YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/8420
KARAR NO : 2009/132
KARAR TARİHİ : 19.01.2009
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi (Tüketici Mahkemesi Sıfatıyla)
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, dava dışı Şaziye Nihal Yurdakul ile imzalamış oldukları konut destek kredisi sözleşmesini, davalının da müşterek borçlu, müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, sözleşme gereğince gerekli sigortaların yaptırılmasına rağmen sigorta bedellerinin ödenmediğini, alacağın tahsili için başlatılan icra takibine de itiraz edildiğini ileri sürerek, itirazın iptaline, %40inkar tazminatının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, icra takibine yapılan itirazın 3.310,71 YTL’lik kısmı yönünden iptaline, bu miktar üzerinden takibin devamına, inkar tazminatının tahsiline, fazlaya ilişkin istemin ise reddine karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının tüm temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacı ile asıl borçlu Şaziye Nihal Yurdakul arasında imzalanan tüketici kredisi sözleşmesine davalının da kefil olduğu, sözleşme gereğince ödenmesi gereken sigorta bedellerinin ödenmemesi nedeniyle davacı Bankanın asıl borçlu ve kefil olan davalı aleyhine başlatmış olduğu icra takibine vaki itiraz üzerine de “itirazın iptali” istemiyle … bu davanın açıldığı anlaşılmaktadır. 4077 sayılı Tüketicinin
2008/8420-2009/132
Korunması Hakkındaki Yasanın 10.maddesinin 3.fıkrası “Tüketici kredisinin teminatı olarak şahsi teminat verildiği hallerde, kredi veren asıl borçluya başvurmadan, kefilden borcun ifasını isteyemez” düzenlemesini getirmiştir. Yasanın bu hükmü emredici nitelikte olup, emredici hükümlerin mahkemece re’sen dikkate alınması zorunludur. Bu yasal düzenleme doğrultusunda davacı banka asıl borçlu aleyhine icra takibi yapıp, takip semeresiz kalmadıkça kefilden borcun ifasını isteyemez. Somut olayda alacaklı, asıl borçlu ile birlikte kefil hakkında da takipte bulunmuş olup, anılan yasa gereğince kefil olan davalıya ancak asıl borçluya karşı yapılan takibin sonuçsuz kalması halinde başvurulabileceğinden ve davacı tarafından bu kurala uyulmadan davalı aleyhine takip yapıldığı anlaşıldığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken, açıklanan husus gözardı edilerek, yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarda 1.bent gereğince davacının temyiz itirazlarının reddine, 2.bentte açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, 9,40 TL harcın davacıya iadesine, peşin alınan 25,00 TL temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 19.1.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.