Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2008/8394 E. 2009/221 K. 20.01.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/8394
KARAR NO : 2009/221
KARAR TARİHİ : 20.01.2009

MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR

Davacı banka, 17.01.2005 tarihinde dava dışı Onur Gökhan Gökakın ile imzalanan tüketici kredi sözleşmesini davalının müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatı ile imzaladığını, borcun ödenmemesi nedeniyle icra takibi başlattıklarını, davalının haksız olarak takibe itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptaline ve %40 inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddine karar verilmesini dilemiştir.
Mahkemece, bilirkişi raporu benimsenmek suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Davacı ile asıl borçlu Onur Gökhan Gökakın arasında 10.01.2005 tarihinde imzalanan tüketici kredisi sözleşmesine davalının da kefil olduğu, kredi borcunun taksitlerinin ödenmemesi ve davacı bankanın asıl borçlu ve kefil olan davalı aleyhine icra takibi başlatması üzerine de davacı banka tarafından … bu davanın açıldığı anlaşılmaktadır. 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Yasanın 10.maddesinin 3.fıkrası “Tüketici kredisinin teminatı olarak şahsi teminat verildiği hallerde, kredi veren asıl borçluya başvurmadan, kefilden borcun ifasını isteyemez” düzenlemesini getirmiştir. Yasanın bu hükmü emredici nitelikte olup, emredici hükümlerin mahkemece re’sen dikkate alınması zorunludur. Bu yasal düzenleme doğrultusunda davacı banka asıl borçlu aleyhine icra takibi yapıp, takip semeresiz kalmadıkça kefilden borcun ifasını isteyemez. Somut olayda alacaklı, asıl borçlu ile
2008/8394-221
birlikte kefil hakkında da takipte bulunmuş olup, anılan yasa gereğince kefil olan davalıya ancak asıl borçluya karşı yapılan takibin sonuçsuz kalması halinde başvurulabileceğinden, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, açıklanan husus gözardı edilerek, yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, 20.1.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.