YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/8888
KARAR NO : 2008/15256
KARAR TARİHİ : 22.12.2008
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat, tapu tescili davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalının dava dışı kooperatifle yaptığı kat karşılığı inşaat sözleşmesi gereği davalıya verilecek dairelerden birisini haricen yapılan satış vaaadi sözleşmesi ile satın aldığını, davalının sözleşmeden doğan yükümlülüğünü yerine getirmediğini belirterek dairenin adına tesciline ve teslimini, 6.755,00 YTL maddi, 1.000,00 YTL manevi tazminatın tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, taraflar arasındaki satış sözleşmesinin resmi şekilde yapılmadığı için geçersiz olduğu, bu nedenle konut satışına ilişkin bu uyuşmazlık Tüketici Mahkemesinin görevli olmayıp, müddeabihin değerine göre Asliye Hukuk Mahkemeleri görevli olduğu kabul edilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Davalı ile dava dışı arsa maliki … Konut Yapı Kooperatifi arasında … 6. Noterliğince düzenlenen 20.5.1993 tarih ve 19367 yevmiye nolu düzenleme şeklinde inşaat sözleşmesi yapıldığı, bu sözleşme gereği davalı yükleniciye düşen bir dairenin harici sözleşmeyle davacıya satıldığı, dosya içeriğinden anlaşılmaktadır.
Mahkemeninde kabulünde olduğu üzere geçersiz sözleşmeden doğan uyuşmazlıklarda Tüketici Mahkemesi görevli değildir. Bu bağlamda taraflar arasındaki gayrimenkul satışına ilişkin harici sözleşmenin geçerli olup olmadığının irdelenmesi gerekir. Kural olarak TMK.706, BK.213 Tapu Kanununun 26.maddesi gereğince tapulu gayrimenkulün satışına ilişkin sözleşmenin resmi şekilde yapılması gerekir. Ne var ki somut uyuşmazlıkta davalı ile dava dışı arsa sahibi arasında noterlikçe düzenlenen … bir düzenleme şeklinde inşaat sözleşmesi yapılmıştır. Bu sözleşme gereği davalı yüklenici sözleşmeden doğan yükümlülüğünü yerine getirdiğinde sözleşmede kendisine verileceği kararlaştırılan dairelerin adına tesciline ilişkin şahsi bir hak kazanır. Davalı yüklenici sözleşmeden doğan bu hakkını BK.163.maddesi hükmüne göre adi yazılı sözleşme ile 3.kişiye temlik edebilir. Bu durumda alacağın temliki geçerli
olup, temlik … (alıcı) davalıya karşı geçerli bir satış sözleşmesinden doğan tüm yasal haklarını talep edebilir. Yukarda açıklandığı üzere davalı, dava dışı arsa maliki ile yaptığı kat karşılığı inşaat sözleşmesi gereği kendisine düşen daireyi davacıya sattığı için bu sözleşme geçerli olup, mahkemenin sözleşmenin resmi şekilde yapılmadığına ilişkin kabulü doğru değildir.
4822 sayılı yasa ile değişik 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun Amaç başlıklı 1.maddesinde yasanın amacı açıklandıktan sonra kapsam başlıklı 2.maddesinde “Bu kanun, birinci maddesinde belirtilen amaçlarla mal ve hizmet piyasalarında tüketicinin taraflardan birini oluşturduğu her türlü tüketici işlemini kapsar” hükmüne yer verilmiştir. Yasanın 3.maddesinde mal; alışverişe konu olan taşınır eşyayı, konut ve tatil amaçlı taşınmaz malları ve elektronik ortamda kullanılmak üzere hazırlanan yazılım, ses, görüntü ve benzeri gayri maddi malları ifade eder. Satıcı; kamu tüzel kişileri de dahilolmak üzere ticari veya mesleki faaliyetleri kapsamında tüketiciye mal sunan … veya tüzel kişileri kapsar. Tüketici ise bir mal veya hizmeti ticari veya mesleki olmayan amaçlarla edinen kullanan veya yararlanan … yada tüzel kişiyi ifade eder şeklinde tanımlanmıştır.
Bir hukuki işlemin 4077 sayılı yasa kapsamında kaldığının kabul edilmesi için yasanın amacı içerisinde yukarıda tanımları verilen taraflar arasında mal ve hizmet satışına ilişkin bir hukuki işlemin olması gerekir. Somut uyuşmazlıkta davacı ile davalılar arasında konut satışına ilişkin 4077 sayılı yasada tanımlanan şekilde yasa kapsamında satış sözleşmesi ilişkisi bulunduğu anlaşılmaktadır.
4077 sayılı yasanın 23. maddesi bu kanunu uygulanması ile ilgili her türlü ihtilafa tüketici mahkemelerinde bakılacağını öngörmüştür. Taraflar arasındaki uyuşmazlık Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun kapsamında kaldığına göre davaya bakmaya Tüketici Mahkemesi görevlidir. Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında resen gözetilir. Görevle ilgili hususlarda kazanılmış hak söz konusu olmaz. Bu durumda mahkemece görevsizlik kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda gösterilen nedenle BOZULMASINA, davalının temyiz itirazının bu aşamada incelenmesine gerek olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, 22.12.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.