YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/10115
KARAR NO : 2010/2796
KARAR TARİHİ : 09.03.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, telefon alım-satımı hususunda faaliyet gösteren işyerinin sahibi olduğunu, davalıdan ikinci el olarak satın aldığı iki adet telefonu dava dışı şahıslara sattığını, ancak telefonların hırsızlık malı olması nedeniyle dava dışı müşterilerinin elinden alınarak gerçek sahiplerine teslim edildiğini, ceza davasında yargılanıp beraat ettiğini, çevresinde ticari itibar kaybına uğradığını ileri sürerek 6.000.00 TL manevi tazminat ile ceza davasında ödediği 150.00 TL vekalet ücreti ile, cep telefonlarını sattığı şahıslara ödediği 350.00 TL.nin davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, ceza mahkemesinde sanıkların çalıntı olan telefonların suç eşyası olduğunu bilmedikleri, suç eşyasını isteyerek satın alıp kabul etmediklerinin belirlendiği, davacının bu tür olayları bilecek durumda olup basiretli tacir gibi davranması gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davalının davaya konu telefonları ikinci el olarak davacıya sattığı davalının hazırlık soruşturması ile ceza mahkemesindeki beyanı ile anlaşılmaktadır. Davalıca davacıya satılan telefonlarında hırsızlık malı olması nedeniyle davacının sattığı kişilerin elinden alındığı ve davacının bu telefonların bedellerini dava dışı şahıslara ödediğide dosya kapsamı ile sabittir. Davacı ve davalı ile dava dışı şahsın hırsızlık malı bilerek satın almak suçundan yargılandıkları ceza mahkemesinde tüm sanıkların hırsızlık malı olan telefonları bu durumu bilerek alıp sattıklarının ispat edilemediği gerekçesiyle beraat kararı verilmiştir. BK.nun 53.maddesi uyarınca ceza mahkemesinde verilen beraat kararı hukuk hakimini bağlamaz. Ceza mahkemesi tarafından kabul edilen maddi olgu ise davalının davacıya karşı olan hukuki sorumluluğunu ortadan kaldıracak nitelikte değildir. Zira ceza mahkemesince davalının davacıya cep telefonu satmadığına dair bir belirleme bulunmamaktadır. Davacının cep telefonu satışıyla iştigal etmeside davalıyı sorumluluktan kurtarmaz. Hal böyle olunca davalının cep telefonu bedellerinden dolayı davacıya karşı sorumlu olduğunun kabulü gerekir. Mahkemece, davacının cep telefonları bedelini davalıdan isteyebileceği kabul edilerek hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken, dosya kapsamına uygun bulunmayan yazılı gerekçe ile bu kalem isteği reddetmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bozmayı gerektirir.
3-Cep telefonu ile iştigal eden, bu konuda işyeri çalıştıran davacının olay nedeniyle ceza mahkemesinden yargılandığı tartışmasızdır. Beraat etse dahi ceza mahkemesinde sanık olarak yargılanan davacının kişilik haklarının zarara uğradığı ve aynı zamanda dava dışı şahıslara sattığı ve davacıdan aldığı telefonların hırsızlık malı olması nedeniyle ticari itibarının sarsıldığının kabulü zorunludur. Bu itibarla olayın oluşuna uygun bir manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesi gerekir. Mahkemece değinilen bu yön gözetilerek olaya uygun, takdir edilecek bir miktar manevi tazminatın kabulüne karar verilmesi gerekirken bu kalem isteğin reddine karar verilmiş olması da usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle; davacının diğer temyiz itirazlarının reddine, 2 ve 3 numaralı bentler uyarınca temyiz olunan kararın davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan 15.60 TL temyiz harcının istek halinde iadesine, 9.3.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.