YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/10702
KARAR NO : 2010/4191
KARAR TARİHİ : 30.03.2010
MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tesbit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı esas davanın kısmen kabulüne kısmen reddine, karşı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davalı (karşı davacı) avukatınca duruşmalı davacı (karşı davalı) avukatınca duruşmasız olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı vekili avukat … … ile davacı vekili avukat …’ın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı ile imzaladığı 2.7.1987 tarihli devre tatil sözleşmesi gereğince, … İlçesi, … mevkiinde bulunan 911 ve 1139 parsel sayılı taşınmazlar üzerindeki … Tatil Sitesinde E bölgesinde bulunan 216 kapı no’lu evin, 7-15 numaralı devre tatil hakkına sahip olduğunu, davalı tarafından gönderilen 14.2.2005 tarihli yazı ile, yenileştirme ve iyileştirme kapsamında siteye 11.557.000 YTL. tutarında harcama yapıldığını, bu miktarın devre sahiplerinin hisselerine düşen tutarlarda ödemeleri gerektiğinin bildirildiğini, oysa ki sözleşmenin 10. maddesinin c fıkrası gereğince, devre sahipleri olarak ödemekle yükümlü oldukları miktarın, devre servis bedellerinden ibaret olduğunu, davalının belirlediği devre servis bedelini de ödediğini, kapasite artırma ve ek gelir sağlamayı amaçlayan otel, havuz gibi harcamaların devre sahiplerinden talep edilemeyeceğini, bu talebin 4077 sayılı yasa ve yönetmelik hükümlerine ve hakkaniyet ilkelerine de aykırı olduğunu ileri sürerek, davalıya yenileme katkı payı adı altında ödeme yapmakla sorumlu olmadığının tespitiyle bu konuda yaratılan muarazanın men’ine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, yenileme katkı payına ilişkin talebin, sözleşme, yasa ve yönetmelik hükümlerine uygun olduğunu savunarak, davanın reddini dilemiş, birleştirilen davada ise, yapılan bu imalatlar nedeniyle devre tatil hakkının rayiç değerinin arttığını, bu artış oranında da davalı-karşı davacının sebepsiz zenginleştiğini belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, 2.189 YTL tazminatın, zenginleşmenin meydana geldiği 29.12.2005 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir.
Mahkemece, asıl dava yönünden, davanın kısmen kabulüne, davacının, yenileme katkı payı olarak talep edilen bedelin, 226 YTL’lik miktarından borçlu olduğunun, bakiye 1.416 YTL’lik miktarından ise borçlu olmadığının tespitine, birleşen davanın ise, BK.nun 66. maddesi gereğince 1 yıllık sürede açılmadığından zamanaşımı nedeni ile reddine karar verilmiş; hüküm, davacı ve davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin taktirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Az yukarda da kısaca özetlendiği gibi davacı, davalı şirket tarafından gönderilen 14.2.2005 tarihli yazı ile, yapılan işler gerekçe gösterilmek suretiyle, yıllık olarak belirlenen servis ücreti dışında, “yenileme katkı payı” adı altında ödeme yapılmasının talep edilemeyeceğini belirterek, borçlu olmadığının tespitini ve bu hususta yaratılan muarazanın men’ini istemiş, davalı ise, yapılan yenileyici ve iyileştirici imalatlar nedeniyle devre tatil sahiplerinin hisselerine düşen bedeli ödemekle yükümlü olduklarını, bu nedenle davacının talebinde haklı olmadığını savunmuş, açmış olduğu birleşen dava ile de, davalı-karşı davacının sebepsiz zenginleşmesine dayanarak, tazminat isteminde bulunmuştur. Mahkemece, asıl davada, 27.7.2007 tarihli bilirkişi raporu ve 4.6.2008 tarihli ek rapor gereğince hüküm kurulmuş ise de, söz konusu raporlarda; 2001 yılından başlayarak 2006 yılı sonuna kadar, davalı şirket tarafından yapılan makul ve normal tamirat, tadilat, yenileme ve onarım giderlerinden, ünite ve devre başına düşen bedelin tespit edildiği ve buna göre davacının ünite tipine göre sorumlu olması gereken miktarın belirlendiği anlaşılmaktadır. Ancak asıl dava açısından davanın dayanağı, 14.2.2005 tarihli yazı kapsamında talep edilen yenileme ve iyileştirme giderlerinden doğan katkı payı alacağı olduğuna göre, davacının … bu davada borçlu olmadığının tespitini talep ettiği 14.2.2005 tarihli yazı kapsamında istenen bedel gözetilerek, bu tarihe kadar yapılan yenileyici ve iyileştirici giderler nedeniyle davacıdan talep edilebilecek tutarın belirlenmesi ve bu tutar dışındaki bedelden davacının borçlu olmadığının tespitine 2009/10702-2010/4191
karar verilmesi gerekirken, anılan yazı tarihi aşılarak 2006 yılı sonuna kadar yapılan iyileştirme bedelleri üzerinden değerlendirme yapılması, usul ve yasaya aykırı olup davacı yararına bozmayı gerektirir.
3-Birleşen dava ile ilgili temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
Davalı-karşı davacı şirket tarafından, 29.12.2005 tarihi itibariyle devre sahibinin sebepsiz zenginleşmesinin meydana geldiği belirtilerek, bu tarihe kadar yapılan yenileme giderleri nedeniyle tazminat isteminde bulunulduğuna göre, benzer dosyalarda Dairemize ait bozma kararlarında da ayrıntılı olarak açıklandığı üzere, davalı-karşı davacının, objektif iyiniyet kurallarına göre, evlerin ve müşterek kullanıma ayrılan yerlerin normal olarak kullanılabilmesi, varlığını koruyabilmesi için zaruri olan bakım ve onarımı, evlerdeki yıpranan eşyaların zorunlu olarak yenilenmesi için gereken masrafları davacı-karşı davalı devre tatilciden sözleşme kapsamına göre isteyebileceğinin kabulü gerekeceğinden, davalı-karşı davacı şirketin sebepsiz zenginleşmeye dayalı söz konusu talep hakkının da anılan sözleşmeden doğduğunun kabulü gerekir. Sözleşmeden doğan davalarda, Borçlar Kanununun 125. maddesi gereğince zamanaşımı süresi 10 yıl olup, birleşen davanın açıldığı tarih itibariyle de 10 yıllık zamanaşımı süresi dolmadığından, mahkemece işin esası incelenerek, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, davanın sözleşmeden doğduğu gözardı edilerek, yazılı şekilde birleşen davanın zamanaşımı nedeni ile reddine karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan 1.bent gereğince tarafların diğer temyiz itirazlarının reddine, temyiz edilen kararın, 2.bent gereğince davacı-karşı davalı, 3. bent gereğince ise davalı-karşı davacı şirket yararına BOZULMASINA, 750.00 TL duruşma avukatlık parasının karşılıklı alınarak birbirlerine ödenmesine, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 30.3.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.