Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2009/10033 E. 2010/725 K. 28.01.2010 T.
Yayınlanma Tarihi: 11.02.2024 08:09
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/10033
KARAR NO : 2010/725
KARAR TARİHİ : 28.01.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalıların borçlarına karşılık 76.000 DM bedelli borç senedini imzalayıp verdiklerini, vadesinde ödeme yapılmadığından icra takibi yaptığını, yapılan icra takibine de davalı borçluların itiraz ettiğini ileri sürerek, haksız itirazının iptaline ve % 40 icra inkar tazminata karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, usulüne uygun tebliğe rağmen duruşmaya gelmemiş, savunmada bulunmamışlardır.
Mahkemece, davacının iddiasını ispat edemediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı karz akdine dayanarak itirazın iptalini istemiş ve alacağının senede bağlı olduğunu ileri sürerek, 13.01.2001 tarihli tercüme belgeyi sunmuştur. Anılan belgede, davalılar ile davacı arasındaki alacak sözleşmesi olduğu açıklandıktan sonra, borçluların bu sözleşmeye uymayı taahhüt ettikleri ve borçlu davalıların toplam 76.000 DM. borcu 12.3.2001 tarihine kadar ödemeyi taahhüt ettikleri açıklanmıştır. Açıklanan şekli ile anılan belge, borç ikrarını içeren adi senet hükmünde olup, davacının alacağının varlığını kanıtlamaktadır. Öyle olunca davalı tarafın borcu ödediğini isbat etmesi gerekir. Davasını yazılı belge ile isbatlayan davacının, hakimin hatırlatması üzerine davalıya yemin teklif etmeyeceğini bildirmesi de sonuca etkili değildir. İsbat yükü kendisinde olan davalı tarafın senede bağlı borcunu ödediğini yasal delillerle ispat etmelidir.
2009/10033-2010/725
Kaldı ki, mahkemenin kabulünde olduğu gibi belgenin yazılı delil başlangıcı olarak kabul edilmesi halinde dahi davacıya delil listesi ve tanıklarını bildirmesi için süre verilmeden, yemin teklif hakkı hatırlatılarak sonuca gidilmesi de doğru değildir.
Öyle ise, mahkemece ispat külfetinin davalıda olduğu kabul edilerek davalıdan ödeme iddiası hakkındaki tüm delilleri sorulup, toplanmalı ve gerektiğinde davalı tarafın davacıya yemin teklif etme hakkı olduğu da hatırlatılarak sonucuna göre karar verilmelidir. Mahkemece bu yön gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, 28.1.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.