşüncesiyle ödediği parasını almaması nedeniyle kendilerinin kusurlu olmadığını, her başvuru sahibine konut tahsis edileceği konusunda taahhütte bulunmadıklarını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, 5543 sayılı yasanın geçici 1.maddesi gereğince davanın kısmen kabulüne, 2.500.000 TL’nin yatırıldığı tarihten itibaren yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmiş; hüküm, davacı ve davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Davacı …’dan 1989 yılında göçmen olarak geldiğini, davalının 1990 yılında başlattığı proje kapsamında göçmenlere konut yapmayı taahhüt ettiğini, bu taahhüt nedeniyle davalı hesabına 2.500.000 TL. para yatırdığını, konutların teslim edilmediğini ileri sürerek talepte bulunmuş, davalı ise bu konuda broşür yayımlandığını kabul etmekle birlikte her başvuru sahibine konut vermeyi taahhüt etmediklerini, sınırlı sayıda konut üretildiğini, broşür ve yönergede gösterilen şartlar dahilinde puantaj usulüne ve öncelik sırasına göre konut dağıtımının gerçekleştirildiğini, 13.5.1992 tarihinde çıkarılan genelge ile de hak sahibi olamayanlara yatırdıkları paralarını almaları için duyuruda bulunduklarını savunarak davanın reddini dilemiştir. Dosyadaki delillerden davacının 17.9.1991 tarihinde davalının duyurusu üzerine konut sahibi olmak amacıyla davalı hesabına 2.500.000 TL para yatırdığı, davalının çıkardığı yönerge ve broşürde gösterilen konut dağıtımına ilişkin tahsisi sıra ve puanlarının yetersiz kalması nedeniyle kendisine konut tahsis edilemediği, bu icap ve kabule göre de taraflar arasındaki uyuşmazlığın taşınmaz satışından kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Mahkemece 5543 sayılı yasa gereğince ödenen miktarın ödendiği tarihten itibaren faiziyle birlikte tahsiline karar verilmişse de, 5543 sayılı kanunun 1.maddesinin 1.fıkrasının Anayasaya aykırı olduğu gerekçesi ile iptali için dava açıldığı ve Anayasa Mahkemesince de yürütmenin durdurulmasına karar verildiği anlaşıldığından, mahkemece bu davanın bekletici mesele yapılarak hasıl olacak sonuca göre hüküm tesisi gerekirken yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
2-Bozma nedenine göre tarafların diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına.
SONUÇ: Yukarıda 1.bentte açıklanan nedenlerle temyiz edilen kararın BOZULMASINA, 2.bentte açıklanan nedenlerle tarafların diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 15.10.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.